Akıl meyhanem…
Bende hiç bu kadar çok olmamıştın
Beynime bir sen koyup
Seni düşünmüşüm
Senin gibi düşünmüşüm
Bir şeyleri çözemediysem eğer kendimi değil
İçime koyduğum seni çözemedim
Sen çözülecek kadar basit değilsin ki …
Düşünmenin /düşünebilmenin bir töresi yokmuş
Aklıma düşünce o kar beyazı gülüşlerin
Bendeki seni bir yerinden çözüyorum
Alın yazım...
Bende hiç bu kadar derin kazılmamıştın
Alnıma bir sen yazmış
Seni yaşamışım
Senin gibi yaşamışım
Bir şeyleri yaşayamadıysam eğer kendimi değil
Alnıma yazdığım seni yaşayamadım
Sen bir ömürde yaşanacak kadar az değilsin ki…
Yaşamanın /yaşayabilmenin bir töresi yokmuş
Aklıma düşünce o hayat dolu öpüşlerin
Sana/seni bir yerinden yaşamaya başlıyorum
Gönül terazim…
Bende hiç bu kadar ağır olmamıştın
Kefeme bir sen koymuş seni tartmışım
Bir şeyleri tartamadıysam eğer kendimi değil
Kefeme koyduğum seni tartamadım
Sen bir kefede tartılacak kadar hafif değilsin ki…
Sevmenin /sevilmenin bir töresi yokmuş
Aklıma düşünce o yel gibi gidişlerin
Sana/eteklerine bir yerinden tutunuyorum
Gözyaşım…
Bende hiç bu kadar coşkun olmamıştın
Yanaklarımda senin izin var sen çağlamışım
Bir şeyleri durduramadıysam eğer kendimi değil
Gözlerimden akan seni durduramadım
Sen önüne set çekilecek kadar durgun değilsin ki…
Sen olmanın
/senin olmanın bir töresi yokmuş
Aklıma düşünce akıp bir çağlayana dönüşlerin
Sana/sularına bir yerinden karışıyorum
Ne vardı gözlerinde
Belki açlık…
Belki fısıltılarla kesilen bir sessizlik
Belki gecenin renginden iliklerimize işleyen arzu
Belki yazgımızın bu yaşama dair dipnotları
Ne vardı gözlerinde
Dünleri bugünümüzden biliyorsak eğer
Seni/sana yaşadığımı
Sana/seni karıştığımı
Seni/sana düşündüğümü
Sana/seni tutunduğumu yarın olunca anlayacaksın
…
Keşke bugünümüzü anlamanın bir töresi olsaydı Berfila
O zaman hiçbir şey yarına bırakılmazdı
(sabrım tükendi ne zaman geleceksin Berifila)
Bekir K. Ahıskalı
Nisan 14 2008
Utangaç bir mutluluk Berfilka -15
21 Temmuz 2010 Çarşamba
Keşke bugünümüzü anlamanın bir töresi olsaydı Berfila
Berfila… Düşlerimin çöllere düşen yolu…
Aklımın sütunları yıkıldı bir bir
Kehkeşanlara tutunamam artık
Burçlarımı asumanda kaybettim
Hislerimde sönmüş bir yıldız yalnızlığı var
Yastıklarım seninle düşlenirdi
Bir bakışlık vuslatın için
Bin firaka razı olurdum
Bir dudaklık neşeye düçar olasın diye
Bin eleme kucak açardım
Kendime haram kıldığım uykulara sığınıp
Elemli başımı yastıklara koyunca
Yastıklarım seninle düşlenirdi
Uykularımdaki huzurum
Bir yarasanın kanat çırpmasıyla bozulurdu
Seni düşlerde bile suçlayamam/ suçlu ben olurum
Düşü gören kadar düşe gelen suçlu olamaz mıydı?
Gündüz bizim, gece bizimdi de
Düşler bizim değil miydi Berfila?
…düşleri ben mi yarattım ?
Ocaksız bir yangının ortasındayım
Göz dehlizlerimden yangına verildim
Dumansız bir ateştir bağrımda yanan
Yüreğimde alazını kaybetmiş köz yalnızlığı var
Ayakkabı numaramı ezberleyen yolları
Yürümez oluyor... ayaklarımdan boğulmaya başlıyorum
Zincirlerinden boşalınca göz pınarlarımdakiler
Bir bir devriliyor gözlerime ördüğüm bentler
Bir sevda daha kaybetmesin diye varlığını
Kendi düşlerimin cinayetini işliyorum
Umutsuz bir sevda daha fitilini ateşleyip kendini yangına veriyor
Gözlerimden yaşlar dökerek yürümeye çalışıyorum
Ayakkabı numaramı ezberleyen yolları
Hayal kurarken ki huzurum
Bir bedevinin izbe bakışlarıyla bozuluyor
Sen çöllere düşürsen bile suçlayamam/suçlu ben olurum
Çöle düşen kadar çöle düşüren suçlu olamaz mıydı?
Sevda bizim, aşk bizimdi de
Çöller bizim değil miydi Berfila?
…çölleri ben mi yarattım ?
Ya kendimi görürsem diye
Aynalara bakamaz oldum
Titriyor saçımı tarayan ellerlim
Ellerimde sıtmalı bir hastanın elemli yalnızlığı var
Tin çekirdeği midir beynim Babil’in bahçesinde
Ayrılık böyle mi olur aşkların taş yazmalı lehçesinde
Kanatlarıma bu dağvari ayrılığı kim yükledi ki
Nasıl reva görüldü bir karıncaya o kartal yükü
Bilirim Berfila
Hiç bir aşk yırtıldığı yerden yama tutmaz… lakin...
Sevdimse bir kere düşlerimde bile el etmem/elletmem
Adımı kim eskiye yazdı, dallarıma ayrılığı kim aşıladı
Tin çekirdeği midir beynim Babil’in bahçesinde
Omuzlarımdaki huzurum
Esip giden bir fırtınanın suskunluğuyla bozuluyor
Seni ayrılıklarda bile suçlayamam/ suçlu ben olurum
Aşık olan kadar aşık eden suçlu olamaz mıydı?
Göz bizim, kirpik bizimdi de
Yaşlar bizim değil miydi Berfila?
…yaşları ben mi yarattım?
Her aşk yaşandığı devrin masalıdır. Aşkta eskirmiş aşıkta Berfila
Bekir K. Ahıskalı
Nisan 07.2008
Utangaç bir mutluluk Berfila 14
Kehkeşanlara tutunamam artık
Burçlarımı asumanda kaybettim
Hislerimde sönmüş bir yıldız yalnızlığı var
Yastıklarım seninle düşlenirdi
Bir bakışlık vuslatın için
Bin firaka razı olurdum
Bir dudaklık neşeye düçar olasın diye
Bin eleme kucak açardım
Kendime haram kıldığım uykulara sığınıp
Elemli başımı yastıklara koyunca
Yastıklarım seninle düşlenirdi
Uykularımdaki huzurum
Bir yarasanın kanat çırpmasıyla bozulurdu
Seni düşlerde bile suçlayamam/ suçlu ben olurum
Düşü gören kadar düşe gelen suçlu olamaz mıydı?
Gündüz bizim, gece bizimdi de
Düşler bizim değil miydi Berfila?
…düşleri ben mi yarattım ?
Ocaksız bir yangının ortasındayım
Göz dehlizlerimden yangına verildim
Dumansız bir ateştir bağrımda yanan
Yüreğimde alazını kaybetmiş köz yalnızlığı var
Ayakkabı numaramı ezberleyen yolları
Yürümez oluyor... ayaklarımdan boğulmaya başlıyorum
Zincirlerinden boşalınca göz pınarlarımdakiler
Bir bir devriliyor gözlerime ördüğüm bentler
Bir sevda daha kaybetmesin diye varlığını
Kendi düşlerimin cinayetini işliyorum
Umutsuz bir sevda daha fitilini ateşleyip kendini yangına veriyor
Gözlerimden yaşlar dökerek yürümeye çalışıyorum
Ayakkabı numaramı ezberleyen yolları
Hayal kurarken ki huzurum
Bir bedevinin izbe bakışlarıyla bozuluyor
Sen çöllere düşürsen bile suçlayamam/suçlu ben olurum
Çöle düşen kadar çöle düşüren suçlu olamaz mıydı?
Sevda bizim, aşk bizimdi de
Çöller bizim değil miydi Berfila?
…çölleri ben mi yarattım ?
Ya kendimi görürsem diye
Aynalara bakamaz oldum
Titriyor saçımı tarayan ellerlim
Ellerimde sıtmalı bir hastanın elemli yalnızlığı var
Tin çekirdeği midir beynim Babil’in bahçesinde
Ayrılık böyle mi olur aşkların taş yazmalı lehçesinde
Kanatlarıma bu dağvari ayrılığı kim yükledi ki
Nasıl reva görüldü bir karıncaya o kartal yükü
Bilirim Berfila
Hiç bir aşk yırtıldığı yerden yama tutmaz… lakin...
Sevdimse bir kere düşlerimde bile el etmem/elletmem
Adımı kim eskiye yazdı, dallarıma ayrılığı kim aşıladı
Tin çekirdeği midir beynim Babil’in bahçesinde
Omuzlarımdaki huzurum
Esip giden bir fırtınanın suskunluğuyla bozuluyor
Seni ayrılıklarda bile suçlayamam/ suçlu ben olurum
Aşık olan kadar aşık eden suçlu olamaz mıydı?
Göz bizim, kirpik bizimdi de
Yaşlar bizim değil miydi Berfila?
…yaşları ben mi yarattım?
Her aşk yaşandığı devrin masalıdır. Aşkta eskirmiş aşıkta Berfila
Bekir K. Ahıskalı
Nisan 07.2008
Utangaç bir mutluluk Berfila 14
Etiketler:
Berfila… Düşlerimin çöllere düşen yolu…
Kendimi Gecelerde Arıyorum Berfila
Yıldızın bir başka sönük olur o akşam
Gözyaşlarının ibadet zamanıdır
Gözündeki ıslak perdeleri indirir
Hayallerini erkenden yatırıp
Damlaları yukarıdan aşağıya yuvarlarsın
Ağladıkça sen olursun
Ağladıkça arınırsın nefsinden
Ağlayarak sabahları ötelemek istersin
Sabahlar saçlarını ağartmayı bekler.
Ötelenmez/öteleyemezsin
Bir önceki gündüzden omuzladığın neşe
Yüreğin için biçilmiş bir kıvamlık kaftan gibidir
Boşuna bekleme
Kendisi gelmez/gelemez
Hayalini gönderir
Gecenin o saatinde sen bile gelemezsin kendine
Elinde kalır kafdağından getirdiğin güller
Baktığın aynalarda senin olmayan gülen gözler belirir
Aynadaki bir nazarı tam ortasından yakalayıp
Gecelere yaslanmak istersin
Geceler bağrında taştan yastıklar saklar
Yatmazsın/ yatamazsın
Karanlık her yöne koşmaya başlamıştır
Akrep yatar,
yelkovan uyuşur…
Saatlerin zembereği sökülür
durdurulur zaman
Dolunay sancılı,
hava düşman soluğu gibidir
Yeller yüzünü okşamaz …
hançer gezdirir teninde
Kılcal damarların çatlamasın diye vakti akıtmak,
Zamanı itelemek istersin
Zaman sıkıntı anında yere çömelir
Akmaz/akıtamazsın
Gecelere aldırma
Sen gecede değilsin
gece senin içindedir
Ayın ışıkları devşirme
Yıldızları kaçaktır
Sabahlarında
Gözlerin ay yüzlü bir güzeli beklemesin
Bakmasını bilirsen eğer güzel olan sensin…
Ümit pınarların kurumuşsa eğer
Emanet neşeyle şenlenmez gece ve gönül
Sen gönlüne bir güneş asamadıktan sonra
Gökyüzündeki güneş seni aydınlatamaz
Isınmaz/ısınamazsın
Kendi güneşinle aydınlanır
Gecene sığınır/karanlığında boğulursun
Gözyaşınla yıkayamadığın benliğini
Okyanuslarda yıkamayı deneme
Arınmaz/arındıramazsın
Yalnızlığından firar etmeyi unutma Berfila…
Kendisinden gidemeyen insan
Kendine gelemez…
Zaman gece olsa bile
Gönül çıkınındakilerini sırtlayıp
Hüzün okyanuslarına açılmalı
Sabahları ötelemeli
Önce kendinden gitmeli insan
Kendimi gecelerde arıyor
Bulamıyorum Berfila
Yoksa giderken beni(de) mi götürdün?
Bekir K. Ahıskalı
Nisan 02.2008
Utangaç bir mutluluk Berfila 1313
Gözyaşlarının ibadet zamanıdır
Gözündeki ıslak perdeleri indirir
Hayallerini erkenden yatırıp
Damlaları yukarıdan aşağıya yuvarlarsın
Ağladıkça sen olursun
Ağladıkça arınırsın nefsinden
Ağlayarak sabahları ötelemek istersin
Sabahlar saçlarını ağartmayı bekler.
Ötelenmez/öteleyemezsin
Bir önceki gündüzden omuzladığın neşe
Yüreğin için biçilmiş bir kıvamlık kaftan gibidir
Boşuna bekleme
Kendisi gelmez/gelemez
Hayalini gönderir
Gecenin o saatinde sen bile gelemezsin kendine
Elinde kalır kafdağından getirdiğin güller
Baktığın aynalarda senin olmayan gülen gözler belirir
Aynadaki bir nazarı tam ortasından yakalayıp
Gecelere yaslanmak istersin
Geceler bağrında taştan yastıklar saklar
Yatmazsın/ yatamazsın
Karanlık her yöne koşmaya başlamıştır
Akrep yatar,
yelkovan uyuşur…
Saatlerin zembereği sökülür
durdurulur zaman
Dolunay sancılı,
hava düşman soluğu gibidir
Yeller yüzünü okşamaz …
hançer gezdirir teninde
Kılcal damarların çatlamasın diye vakti akıtmak,
Zamanı itelemek istersin
Zaman sıkıntı anında yere çömelir
Akmaz/akıtamazsın
Gecelere aldırma
Sen gecede değilsin
gece senin içindedir
Ayın ışıkları devşirme
Yıldızları kaçaktır
Sabahlarında
Gözlerin ay yüzlü bir güzeli beklemesin
Bakmasını bilirsen eğer güzel olan sensin…
Ümit pınarların kurumuşsa eğer
Emanet neşeyle şenlenmez gece ve gönül
Sen gönlüne bir güneş asamadıktan sonra
Gökyüzündeki güneş seni aydınlatamaz
Isınmaz/ısınamazsın
Kendi güneşinle aydınlanır
Gecene sığınır/karanlığında boğulursun
Gözyaşınla yıkayamadığın benliğini
Okyanuslarda yıkamayı deneme
Arınmaz/arındıramazsın
Yalnızlığından firar etmeyi unutma Berfila…
Kendisinden gidemeyen insan
Kendine gelemez…
Zaman gece olsa bile
Gönül çıkınındakilerini sırtlayıp
Hüzün okyanuslarına açılmalı
Sabahları ötelemeli
Önce kendinden gitmeli insan
Kendimi gecelerde arıyor
Bulamıyorum Berfila
Yoksa giderken beni(de) mi götürdün?
Bekir K. Ahıskalı
Nisan 02.2008
Utangaç bir mutluluk Berfila 1313
Etiketler:
Kendimi Gecelerde Arıyorum Berfila
Ben hırçın bir çığlığım Berfila,
Ben hırçın bir çığlığım
Ayrılık anını takvimlerden koparan
Kaba ve kırıcı sessizliği katleden
Bende yalçın kayalar gibiyim
Kıyılarımı süpüren
Dalgalara boyun eğmem/ eğemem Berfila,
Ben arsız bir sevdayım
Gözleri silik bir lehçe olsa da kullandığım dilin
Yağmurlardan daha çok konuşmalıyım
Bende yüce dağlar gibiyim
İçimdeki yalnızlık bedenimi yırtıyor diye
Gölgeden dağları sevmem/sevemem Berfila,
Ben sevdadan müteşekkilim
Bana insanlık veren
Ne kalemimdir ne de kelamım
Bende çekilen sevdalar gibiyim
Darıdan bir lokmayla kandırılıp
Pazar tezgahlarında satılmam/satılamam Berfila,
Ben sevda çölünde bedeviyim
Ateştendir bastığım topraklar
Kimsenin uğramadığı çeşmelerim yoktur
Kumlara düşen gölgemin bile teni alev alevdir
Bende evladı sürgüne giden analar gibiyim
Yüreğimden kum fırtınaları akıtırım lakin
Göz pınarlarımda çölleşmem/çölleşemem Berfila
Ben bu dalın bülbülüyüm
Saçına yel değmesin diye
Tüm rüzgarları içime çekerim
Mesken edinmişimdir açtığın dalı
Nöbet tutar, emir bekler secde ederim
Bende sevdasına sevdalı Mecnun gibiyim
Bir başka gül ile elleşmem/elleşemem Berfila
Anla artık Berfila
Bir sana pervaneyim
Yalnız sana divaneyim
Bende sadık bir buse gibiyim
Başka dudaklara düşmem/düşemem Berfila
Bekir Kale Ahıskalı
Mart 10, 2008
Utangaç bir mutluluk Berfila 10
Ayrılık anını takvimlerden koparan
Kaba ve kırıcı sessizliği katleden
Bende yalçın kayalar gibiyim
Kıyılarımı süpüren
Dalgalara boyun eğmem/ eğemem Berfila,
Ben arsız bir sevdayım
Gözleri silik bir lehçe olsa da kullandığım dilin
Yağmurlardan daha çok konuşmalıyım
Bende yüce dağlar gibiyim
İçimdeki yalnızlık bedenimi yırtıyor diye
Gölgeden dağları sevmem/sevemem Berfila,
Ben sevdadan müteşekkilim
Bana insanlık veren
Ne kalemimdir ne de kelamım
Bende çekilen sevdalar gibiyim
Darıdan bir lokmayla kandırılıp
Pazar tezgahlarında satılmam/satılamam Berfila,
Ben sevda çölünde bedeviyim
Ateştendir bastığım topraklar
Kimsenin uğramadığı çeşmelerim yoktur
Kumlara düşen gölgemin bile teni alev alevdir
Bende evladı sürgüne giden analar gibiyim
Yüreğimden kum fırtınaları akıtırım lakin
Göz pınarlarımda çölleşmem/çölleşemem Berfila
Ben bu dalın bülbülüyüm
Saçına yel değmesin diye
Tüm rüzgarları içime çekerim
Mesken edinmişimdir açtığın dalı
Nöbet tutar, emir bekler secde ederim
Bende sevdasına sevdalı Mecnun gibiyim
Bir başka gül ile elleşmem/elleşemem Berfila
Anla artık Berfila
Bir sana pervaneyim
Yalnız sana divaneyim
Bende sadık bir buse gibiyim
Başka dudaklara düşmem/düşemem Berfila
Bekir Kale Ahıskalı
Mart 10, 2008
Utangaç bir mutluluk Berfila 10
Kapalı gül goncası gibiydi tebessümleri
Ben onu tanıdığımda on yılı kayıptı
Oysa ben kayıp ömrümü arıyordum
Gölgemize sığınan bedenlerimize baktım
Sürekli bir akşam hüznü vardı içimizde
Biliyordum karşılıksız sevdikçe ikimiz
Sonumuz kötü olacaktı ,
Ölümü uzatacaklardı
Sevgiliye sakladığımız yataklarımızın diğer yarısına
Kapalı gül goncası gibiydi tebessümleri
Dudakları karanfil gibi kokuyordu
Ve ağzı ağzımın içindeydi
Dudaklarından dudaklarıma nikotin serpmişti
Hala onun sarhoşuydum belki de
Yeni boy vermiş yonca gibiydi
Uzadıkça güzelleşiyordu bakışları
Ve yoncalar en uzun olduklarında kesiliyorlardı
Bu sebepten di ona kesilişim
Onsuzluktan ıslanan gözlerimi kurutmak için
Rüzgara çıkarıyordum kendimi
Nasıl ki bir ağacın yaprakları birbirine dokunur
Tenlerimiz birbirine öyle değiyordu
Hasırdan örülü yalnızlıktı ayrılık
Bir atmacayı büyütür gibi büyütüyorduk
Geceyi uğurlamaya gelen aydınlığa baktım
Sesinin duruluğundan utanıyordu
Islanma dediği
Sesinden ıslanıyordum
Nerede olursam olayım
Sesi hep beni bulsun istiyordum
Dünümü
Bugünü güzel kılan varlığıydı
Yaşadığımız hayattı
Ölümü yaşanmamıştık ki bilelim
Ben görmüyordum ya
Sanıyordum ki
Elleri…Gözleri…Dudakları…
Bir yerlerden bir şiire giriyorlar
Çocuktuk daha
Çokta zengindik
Büyüdükçe tükendi hayal sermayemiz
Olgunluk bedenlerimize bir ur gibi sessizce yerleşiyordu
İnsanlar uyurlarken ben onu dolaşmaya çıkardım
İstemediğimiz bir yaşama parmak bastırılmış
Gemsiz ve eğersiz bir ata bindirilmiştik
Düşe…bine…
Yatağa gire çıka büyütmüştü hayat bizi
Nasıl ki yapraklar öteki yüzünü bilmez
Bu yüzden sırtını dönemez rüzgara
İstemediğimiz yaşama sırtımızı dönememiştik bir türlü
Ama biz yürekten seviyorduk
Yürekten sevmeyeni isteyerek öpmezdik ki
Bu sebeple patladı gözlerimize sakladığımız sevgi
Ey hayat
Sevgilinin sesini emdirdiğin yeter
Bize dudaklarımızı göster artık
Bekir K Ahıskalı
26.10.2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-32
Oysa ben kayıp ömrümü arıyordum
Gölgemize sığınan bedenlerimize baktım
Sürekli bir akşam hüznü vardı içimizde
Biliyordum karşılıksız sevdikçe ikimiz
Sonumuz kötü olacaktı ,
Ölümü uzatacaklardı
Sevgiliye sakladığımız yataklarımızın diğer yarısına
Kapalı gül goncası gibiydi tebessümleri
Dudakları karanfil gibi kokuyordu
Ve ağzı ağzımın içindeydi
Dudaklarından dudaklarıma nikotin serpmişti
Hala onun sarhoşuydum belki de
Yeni boy vermiş yonca gibiydi
Uzadıkça güzelleşiyordu bakışları
Ve yoncalar en uzun olduklarında kesiliyorlardı
Bu sebepten di ona kesilişim
Onsuzluktan ıslanan gözlerimi kurutmak için
Rüzgara çıkarıyordum kendimi
Nasıl ki bir ağacın yaprakları birbirine dokunur
Tenlerimiz birbirine öyle değiyordu
Hasırdan örülü yalnızlıktı ayrılık
Bir atmacayı büyütür gibi büyütüyorduk
Geceyi uğurlamaya gelen aydınlığa baktım
Sesinin duruluğundan utanıyordu
Islanma dediği
Sesinden ıslanıyordum
Nerede olursam olayım
Sesi hep beni bulsun istiyordum
Dünümü
Bugünü güzel kılan varlığıydı
Yaşadığımız hayattı
Ölümü yaşanmamıştık ki bilelim
Ben görmüyordum ya
Sanıyordum ki
Elleri…Gözleri…Dudakları…
Bir yerlerden bir şiire giriyorlar
Çocuktuk daha
Çokta zengindik
Büyüdükçe tükendi hayal sermayemiz
Olgunluk bedenlerimize bir ur gibi sessizce yerleşiyordu
İnsanlar uyurlarken ben onu dolaşmaya çıkardım
İstemediğimiz bir yaşama parmak bastırılmış
Gemsiz ve eğersiz bir ata bindirilmiştik
Düşe…bine…
Yatağa gire çıka büyütmüştü hayat bizi
Nasıl ki yapraklar öteki yüzünü bilmez
Bu yüzden sırtını dönemez rüzgara
İstemediğimiz yaşama sırtımızı dönememiştik bir türlü
Ama biz yürekten seviyorduk
Yürekten sevmeyeni isteyerek öpmezdik ki
Bu sebeple patladı gözlerimize sakladığımız sevgi
Ey hayat
Sevgilinin sesini emdirdiğin yeter
Bize dudaklarımızı göster artık
Bekir K Ahıskalı
26.10.2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-32
Etiketler:
Kapalı gül goncası gibiydi tebessümleri
Bende sensizliğin sessizliği var
Bende sensizliğin sessizliği var
Yıllar sonra ellerimi ellerine alacaksın belki de
Birden bırakıvereceksin
Ellerin…
ellerin diyeceksin
Ellerinde ihanetin soğukluğu var
Sonra gözlerini gözlerime mıhlayacaksın belki de
Birden başını eğeceksin
Gözlerin…
gözlerin diyeceksin
Gözlerinde ellerin bakmışlığı var
Yutkunacağım konuşamayacağım belki de
Kilitlenecek dilim çözemeyeceğim
Sözlerin…
sözlerin diyeceksin
Sözlerinde ölümün sessizliği var
Sonra sen tam gidecekken sesleneceğim
Ne ellerimle ne de gözlerimle ihanet etmedim
Suskunluğum
suskunluğum şeyden diyeceğim
Anla işte Berfila
Bende sensizliğin sessizliği var
Bekir K Ahıskalı
Kasım 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-35
Yıllar sonra ellerimi ellerine alacaksın belki de
Birden bırakıvereceksin
Ellerin…
ellerin diyeceksin
Ellerinde ihanetin soğukluğu var
Sonra gözlerini gözlerime mıhlayacaksın belki de
Birden başını eğeceksin
Gözlerin…
gözlerin diyeceksin
Gözlerinde ellerin bakmışlığı var
Yutkunacağım konuşamayacağım belki de
Kilitlenecek dilim çözemeyeceğim
Sözlerin…
sözlerin diyeceksin
Sözlerinde ölümün sessizliği var
Sonra sen tam gidecekken sesleneceğim
Ne ellerimle ne de gözlerimle ihanet etmedim
Suskunluğum
suskunluğum şeyden diyeceğim
Anla işte Berfila
Bende sensizliğin sessizliği var
Bekir K Ahıskalı
Kasım 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-35
Hüzünlü akan geceler insanın üstüne ürperti serer
Hüzünlü akan geceler insanın üstüne ürperti serer
Aşk ona bakmıyorsa
Aşkın bakacağı yerde olmalı
Aşk ona gelmiyorsa
Aşkın gideceği yerde beklemeli
Sevdası kadar büyük olmalı insan
Topraklar fısıldamak için baş kaldırıp dağ olmalı
Öfkesi kadar küçük olmalı
Üzerinden geçen karıncalar yerle bir etmeli insanı
Bir yanı aşk bir yanı ümit değilse eğer
Sevmeyenlere tekin olmaz ki geceler
Zaman durmalı, su durmalı, aşk damarlarda durmamalı
Bir bakış damarlarda akan kaç yalnızlığı tüketir
Gel, içinden yangınlar geçen bu zayıf köleyi sevindir
Uzak iklim gecelerinden daha tatlı ve fısıltılı olur
Su gelince ateş biter gülün mevsimi başlar
Yanan ten söner, dolan kalp boşanır derler
Ateşe düşmeyen yanıp tükenmeyi
Yok olmayı göze almayan sevmeyi nerden bilsin
Gözlerini kapasa onu görmemek için içinde yangınlar başlamalı
Gerçeği kadar güzel bir yar olmalı göz kapaklarımın arkasında
Nehirler mavi bir besteye dönüşmeli gözlerinde
Hüzünlü akan geceler insanın üstüne ürperti serer
Gel, yırtılan onurun kölelerin yazgısı olmadığını göster
Aşk ne kadar ateşse bir o kadar iffet olmalıyken
Kavgalar görüyorum tendeki savaştan ibaret kalmışlar
Oysa günah kadar çağrıcı, masumiyet kadar çekici
Gülüşleri gecikmiş bir mutluluk, erken bir alevken
Aşk hep sevgilide kalmak olmalı
Gözleri değse gözlerine her şeyini unutturmalı onda
...ve kadınının ruhu insanın yatırı gibi
...ve güller uyuyan kadınımın düşleri olmalı
...tanımalı/tanımlamalı aşkı
Geçmez insan aşka uyandığında cebindeki akçeler
Gel, ruhumla ölmüşlüğümün bedenime hayat giyindir
Sanma ki aynada sen varsın sevdiğin kadının sevdiği var
Unutma!.. aynalara baktığın kadar aynalar sana bakar
Onları sevdiğin kadar onlar da seni sever
Unutma!.. aynaları sevdiğin kadar kadının seni sever
Kendi ateşiyle terleyen sineler gibi ölümle dirim arası bir yerde
Saçlarını buhurumeryemle ovmalı, omuzlarından aşağı akıtmalı
Bir bakmalı bin yakmalı gözleri, dilemekten dil çatlatmalı
Parmakların kokusu kağıda sinmeye başladığında
Gece bir uçurumdur kenarları kan kokar
Perçemiyle ruhunu kavramalı gecelerin
...
Gel, ırmaksam sokul kıyılarıma, ırmaksan karıştığım deniz ol
Gel, tebessümünle üzerime çullanan hüznümü şenliğe çevir
Bekir K Ahıskalı
21 Kasım 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-34
Aşk ona bakmıyorsa
Aşkın bakacağı yerde olmalı
Aşk ona gelmiyorsa
Aşkın gideceği yerde beklemeli
Sevdası kadar büyük olmalı insan
Topraklar fısıldamak için baş kaldırıp dağ olmalı
Öfkesi kadar küçük olmalı
Üzerinden geçen karıncalar yerle bir etmeli insanı
Bir yanı aşk bir yanı ümit değilse eğer
Sevmeyenlere tekin olmaz ki geceler
Zaman durmalı, su durmalı, aşk damarlarda durmamalı
Bir bakış damarlarda akan kaç yalnızlığı tüketir
Gel, içinden yangınlar geçen bu zayıf köleyi sevindir
Uzak iklim gecelerinden daha tatlı ve fısıltılı olur
Su gelince ateş biter gülün mevsimi başlar
Yanan ten söner, dolan kalp boşanır derler
Ateşe düşmeyen yanıp tükenmeyi
Yok olmayı göze almayan sevmeyi nerden bilsin
Gözlerini kapasa onu görmemek için içinde yangınlar başlamalı
Gerçeği kadar güzel bir yar olmalı göz kapaklarımın arkasında
Nehirler mavi bir besteye dönüşmeli gözlerinde
Hüzünlü akan geceler insanın üstüne ürperti serer
Gel, yırtılan onurun kölelerin yazgısı olmadığını göster
Aşk ne kadar ateşse bir o kadar iffet olmalıyken
Kavgalar görüyorum tendeki savaştan ibaret kalmışlar
Oysa günah kadar çağrıcı, masumiyet kadar çekici
Gülüşleri gecikmiş bir mutluluk, erken bir alevken
Aşk hep sevgilide kalmak olmalı
Gözleri değse gözlerine her şeyini unutturmalı onda
...ve kadınının ruhu insanın yatırı gibi
...ve güller uyuyan kadınımın düşleri olmalı
...tanımalı/tanımlamalı aşkı
Geçmez insan aşka uyandığında cebindeki akçeler
Gel, ruhumla ölmüşlüğümün bedenime hayat giyindir
Sanma ki aynada sen varsın sevdiğin kadının sevdiği var
Unutma!.. aynalara baktığın kadar aynalar sana bakar
Onları sevdiğin kadar onlar da seni sever
Unutma!.. aynaları sevdiğin kadar kadının seni sever
Kendi ateşiyle terleyen sineler gibi ölümle dirim arası bir yerde
Saçlarını buhurumeryemle ovmalı, omuzlarından aşağı akıtmalı
Bir bakmalı bin yakmalı gözleri, dilemekten dil çatlatmalı
Parmakların kokusu kağıda sinmeye başladığında
Gece bir uçurumdur kenarları kan kokar
Perçemiyle ruhunu kavramalı gecelerin
...
Gel, ırmaksam sokul kıyılarıma, ırmaksan karıştığım deniz ol
Gel, tebessümünle üzerime çullanan hüznümü şenliğe çevir
Bekir K Ahıskalı
21 Kasım 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-34
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)