Akıl meyhanem…
Bende hiç bu kadar çok olmamıştın
Beynime bir sen koyup
Seni düşünmüşüm
Senin gibi düşünmüşüm
Bir şeyleri çözemediysem eğer kendimi değil
İçime koyduğum seni çözemedim
Sen çözülecek kadar basit değilsin ki …
Düşünmenin /düşünebilmenin bir töresi yokmuş
Aklıma düşünce o kar beyazı gülüşlerin
Bendeki seni bir yerinden çözüyorum
Alın yazım...
Bende hiç bu kadar derin kazılmamıştın
Alnıma bir sen yazmış
Seni yaşamışım
Senin gibi yaşamışım
Bir şeyleri yaşayamadıysam eğer kendimi değil
Alnıma yazdığım seni yaşayamadım
Sen bir ömürde yaşanacak kadar az değilsin ki…
Yaşamanın /yaşayabilmenin bir töresi yokmuş
Aklıma düşünce o hayat dolu öpüşlerin
Sana/seni bir yerinden yaşamaya başlıyorum
Gönül terazim…
Bende hiç bu kadar ağır olmamıştın
Kefeme bir sen koymuş seni tartmışım
Bir şeyleri tartamadıysam eğer kendimi değil
Kefeme koyduğum seni tartamadım
Sen bir kefede tartılacak kadar hafif değilsin ki…
Sevmenin /sevilmenin bir töresi yokmuş
Aklıma düşünce o yel gibi gidişlerin
Sana/eteklerine bir yerinden tutunuyorum
Gözyaşım…
Bende hiç bu kadar coşkun olmamıştın
Yanaklarımda senin izin var sen çağlamışım
Bir şeyleri durduramadıysam eğer kendimi değil
Gözlerimden akan seni durduramadım
Sen önüne set çekilecek kadar durgun değilsin ki…
Sen olmanın
/senin olmanın bir töresi yokmuş
Aklıma düşünce akıp bir çağlayana dönüşlerin
Sana/sularına bir yerinden karışıyorum
Ne vardı gözlerinde
Belki açlık…
Belki fısıltılarla kesilen bir sessizlik
Belki gecenin renginden iliklerimize işleyen arzu
Belki yazgımızın bu yaşama dair dipnotları
Ne vardı gözlerinde
Dünleri bugünümüzden biliyorsak eğer
Seni/sana yaşadığımı
Sana/seni karıştığımı
Seni/sana düşündüğümü
Sana/seni tutunduğumu yarın olunca anlayacaksın
…
Keşke bugünümüzü anlamanın bir töresi olsaydı Berfila
O zaman hiçbir şey yarına bırakılmazdı
(sabrım tükendi ne zaman geleceksin Berifila)
Bekir K. Ahıskalı
Nisan 14 2008
Utangaç bir mutluluk Berfilka -15
21 Temmuz 2010 Çarşamba
Keşke bugünümüzü anlamanın bir töresi olsaydı Berfila
Berfila… Düşlerimin çöllere düşen yolu…
Aklımın sütunları yıkıldı bir bir
Kehkeşanlara tutunamam artık
Burçlarımı asumanda kaybettim
Hislerimde sönmüş bir yıldız yalnızlığı var
Yastıklarım seninle düşlenirdi
Bir bakışlık vuslatın için
Bin firaka razı olurdum
Bir dudaklık neşeye düçar olasın diye
Bin eleme kucak açardım
Kendime haram kıldığım uykulara sığınıp
Elemli başımı yastıklara koyunca
Yastıklarım seninle düşlenirdi
Uykularımdaki huzurum
Bir yarasanın kanat çırpmasıyla bozulurdu
Seni düşlerde bile suçlayamam/ suçlu ben olurum
Düşü gören kadar düşe gelen suçlu olamaz mıydı?
Gündüz bizim, gece bizimdi de
Düşler bizim değil miydi Berfila?
…düşleri ben mi yarattım ?
Ocaksız bir yangının ortasındayım
Göz dehlizlerimden yangına verildim
Dumansız bir ateştir bağrımda yanan
Yüreğimde alazını kaybetmiş köz yalnızlığı var
Ayakkabı numaramı ezberleyen yolları
Yürümez oluyor... ayaklarımdan boğulmaya başlıyorum
Zincirlerinden boşalınca göz pınarlarımdakiler
Bir bir devriliyor gözlerime ördüğüm bentler
Bir sevda daha kaybetmesin diye varlığını
Kendi düşlerimin cinayetini işliyorum
Umutsuz bir sevda daha fitilini ateşleyip kendini yangına veriyor
Gözlerimden yaşlar dökerek yürümeye çalışıyorum
Ayakkabı numaramı ezberleyen yolları
Hayal kurarken ki huzurum
Bir bedevinin izbe bakışlarıyla bozuluyor
Sen çöllere düşürsen bile suçlayamam/suçlu ben olurum
Çöle düşen kadar çöle düşüren suçlu olamaz mıydı?
Sevda bizim, aşk bizimdi de
Çöller bizim değil miydi Berfila?
…çölleri ben mi yarattım ?
Ya kendimi görürsem diye
Aynalara bakamaz oldum
Titriyor saçımı tarayan ellerlim
Ellerimde sıtmalı bir hastanın elemli yalnızlığı var
Tin çekirdeği midir beynim Babil’in bahçesinde
Ayrılık böyle mi olur aşkların taş yazmalı lehçesinde
Kanatlarıma bu dağvari ayrılığı kim yükledi ki
Nasıl reva görüldü bir karıncaya o kartal yükü
Bilirim Berfila
Hiç bir aşk yırtıldığı yerden yama tutmaz… lakin...
Sevdimse bir kere düşlerimde bile el etmem/elletmem
Adımı kim eskiye yazdı, dallarıma ayrılığı kim aşıladı
Tin çekirdeği midir beynim Babil’in bahçesinde
Omuzlarımdaki huzurum
Esip giden bir fırtınanın suskunluğuyla bozuluyor
Seni ayrılıklarda bile suçlayamam/ suçlu ben olurum
Aşık olan kadar aşık eden suçlu olamaz mıydı?
Göz bizim, kirpik bizimdi de
Yaşlar bizim değil miydi Berfila?
…yaşları ben mi yarattım?
Her aşk yaşandığı devrin masalıdır. Aşkta eskirmiş aşıkta Berfila
Bekir K. Ahıskalı
Nisan 07.2008
Utangaç bir mutluluk Berfila 14
Kehkeşanlara tutunamam artık
Burçlarımı asumanda kaybettim
Hislerimde sönmüş bir yıldız yalnızlığı var
Yastıklarım seninle düşlenirdi
Bir bakışlık vuslatın için
Bin firaka razı olurdum
Bir dudaklık neşeye düçar olasın diye
Bin eleme kucak açardım
Kendime haram kıldığım uykulara sığınıp
Elemli başımı yastıklara koyunca
Yastıklarım seninle düşlenirdi
Uykularımdaki huzurum
Bir yarasanın kanat çırpmasıyla bozulurdu
Seni düşlerde bile suçlayamam/ suçlu ben olurum
Düşü gören kadar düşe gelen suçlu olamaz mıydı?
Gündüz bizim, gece bizimdi de
Düşler bizim değil miydi Berfila?
…düşleri ben mi yarattım ?
Ocaksız bir yangının ortasındayım
Göz dehlizlerimden yangına verildim
Dumansız bir ateştir bağrımda yanan
Yüreğimde alazını kaybetmiş köz yalnızlığı var
Ayakkabı numaramı ezberleyen yolları
Yürümez oluyor... ayaklarımdan boğulmaya başlıyorum
Zincirlerinden boşalınca göz pınarlarımdakiler
Bir bir devriliyor gözlerime ördüğüm bentler
Bir sevda daha kaybetmesin diye varlığını
Kendi düşlerimin cinayetini işliyorum
Umutsuz bir sevda daha fitilini ateşleyip kendini yangına veriyor
Gözlerimden yaşlar dökerek yürümeye çalışıyorum
Ayakkabı numaramı ezberleyen yolları
Hayal kurarken ki huzurum
Bir bedevinin izbe bakışlarıyla bozuluyor
Sen çöllere düşürsen bile suçlayamam/suçlu ben olurum
Çöle düşen kadar çöle düşüren suçlu olamaz mıydı?
Sevda bizim, aşk bizimdi de
Çöller bizim değil miydi Berfila?
…çölleri ben mi yarattım ?
Ya kendimi görürsem diye
Aynalara bakamaz oldum
Titriyor saçımı tarayan ellerlim
Ellerimde sıtmalı bir hastanın elemli yalnızlığı var
Tin çekirdeği midir beynim Babil’in bahçesinde
Ayrılık böyle mi olur aşkların taş yazmalı lehçesinde
Kanatlarıma bu dağvari ayrılığı kim yükledi ki
Nasıl reva görüldü bir karıncaya o kartal yükü
Bilirim Berfila
Hiç bir aşk yırtıldığı yerden yama tutmaz… lakin...
Sevdimse bir kere düşlerimde bile el etmem/elletmem
Adımı kim eskiye yazdı, dallarıma ayrılığı kim aşıladı
Tin çekirdeği midir beynim Babil’in bahçesinde
Omuzlarımdaki huzurum
Esip giden bir fırtınanın suskunluğuyla bozuluyor
Seni ayrılıklarda bile suçlayamam/ suçlu ben olurum
Aşık olan kadar aşık eden suçlu olamaz mıydı?
Göz bizim, kirpik bizimdi de
Yaşlar bizim değil miydi Berfila?
…yaşları ben mi yarattım?
Her aşk yaşandığı devrin masalıdır. Aşkta eskirmiş aşıkta Berfila
Bekir K. Ahıskalı
Nisan 07.2008
Utangaç bir mutluluk Berfila 14
Etiketler:
Berfila… Düşlerimin çöllere düşen yolu…
Kendimi Gecelerde Arıyorum Berfila
Yıldızın bir başka sönük olur o akşam
Gözyaşlarının ibadet zamanıdır
Gözündeki ıslak perdeleri indirir
Hayallerini erkenden yatırıp
Damlaları yukarıdan aşağıya yuvarlarsın
Ağladıkça sen olursun
Ağladıkça arınırsın nefsinden
Ağlayarak sabahları ötelemek istersin
Sabahlar saçlarını ağartmayı bekler.
Ötelenmez/öteleyemezsin
Bir önceki gündüzden omuzladığın neşe
Yüreğin için biçilmiş bir kıvamlık kaftan gibidir
Boşuna bekleme
Kendisi gelmez/gelemez
Hayalini gönderir
Gecenin o saatinde sen bile gelemezsin kendine
Elinde kalır kafdağından getirdiğin güller
Baktığın aynalarda senin olmayan gülen gözler belirir
Aynadaki bir nazarı tam ortasından yakalayıp
Gecelere yaslanmak istersin
Geceler bağrında taştan yastıklar saklar
Yatmazsın/ yatamazsın
Karanlık her yöne koşmaya başlamıştır
Akrep yatar,
yelkovan uyuşur…
Saatlerin zembereği sökülür
durdurulur zaman
Dolunay sancılı,
hava düşman soluğu gibidir
Yeller yüzünü okşamaz …
hançer gezdirir teninde
Kılcal damarların çatlamasın diye vakti akıtmak,
Zamanı itelemek istersin
Zaman sıkıntı anında yere çömelir
Akmaz/akıtamazsın
Gecelere aldırma
Sen gecede değilsin
gece senin içindedir
Ayın ışıkları devşirme
Yıldızları kaçaktır
Sabahlarında
Gözlerin ay yüzlü bir güzeli beklemesin
Bakmasını bilirsen eğer güzel olan sensin…
Ümit pınarların kurumuşsa eğer
Emanet neşeyle şenlenmez gece ve gönül
Sen gönlüne bir güneş asamadıktan sonra
Gökyüzündeki güneş seni aydınlatamaz
Isınmaz/ısınamazsın
Kendi güneşinle aydınlanır
Gecene sığınır/karanlığında boğulursun
Gözyaşınla yıkayamadığın benliğini
Okyanuslarda yıkamayı deneme
Arınmaz/arındıramazsın
Yalnızlığından firar etmeyi unutma Berfila…
Kendisinden gidemeyen insan
Kendine gelemez…
Zaman gece olsa bile
Gönül çıkınındakilerini sırtlayıp
Hüzün okyanuslarına açılmalı
Sabahları ötelemeli
Önce kendinden gitmeli insan
Kendimi gecelerde arıyor
Bulamıyorum Berfila
Yoksa giderken beni(de) mi götürdün?
Bekir K. Ahıskalı
Nisan 02.2008
Utangaç bir mutluluk Berfila 1313
Gözyaşlarının ibadet zamanıdır
Gözündeki ıslak perdeleri indirir
Hayallerini erkenden yatırıp
Damlaları yukarıdan aşağıya yuvarlarsın
Ağladıkça sen olursun
Ağladıkça arınırsın nefsinden
Ağlayarak sabahları ötelemek istersin
Sabahlar saçlarını ağartmayı bekler.
Ötelenmez/öteleyemezsin
Bir önceki gündüzden omuzladığın neşe
Yüreğin için biçilmiş bir kıvamlık kaftan gibidir
Boşuna bekleme
Kendisi gelmez/gelemez
Hayalini gönderir
Gecenin o saatinde sen bile gelemezsin kendine
Elinde kalır kafdağından getirdiğin güller
Baktığın aynalarda senin olmayan gülen gözler belirir
Aynadaki bir nazarı tam ortasından yakalayıp
Gecelere yaslanmak istersin
Geceler bağrında taştan yastıklar saklar
Yatmazsın/ yatamazsın
Karanlık her yöne koşmaya başlamıştır
Akrep yatar,
yelkovan uyuşur…
Saatlerin zembereği sökülür
durdurulur zaman
Dolunay sancılı,
hava düşman soluğu gibidir
Yeller yüzünü okşamaz …
hançer gezdirir teninde
Kılcal damarların çatlamasın diye vakti akıtmak,
Zamanı itelemek istersin
Zaman sıkıntı anında yere çömelir
Akmaz/akıtamazsın
Gecelere aldırma
Sen gecede değilsin
gece senin içindedir
Ayın ışıkları devşirme
Yıldızları kaçaktır
Sabahlarında
Gözlerin ay yüzlü bir güzeli beklemesin
Bakmasını bilirsen eğer güzel olan sensin…
Ümit pınarların kurumuşsa eğer
Emanet neşeyle şenlenmez gece ve gönül
Sen gönlüne bir güneş asamadıktan sonra
Gökyüzündeki güneş seni aydınlatamaz
Isınmaz/ısınamazsın
Kendi güneşinle aydınlanır
Gecene sığınır/karanlığında boğulursun
Gözyaşınla yıkayamadığın benliğini
Okyanuslarda yıkamayı deneme
Arınmaz/arındıramazsın
Yalnızlığından firar etmeyi unutma Berfila…
Kendisinden gidemeyen insan
Kendine gelemez…
Zaman gece olsa bile
Gönül çıkınındakilerini sırtlayıp
Hüzün okyanuslarına açılmalı
Sabahları ötelemeli
Önce kendinden gitmeli insan
Kendimi gecelerde arıyor
Bulamıyorum Berfila
Yoksa giderken beni(de) mi götürdün?
Bekir K. Ahıskalı
Nisan 02.2008
Utangaç bir mutluluk Berfila 1313
Etiketler:
Kendimi Gecelerde Arıyorum Berfila
Ben hırçın bir çığlığım Berfila,
Ben hırçın bir çığlığım
Ayrılık anını takvimlerden koparan
Kaba ve kırıcı sessizliği katleden
Bende yalçın kayalar gibiyim
Kıyılarımı süpüren
Dalgalara boyun eğmem/ eğemem Berfila,
Ben arsız bir sevdayım
Gözleri silik bir lehçe olsa da kullandığım dilin
Yağmurlardan daha çok konuşmalıyım
Bende yüce dağlar gibiyim
İçimdeki yalnızlık bedenimi yırtıyor diye
Gölgeden dağları sevmem/sevemem Berfila,
Ben sevdadan müteşekkilim
Bana insanlık veren
Ne kalemimdir ne de kelamım
Bende çekilen sevdalar gibiyim
Darıdan bir lokmayla kandırılıp
Pazar tezgahlarında satılmam/satılamam Berfila,
Ben sevda çölünde bedeviyim
Ateştendir bastığım topraklar
Kimsenin uğramadığı çeşmelerim yoktur
Kumlara düşen gölgemin bile teni alev alevdir
Bende evladı sürgüne giden analar gibiyim
Yüreğimden kum fırtınaları akıtırım lakin
Göz pınarlarımda çölleşmem/çölleşemem Berfila
Ben bu dalın bülbülüyüm
Saçına yel değmesin diye
Tüm rüzgarları içime çekerim
Mesken edinmişimdir açtığın dalı
Nöbet tutar, emir bekler secde ederim
Bende sevdasına sevdalı Mecnun gibiyim
Bir başka gül ile elleşmem/elleşemem Berfila
Anla artık Berfila
Bir sana pervaneyim
Yalnız sana divaneyim
Bende sadık bir buse gibiyim
Başka dudaklara düşmem/düşemem Berfila
Bekir Kale Ahıskalı
Mart 10, 2008
Utangaç bir mutluluk Berfila 10
Ayrılık anını takvimlerden koparan
Kaba ve kırıcı sessizliği katleden
Bende yalçın kayalar gibiyim
Kıyılarımı süpüren
Dalgalara boyun eğmem/ eğemem Berfila,
Ben arsız bir sevdayım
Gözleri silik bir lehçe olsa da kullandığım dilin
Yağmurlardan daha çok konuşmalıyım
Bende yüce dağlar gibiyim
İçimdeki yalnızlık bedenimi yırtıyor diye
Gölgeden dağları sevmem/sevemem Berfila,
Ben sevdadan müteşekkilim
Bana insanlık veren
Ne kalemimdir ne de kelamım
Bende çekilen sevdalar gibiyim
Darıdan bir lokmayla kandırılıp
Pazar tezgahlarında satılmam/satılamam Berfila,
Ben sevda çölünde bedeviyim
Ateştendir bastığım topraklar
Kimsenin uğramadığı çeşmelerim yoktur
Kumlara düşen gölgemin bile teni alev alevdir
Bende evladı sürgüne giden analar gibiyim
Yüreğimden kum fırtınaları akıtırım lakin
Göz pınarlarımda çölleşmem/çölleşemem Berfila
Ben bu dalın bülbülüyüm
Saçına yel değmesin diye
Tüm rüzgarları içime çekerim
Mesken edinmişimdir açtığın dalı
Nöbet tutar, emir bekler secde ederim
Bende sevdasına sevdalı Mecnun gibiyim
Bir başka gül ile elleşmem/elleşemem Berfila
Anla artık Berfila
Bir sana pervaneyim
Yalnız sana divaneyim
Bende sadık bir buse gibiyim
Başka dudaklara düşmem/düşemem Berfila
Bekir Kale Ahıskalı
Mart 10, 2008
Utangaç bir mutluluk Berfila 10
Kapalı gül goncası gibiydi tebessümleri
Ben onu tanıdığımda on yılı kayıptı
Oysa ben kayıp ömrümü arıyordum
Gölgemize sığınan bedenlerimize baktım
Sürekli bir akşam hüznü vardı içimizde
Biliyordum karşılıksız sevdikçe ikimiz
Sonumuz kötü olacaktı ,
Ölümü uzatacaklardı
Sevgiliye sakladığımız yataklarımızın diğer yarısına
Kapalı gül goncası gibiydi tebessümleri
Dudakları karanfil gibi kokuyordu
Ve ağzı ağzımın içindeydi
Dudaklarından dudaklarıma nikotin serpmişti
Hala onun sarhoşuydum belki de
Yeni boy vermiş yonca gibiydi
Uzadıkça güzelleşiyordu bakışları
Ve yoncalar en uzun olduklarında kesiliyorlardı
Bu sebepten di ona kesilişim
Onsuzluktan ıslanan gözlerimi kurutmak için
Rüzgara çıkarıyordum kendimi
Nasıl ki bir ağacın yaprakları birbirine dokunur
Tenlerimiz birbirine öyle değiyordu
Hasırdan örülü yalnızlıktı ayrılık
Bir atmacayı büyütür gibi büyütüyorduk
Geceyi uğurlamaya gelen aydınlığa baktım
Sesinin duruluğundan utanıyordu
Islanma dediği
Sesinden ıslanıyordum
Nerede olursam olayım
Sesi hep beni bulsun istiyordum
Dünümü
Bugünü güzel kılan varlığıydı
Yaşadığımız hayattı
Ölümü yaşanmamıştık ki bilelim
Ben görmüyordum ya
Sanıyordum ki
Elleri…Gözleri…Dudakları…
Bir yerlerden bir şiire giriyorlar
Çocuktuk daha
Çokta zengindik
Büyüdükçe tükendi hayal sermayemiz
Olgunluk bedenlerimize bir ur gibi sessizce yerleşiyordu
İnsanlar uyurlarken ben onu dolaşmaya çıkardım
İstemediğimiz bir yaşama parmak bastırılmış
Gemsiz ve eğersiz bir ata bindirilmiştik
Düşe…bine…
Yatağa gire çıka büyütmüştü hayat bizi
Nasıl ki yapraklar öteki yüzünü bilmez
Bu yüzden sırtını dönemez rüzgara
İstemediğimiz yaşama sırtımızı dönememiştik bir türlü
Ama biz yürekten seviyorduk
Yürekten sevmeyeni isteyerek öpmezdik ki
Bu sebeple patladı gözlerimize sakladığımız sevgi
Ey hayat
Sevgilinin sesini emdirdiğin yeter
Bize dudaklarımızı göster artık
Bekir K Ahıskalı
26.10.2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-32
Oysa ben kayıp ömrümü arıyordum
Gölgemize sığınan bedenlerimize baktım
Sürekli bir akşam hüznü vardı içimizde
Biliyordum karşılıksız sevdikçe ikimiz
Sonumuz kötü olacaktı ,
Ölümü uzatacaklardı
Sevgiliye sakladığımız yataklarımızın diğer yarısına
Kapalı gül goncası gibiydi tebessümleri
Dudakları karanfil gibi kokuyordu
Ve ağzı ağzımın içindeydi
Dudaklarından dudaklarıma nikotin serpmişti
Hala onun sarhoşuydum belki de
Yeni boy vermiş yonca gibiydi
Uzadıkça güzelleşiyordu bakışları
Ve yoncalar en uzun olduklarında kesiliyorlardı
Bu sebepten di ona kesilişim
Onsuzluktan ıslanan gözlerimi kurutmak için
Rüzgara çıkarıyordum kendimi
Nasıl ki bir ağacın yaprakları birbirine dokunur
Tenlerimiz birbirine öyle değiyordu
Hasırdan örülü yalnızlıktı ayrılık
Bir atmacayı büyütür gibi büyütüyorduk
Geceyi uğurlamaya gelen aydınlığa baktım
Sesinin duruluğundan utanıyordu
Islanma dediği
Sesinden ıslanıyordum
Nerede olursam olayım
Sesi hep beni bulsun istiyordum
Dünümü
Bugünü güzel kılan varlığıydı
Yaşadığımız hayattı
Ölümü yaşanmamıştık ki bilelim
Ben görmüyordum ya
Sanıyordum ki
Elleri…Gözleri…Dudakları…
Bir yerlerden bir şiire giriyorlar
Çocuktuk daha
Çokta zengindik
Büyüdükçe tükendi hayal sermayemiz
Olgunluk bedenlerimize bir ur gibi sessizce yerleşiyordu
İnsanlar uyurlarken ben onu dolaşmaya çıkardım
İstemediğimiz bir yaşama parmak bastırılmış
Gemsiz ve eğersiz bir ata bindirilmiştik
Düşe…bine…
Yatağa gire çıka büyütmüştü hayat bizi
Nasıl ki yapraklar öteki yüzünü bilmez
Bu yüzden sırtını dönemez rüzgara
İstemediğimiz yaşama sırtımızı dönememiştik bir türlü
Ama biz yürekten seviyorduk
Yürekten sevmeyeni isteyerek öpmezdik ki
Bu sebeple patladı gözlerimize sakladığımız sevgi
Ey hayat
Sevgilinin sesini emdirdiğin yeter
Bize dudaklarımızı göster artık
Bekir K Ahıskalı
26.10.2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-32
Etiketler:
Kapalı gül goncası gibiydi tebessümleri
Bende sensizliğin sessizliği var
Bende sensizliğin sessizliği var
Yıllar sonra ellerimi ellerine alacaksın belki de
Birden bırakıvereceksin
Ellerin…
ellerin diyeceksin
Ellerinde ihanetin soğukluğu var
Sonra gözlerini gözlerime mıhlayacaksın belki de
Birden başını eğeceksin
Gözlerin…
gözlerin diyeceksin
Gözlerinde ellerin bakmışlığı var
Yutkunacağım konuşamayacağım belki de
Kilitlenecek dilim çözemeyeceğim
Sözlerin…
sözlerin diyeceksin
Sözlerinde ölümün sessizliği var
Sonra sen tam gidecekken sesleneceğim
Ne ellerimle ne de gözlerimle ihanet etmedim
Suskunluğum
suskunluğum şeyden diyeceğim
Anla işte Berfila
Bende sensizliğin sessizliği var
Bekir K Ahıskalı
Kasım 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-35
Yıllar sonra ellerimi ellerine alacaksın belki de
Birden bırakıvereceksin
Ellerin…
ellerin diyeceksin
Ellerinde ihanetin soğukluğu var
Sonra gözlerini gözlerime mıhlayacaksın belki de
Birden başını eğeceksin
Gözlerin…
gözlerin diyeceksin
Gözlerinde ellerin bakmışlığı var
Yutkunacağım konuşamayacağım belki de
Kilitlenecek dilim çözemeyeceğim
Sözlerin…
sözlerin diyeceksin
Sözlerinde ölümün sessizliği var
Sonra sen tam gidecekken sesleneceğim
Ne ellerimle ne de gözlerimle ihanet etmedim
Suskunluğum
suskunluğum şeyden diyeceğim
Anla işte Berfila
Bende sensizliğin sessizliği var
Bekir K Ahıskalı
Kasım 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-35
Hüzünlü akan geceler insanın üstüne ürperti serer
Hüzünlü akan geceler insanın üstüne ürperti serer
Aşk ona bakmıyorsa
Aşkın bakacağı yerde olmalı
Aşk ona gelmiyorsa
Aşkın gideceği yerde beklemeli
Sevdası kadar büyük olmalı insan
Topraklar fısıldamak için baş kaldırıp dağ olmalı
Öfkesi kadar küçük olmalı
Üzerinden geçen karıncalar yerle bir etmeli insanı
Bir yanı aşk bir yanı ümit değilse eğer
Sevmeyenlere tekin olmaz ki geceler
Zaman durmalı, su durmalı, aşk damarlarda durmamalı
Bir bakış damarlarda akan kaç yalnızlığı tüketir
Gel, içinden yangınlar geçen bu zayıf köleyi sevindir
Uzak iklim gecelerinden daha tatlı ve fısıltılı olur
Su gelince ateş biter gülün mevsimi başlar
Yanan ten söner, dolan kalp boşanır derler
Ateşe düşmeyen yanıp tükenmeyi
Yok olmayı göze almayan sevmeyi nerden bilsin
Gözlerini kapasa onu görmemek için içinde yangınlar başlamalı
Gerçeği kadar güzel bir yar olmalı göz kapaklarımın arkasında
Nehirler mavi bir besteye dönüşmeli gözlerinde
Hüzünlü akan geceler insanın üstüne ürperti serer
Gel, yırtılan onurun kölelerin yazgısı olmadığını göster
Aşk ne kadar ateşse bir o kadar iffet olmalıyken
Kavgalar görüyorum tendeki savaştan ibaret kalmışlar
Oysa günah kadar çağrıcı, masumiyet kadar çekici
Gülüşleri gecikmiş bir mutluluk, erken bir alevken
Aşk hep sevgilide kalmak olmalı
Gözleri değse gözlerine her şeyini unutturmalı onda
...ve kadınının ruhu insanın yatırı gibi
...ve güller uyuyan kadınımın düşleri olmalı
...tanımalı/tanımlamalı aşkı
Geçmez insan aşka uyandığında cebindeki akçeler
Gel, ruhumla ölmüşlüğümün bedenime hayat giyindir
Sanma ki aynada sen varsın sevdiğin kadının sevdiği var
Unutma!.. aynalara baktığın kadar aynalar sana bakar
Onları sevdiğin kadar onlar da seni sever
Unutma!.. aynaları sevdiğin kadar kadının seni sever
Kendi ateşiyle terleyen sineler gibi ölümle dirim arası bir yerde
Saçlarını buhurumeryemle ovmalı, omuzlarından aşağı akıtmalı
Bir bakmalı bin yakmalı gözleri, dilemekten dil çatlatmalı
Parmakların kokusu kağıda sinmeye başladığında
Gece bir uçurumdur kenarları kan kokar
Perçemiyle ruhunu kavramalı gecelerin
...
Gel, ırmaksam sokul kıyılarıma, ırmaksan karıştığım deniz ol
Gel, tebessümünle üzerime çullanan hüznümü şenliğe çevir
Bekir K Ahıskalı
21 Kasım 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-34
Aşk ona bakmıyorsa
Aşkın bakacağı yerde olmalı
Aşk ona gelmiyorsa
Aşkın gideceği yerde beklemeli
Sevdası kadar büyük olmalı insan
Topraklar fısıldamak için baş kaldırıp dağ olmalı
Öfkesi kadar küçük olmalı
Üzerinden geçen karıncalar yerle bir etmeli insanı
Bir yanı aşk bir yanı ümit değilse eğer
Sevmeyenlere tekin olmaz ki geceler
Zaman durmalı, su durmalı, aşk damarlarda durmamalı
Bir bakış damarlarda akan kaç yalnızlığı tüketir
Gel, içinden yangınlar geçen bu zayıf köleyi sevindir
Uzak iklim gecelerinden daha tatlı ve fısıltılı olur
Su gelince ateş biter gülün mevsimi başlar
Yanan ten söner, dolan kalp boşanır derler
Ateşe düşmeyen yanıp tükenmeyi
Yok olmayı göze almayan sevmeyi nerden bilsin
Gözlerini kapasa onu görmemek için içinde yangınlar başlamalı
Gerçeği kadar güzel bir yar olmalı göz kapaklarımın arkasında
Nehirler mavi bir besteye dönüşmeli gözlerinde
Hüzünlü akan geceler insanın üstüne ürperti serer
Gel, yırtılan onurun kölelerin yazgısı olmadığını göster
Aşk ne kadar ateşse bir o kadar iffet olmalıyken
Kavgalar görüyorum tendeki savaştan ibaret kalmışlar
Oysa günah kadar çağrıcı, masumiyet kadar çekici
Gülüşleri gecikmiş bir mutluluk, erken bir alevken
Aşk hep sevgilide kalmak olmalı
Gözleri değse gözlerine her şeyini unutturmalı onda
...ve kadınının ruhu insanın yatırı gibi
...ve güller uyuyan kadınımın düşleri olmalı
...tanımalı/tanımlamalı aşkı
Geçmez insan aşka uyandığında cebindeki akçeler
Gel, ruhumla ölmüşlüğümün bedenime hayat giyindir
Sanma ki aynada sen varsın sevdiğin kadının sevdiği var
Unutma!.. aynalara baktığın kadar aynalar sana bakar
Onları sevdiğin kadar onlar da seni sever
Unutma!.. aynaları sevdiğin kadar kadının seni sever
Kendi ateşiyle terleyen sineler gibi ölümle dirim arası bir yerde
Saçlarını buhurumeryemle ovmalı, omuzlarından aşağı akıtmalı
Bir bakmalı bin yakmalı gözleri, dilemekten dil çatlatmalı
Parmakların kokusu kağıda sinmeye başladığında
Gece bir uçurumdur kenarları kan kokar
Perçemiyle ruhunu kavramalı gecelerin
...
Gel, ırmaksam sokul kıyılarıma, ırmaksan karıştığım deniz ol
Gel, tebessümünle üzerime çullanan hüznümü şenliğe çevir
Bekir K Ahıskalı
21 Kasım 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-34
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila
I
Nedensiz değildir hiçbir endişe
Alnına gökten bir damla düşse
Coşar yanağından aşağı seller
Bir taşın tenine nemler sarılsa
Gözlerin yosun yeşiline döner
Nedensiz değildir hiçbir endişe
En güzel şarkıyı gözlerin söyler
Aldanmam dudaktan akan ezgiye
Dudağımla tadar gözlerimle görür
Yüreğimle yalvarırım “gel” diye
Sen gülünce içime bir ateş yürür
En güzel şarkıyı gözlerin söyler
Saatleri bırak çocuklar kursun
Çıngırak istedikleri zamanı vursun
Efe’ler, Aslı’lar mutluysa bu oyunda
Benim gibi sende mutlu olursun
Gülen çocuğa bak gençliğinde soyunda
Saatleri bırak çocuklar kursun
II
Lisan yetmez her şeyi anlatmaya
Bazen parmak uçlarıyla yalvarır
Avuçlarıyla gözyaşı döker insan
Bilinmez hangi hesap nasıl kurtarır
Pınar başında susuz kaldıysan
Lisan yetmez her şeyi anlatmaya
İçinden sevmeyi yeniden keşfet
Beklenen yağmur göklerden gelsin
Bırak! hiç işmar etme ne de el salla
Teninin ısısı güneşte gölgelensin
Sevdiğin güzeli düşlerinde ağırla
İçinden sevmeyi yeniden keşfet
Hayır, kıvılcımlarla oyalayamazsın beni
Şimdi gözlerinden bir yıldırım yuttum
Nerede kaldı neşter beni kim durduracak
Nice dertler gördüm, yüreğimde uyuttum
Bendeki aşk yarası… kesilirse iyileşecek
Hayır, kıvılcımlarla oyalayamazsın beni
Ah! O şarkı bendim Ferhat’a dağı deldiren
Çaresiz bir çocuk ağlıyordu, halay içinde
Bilirdi ki umudunu yitirenler yarı ölüdür
Yetime kulak kesil onun ki başka biçimde
Her aşkın bestesi, türküsü türlü türlüdür
Ah! O şarkı bendim Ferhat’a dağı deldiren
Nedensiz değildir bendeki bu bekleyiş
Aklıma düşünce yalın ayak hallerin
Yüreğindeki sızıyı gözlerime dizerim
Bir yolun bağrına düşse ayak izlerin
Bana çıkar mı diye yollarını gözlerim
Nedensiz değildir bendeki bu bekleyiş
III
Bülbüller gülistanda feryat ettikçe
Dikenlerin nöbeti hiç bitmeyecek
Boş kovanlar korkutacak serçeyi
Kartalların gökteki hükmü sürecek
Yarasalar mesken tutacaklar geceyi
Bülbüller gülistanda feryat ettikçe
Ağlama artık!... sevdaya geç değiliz
Leyla’yı seyret/ki gelinliği yapraktan
Havayı yalayınca dudaktaki derin “ah”
Şirin’e bir bak boğulacak mutluluktan
Yüzüne tebessüm düşür utansın sabah
Ağlama artık!... sevdaya geç değiliz
(Berfila ellerimi karanlıktan kurtaran kadın)
Bekir K. Ahıskalı
Haziran 9 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-1
Nedensiz değildir hiçbir endişe
Alnına gökten bir damla düşse
Coşar yanağından aşağı seller
Bir taşın tenine nemler sarılsa
Gözlerin yosun yeşiline döner
Nedensiz değildir hiçbir endişe
En güzel şarkıyı gözlerin söyler
Aldanmam dudaktan akan ezgiye
Dudağımla tadar gözlerimle görür
Yüreğimle yalvarırım “gel” diye
Sen gülünce içime bir ateş yürür
En güzel şarkıyı gözlerin söyler
Saatleri bırak çocuklar kursun
Çıngırak istedikleri zamanı vursun
Efe’ler, Aslı’lar mutluysa bu oyunda
Benim gibi sende mutlu olursun
Gülen çocuğa bak gençliğinde soyunda
Saatleri bırak çocuklar kursun
II
Lisan yetmez her şeyi anlatmaya
Bazen parmak uçlarıyla yalvarır
Avuçlarıyla gözyaşı döker insan
Bilinmez hangi hesap nasıl kurtarır
Pınar başında susuz kaldıysan
Lisan yetmez her şeyi anlatmaya
İçinden sevmeyi yeniden keşfet
Beklenen yağmur göklerden gelsin
Bırak! hiç işmar etme ne de el salla
Teninin ısısı güneşte gölgelensin
Sevdiğin güzeli düşlerinde ağırla
İçinden sevmeyi yeniden keşfet
Hayır, kıvılcımlarla oyalayamazsın beni
Şimdi gözlerinden bir yıldırım yuttum
Nerede kaldı neşter beni kim durduracak
Nice dertler gördüm, yüreğimde uyuttum
Bendeki aşk yarası… kesilirse iyileşecek
Hayır, kıvılcımlarla oyalayamazsın beni
Ah! O şarkı bendim Ferhat’a dağı deldiren
Çaresiz bir çocuk ağlıyordu, halay içinde
Bilirdi ki umudunu yitirenler yarı ölüdür
Yetime kulak kesil onun ki başka biçimde
Her aşkın bestesi, türküsü türlü türlüdür
Ah! O şarkı bendim Ferhat’a dağı deldiren
Nedensiz değildir bendeki bu bekleyiş
Aklıma düşünce yalın ayak hallerin
Yüreğindeki sızıyı gözlerime dizerim
Bir yolun bağrına düşse ayak izlerin
Bana çıkar mı diye yollarını gözlerim
Nedensiz değildir bendeki bu bekleyiş
III
Bülbüller gülistanda feryat ettikçe
Dikenlerin nöbeti hiç bitmeyecek
Boş kovanlar korkutacak serçeyi
Kartalların gökteki hükmü sürecek
Yarasalar mesken tutacaklar geceyi
Bülbüller gülistanda feryat ettikçe
Ağlama artık!... sevdaya geç değiliz
Leyla’yı seyret/ki gelinliği yapraktan
Havayı yalayınca dudaktaki derin “ah”
Şirin’e bir bak boğulacak mutluluktan
Yüzüne tebessüm düşür utansın sabah
Ağlama artık!... sevdaya geç değiliz
(Berfila ellerimi karanlıktan kurtaran kadın)
Bekir K. Ahıskalı
Haziran 9 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-1
En Güzeli Ey Güzel, En Güzeli İlk Yara
I
En güzeli ey güzel, en güzeli ilk yara
Yara vardı aşktandı, kırılan kalem utanırdı
Yara vardı sözdendi, duyulmak istenmiyordu
Yara vardı Nerede? Nasıl? soranı utanırdı
Yara vardı “kirlendim sevme beni” diyordu
En güzeli ey güzel, en güzeli ilk yara
Sevişmelerin rengi henüz bozulmamışken
Analardan çok, aşk doğururdu ela gözlü kadını
İlkyaz şikayetçileri gibi sıcak ve nemliydi burnu
Bardaklar buğusunu dudaklarından alırdı
Aşk katıktı… yüreği bir ömür doyururdu
Sevişmelerin rengi henüz bozulmamışken
II
Leyla’da başka bir Kays’ın göz izleri var
Azap çölde… gazap çölde… serap çölde
Adem ile Havva’nın, kimseler sormuyor
Cennetten kovuldukları mevsimin adını
Bilmeden Leyla’da Kays’ı sevsin diyor
Leyla’da başka bir Kays’ın göz izleri var
Bir dondurma tarafından öpülürken kadın
…ve bir tespih saydırırken kendini ihtiyara
Denizkızlarıyla eğlencelerde değildim ben
Yokluğunda nöbet tutuyordum sarı acılara
Ey güzel dikene sarılmak zorundayken sen
Bir dondurma tarafından öpülürken kadın
III
Sana ne zaman bakacak olsam Berfila
Aşkla olan ezeli tanışmışlığımı hatırlarım
Üzerime yürüyen bir sevinç olursun birden
Yatağına yıkılan kadına döner hatıralarım
Sular içerim Kuruyan dudaklarımdan
Sana ne zaman bakacak olsam Berfila
Sen hangi gölgenin bedeniysen Berfila
Gecenin kör olmayan keskin bir anında
Kendi gölgenden sayarak beni de hep
Kıyıya oturup ayaklarınla denizi salla
Bardağı aradan çıkar, dudaklarımı sen öp
Sen hangi gölgenin bedeniysen Berfila
Utanmadın değil mi ey cesaretten fukara?
Parmak uçlarım kıvılcım beklerken senden
Saçlarını rüzgarlara okşattırdın değil mi?
Bir öpücükle geçerken acılarım eskiden
Öpmediğin yerlerim söyle neyin yetimi
Utanmadın değil mi ey cesaretten fukara?
Seni sev(ç)mek suç olsaydı da seni sev(ç)erdim
Son öpücük belirler tapılası bir bedenin sınırlarını,
Nasıl ki şehrin sınırlarını gecekonduları belirler
Gün doğmadan biraz daha ağartırım saçlarımı
Sevdasına aklaşmayan saçlar nasıl severler
Seni sev(ç)mek suç olsaydı da seni sev(ç)erdim
(Berfila yaşanmamış iklimlerin coğrafyasından çık gel)
Bekir K. Ahıskalı
Haziran 12 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-2
En güzeli ey güzel, en güzeli ilk yara
Yara vardı aşktandı, kırılan kalem utanırdı
Yara vardı sözdendi, duyulmak istenmiyordu
Yara vardı Nerede? Nasıl? soranı utanırdı
Yara vardı “kirlendim sevme beni” diyordu
En güzeli ey güzel, en güzeli ilk yara
Sevişmelerin rengi henüz bozulmamışken
Analardan çok, aşk doğururdu ela gözlü kadını
İlkyaz şikayetçileri gibi sıcak ve nemliydi burnu
Bardaklar buğusunu dudaklarından alırdı
Aşk katıktı… yüreği bir ömür doyururdu
Sevişmelerin rengi henüz bozulmamışken
II
Leyla’da başka bir Kays’ın göz izleri var
Azap çölde… gazap çölde… serap çölde
Adem ile Havva’nın, kimseler sormuyor
Cennetten kovuldukları mevsimin adını
Bilmeden Leyla’da Kays’ı sevsin diyor
Leyla’da başka bir Kays’ın göz izleri var
Bir dondurma tarafından öpülürken kadın
…ve bir tespih saydırırken kendini ihtiyara
Denizkızlarıyla eğlencelerde değildim ben
Yokluğunda nöbet tutuyordum sarı acılara
Ey güzel dikene sarılmak zorundayken sen
Bir dondurma tarafından öpülürken kadın
III
Sana ne zaman bakacak olsam Berfila
Aşkla olan ezeli tanışmışlığımı hatırlarım
Üzerime yürüyen bir sevinç olursun birden
Yatağına yıkılan kadına döner hatıralarım
Sular içerim Kuruyan dudaklarımdan
Sana ne zaman bakacak olsam Berfila
Sen hangi gölgenin bedeniysen Berfila
Gecenin kör olmayan keskin bir anında
Kendi gölgenden sayarak beni de hep
Kıyıya oturup ayaklarınla denizi salla
Bardağı aradan çıkar, dudaklarımı sen öp
Sen hangi gölgenin bedeniysen Berfila
Utanmadın değil mi ey cesaretten fukara?
Parmak uçlarım kıvılcım beklerken senden
Saçlarını rüzgarlara okşattırdın değil mi?
Bir öpücükle geçerken acılarım eskiden
Öpmediğin yerlerim söyle neyin yetimi
Utanmadın değil mi ey cesaretten fukara?
Seni sev(ç)mek suç olsaydı da seni sev(ç)erdim
Son öpücük belirler tapılası bir bedenin sınırlarını,
Nasıl ki şehrin sınırlarını gecekonduları belirler
Gün doğmadan biraz daha ağartırım saçlarımı
Sevdasına aklaşmayan saçlar nasıl severler
Seni sev(ç)mek suç olsaydı da seni sev(ç)erdim
(Berfila yaşanmamış iklimlerin coğrafyasından çık gel)
Bekir K. Ahıskalı
Haziran 12 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-2
Etiketler:
En Güzeli Ey Güzel,
En Güzeli İlk Yara
Bulduğun Yerde Yetir Beni Kendine Berfila
I
Hıçkırmaz takvimler duvarlarında
Sararmaz yapraklar eylül yazarken
Sen onları sarı düşünürsün sadece
Onlar bir aşkın baharını yaşarken
Yaprak yaprak sırıtırlar gizlice
Hıçkırmaz takvimler duvarlarında
II
Her aşk koyup gidilebilir Berfila
Ayrılığa vakit olmamalı aslında
Kaç tanesi kopup da gidebiliyor
Yalnızlık zaten elimizin altında
Aşk yarasının acısı hiç geçmiyor
Her aşk koyup gidilebilir Berfila
Ben gemileri sever gibi yaparım
Bir gün… bir yıl… bir ömür konuş
Seninle bir denizi seyredebilirim
Bir bakış, bir nefes, bir dokunuş
Ellerinde olduktan sonra ellerim
Ben gemileri sever gibi yaparım
III
Sanki arka sokağımda yaşardın
Ela gözlerini her açıp kapadığında
Ben ilk soyunan kız gibi utanırdım
Geceler yorgun, sabaha vardığında
Beni aklından geçirdiğine inanırdım
Sanki arka sokağımda yaşardın
Seni bir gül yaprağında kokladığımda
Bir bahçede görmüşler ağlıyormuşsun
Gönlüne taze kaysı çekirdeği düşmüş
Yeniden yeşermeye korkuyormuşsun
Belli ki bedenin soluklarımdan üşümüş
Seni bir gül yaprağında kokladığımda
IV
Bulduğun yerde, yetir beni kendine Berfila
Bulunmazlığınla uzaksın, Kaf’ın ardında
Bilinmezliğinle güzelsin, Belkıs tahtında
Duyulmazlığınla sessizsin, sabi uykusunda,
Sayılmazlığınla çoksun, sema burçlarında
Bulduğun yerde, yetir beni kendine Berfila
(Berfila senin özlemin kadar, kendimi özlüyorum)
Bekir K. Ahıskalı
Haziran 19 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-3
Hıçkırmaz takvimler duvarlarında
Sararmaz yapraklar eylül yazarken
Sen onları sarı düşünürsün sadece
Onlar bir aşkın baharını yaşarken
Yaprak yaprak sırıtırlar gizlice
Hıçkırmaz takvimler duvarlarında
II
Her aşk koyup gidilebilir Berfila
Ayrılığa vakit olmamalı aslında
Kaç tanesi kopup da gidebiliyor
Yalnızlık zaten elimizin altında
Aşk yarasının acısı hiç geçmiyor
Her aşk koyup gidilebilir Berfila
Ben gemileri sever gibi yaparım
Bir gün… bir yıl… bir ömür konuş
Seninle bir denizi seyredebilirim
Bir bakış, bir nefes, bir dokunuş
Ellerinde olduktan sonra ellerim
Ben gemileri sever gibi yaparım
III
Sanki arka sokağımda yaşardın
Ela gözlerini her açıp kapadığında
Ben ilk soyunan kız gibi utanırdım
Geceler yorgun, sabaha vardığında
Beni aklından geçirdiğine inanırdım
Sanki arka sokağımda yaşardın
Seni bir gül yaprağında kokladığımda
Bir bahçede görmüşler ağlıyormuşsun
Gönlüne taze kaysı çekirdeği düşmüş
Yeniden yeşermeye korkuyormuşsun
Belli ki bedenin soluklarımdan üşümüş
Seni bir gül yaprağında kokladığımda
IV
Bulduğun yerde, yetir beni kendine Berfila
Bulunmazlığınla uzaksın, Kaf’ın ardında
Bilinmezliğinle güzelsin, Belkıs tahtında
Duyulmazlığınla sessizsin, sabi uykusunda,
Sayılmazlığınla çoksun, sema burçlarında
Bulduğun yerde, yetir beni kendine Berfila
(Berfila senin özlemin kadar, kendimi özlüyorum)
Bekir K. Ahıskalı
Haziran 19 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-3
Etiketler:
Bulduğun Yerde Yetir Beni Kendine Berfila
Dudaklarımı yerel bir saatle dudaklarına kilitlediğimde herkes seni bilmek isteyecek
…
I
Bir kadın büyüyordu
Hüznünü yaşamak için
Aşkı ne tatmış, ne tanımış
Tattığını, tanıdığını sanmış
II
Ayakları tutmayan yel misali
Güneşin zerresini görse
Koşarken çatlayıp kalmış
Atın yelelerini sallayıp durur
Dağa, taşa haykırılmak ister
Yeni gelmiş vahyin ilamı gibi
Her seven biraz mecusidir
Tapınır alevli dudaklara, bedene…
III
Elemli geçmişin acı hatıraları
Yaşanacak mutluluklara zehir akıtır
Yapraklarını bir bir döker cüzamlı gibi
Başkaları için yaşamaya başlayınca beden
Sevdanın yaşananı gizlenir dudak ardına
Yaşanamayanı aşikar olur, el dudağında
IV
Öpmeye…
Yürümeye…
Konuşmaya…
veya gülümsemeye…
Senin en güzel olduğun anlar
Bir şeye hazır olduğun zamanlar
V
Seni düşünmek,
Senden habersizce düşlemek
Ansızın bastıran yağmur serinliğinde ıslaklık
Düşümde ellerini görmek yüzümü okşarken
Saçlarını yıkadığın kaynaktan sular içmek
Ayak izi bıraktığın topraklara yüz sürmek
Senli düşlerde sızıp kalmak senden gizlice
Uyanıp sana sarılır gibi bir kitaba sarılmak
Birbirimizi her düşündüğümüzde
Hayat mutlu geleceği haber verircesine göz edecek
Dudaklarımıza aşkı açığa vuran sözler yerleştireceğiz
Gecelerimiz yeni sevişilmiş bir yatak ferahlığında olacak
Ben saçlarının arasından gökyüzünü öpeceğim bir yandan
Diğer yandan sana göğsün kadar beyaz isimler giydireceğim
Dudaklarımı yerel bir saatle dudaklarına kilitlediğimde
Bir ateşi neden öptüğümü merak edecekler
Herkes seni bilmek isteyecek Berfila
(Berfila sen benim en güzel düşümsün)
Bekir K. Ahıskalı
Haziran 24 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-4
I
Bir kadın büyüyordu
Hüznünü yaşamak için
Aşkı ne tatmış, ne tanımış
Tattığını, tanıdığını sanmış
II
Ayakları tutmayan yel misali
Güneşin zerresini görse
Koşarken çatlayıp kalmış
Atın yelelerini sallayıp durur
Dağa, taşa haykırılmak ister
Yeni gelmiş vahyin ilamı gibi
Her seven biraz mecusidir
Tapınır alevli dudaklara, bedene…
III
Elemli geçmişin acı hatıraları
Yaşanacak mutluluklara zehir akıtır
Yapraklarını bir bir döker cüzamlı gibi
Başkaları için yaşamaya başlayınca beden
Sevdanın yaşananı gizlenir dudak ardına
Yaşanamayanı aşikar olur, el dudağında
IV
Öpmeye…
Yürümeye…
Konuşmaya…
veya gülümsemeye…
Senin en güzel olduğun anlar
Bir şeye hazır olduğun zamanlar
V
Seni düşünmek,
Senden habersizce düşlemek
Ansızın bastıran yağmur serinliğinde ıslaklık
Düşümde ellerini görmek yüzümü okşarken
Saçlarını yıkadığın kaynaktan sular içmek
Ayak izi bıraktığın topraklara yüz sürmek
Senli düşlerde sızıp kalmak senden gizlice
Uyanıp sana sarılır gibi bir kitaba sarılmak
Birbirimizi her düşündüğümüzde
Hayat mutlu geleceği haber verircesine göz edecek
Dudaklarımıza aşkı açığa vuran sözler yerleştireceğiz
Gecelerimiz yeni sevişilmiş bir yatak ferahlığında olacak
Ben saçlarının arasından gökyüzünü öpeceğim bir yandan
Diğer yandan sana göğsün kadar beyaz isimler giydireceğim
Dudaklarımı yerel bir saatle dudaklarına kilitlediğimde
Bir ateşi neden öptüğümü merak edecekler
Herkes seni bilmek isteyecek Berfila
(Berfila sen benim en güzel düşümsün)
Bekir K. Ahıskalı
Haziran 24 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-4
Kime merhem dediysem devadan bîhaberdi
Sabrın sokakları çok dar
Telaşsa sende kapalı gişe
Gündüzleri ısrarcı yapıp kendine
Geceleri yorgun düşürme
Öfkeyi bekletme içinde
İnceliğini her bakana giyinme
Gözlerin herkese gülmesin
Nemlerini yalnız bana bağışla
Uçur beni mutluluğun koynunda
Dağılan bir mürekkep lezzeti gibi
Narin rüzgar soluklarına salıver
Çünkü ben;
Kime imdat dediysem
İnayetten bîhaberdi
Sonra sen çıkıp geldin Berfila
Şifalı su gibiydi solukların
Bana rüyalarını yorumlatma
Geceye kan bulaştırdığın güne
Ve kırmızının intiharına aldırmadan
Önce “bana geliyorsun” derim
Sonra öpüştürürüm ikimizi
Seni başkasına yar edecekler bilirim
Yine de o uyku kalıntılarından
Çırılçıplak bir aşk çıkarırım
Bir sarhoşun bulanık düşlerinden çalar
Güneş görmemiş hayallerime konuk ederim seni
Çünkü ben;
Kime kandil dediysem
Ziyadan bîhaberdi
Sonra sen çıkıp geldin Berfila
Bakışlarında şimşekler çakıyordu
Azap ile haz arası bir iklimde
Tuttum sesi yaralı bir kadını sevdim
Zaten ben kimi sevecek olsam
Annesi daha doğurmadan evvel evlendirmiş
Söylemek için büyümesini bekliyor
Hala gözlerine bakma umudunu taşıyorum
Biliyorum
Bir gece çığlığıyla düşeceksin dudaklarımdan
Madem ki ıssız rüyalarımı hasta yatağından uyandırdın
Sen yine de aydınlıklarımdan beyazlığını çekme
Çünkü ben;
Kime milat dediysem
Doğumdan bîhaberdi
Sonra sen çıkıp geldin Berfila
Her tebessümün bir doğumdu
Ey uzaktaki sevgili!
Uzaklığını ezberledim
Birazda sen yaklaş
Nice takatlar tükettim dizlerimde
Bende unuttuğun yara
Aşkta adressiz bir mektubun gizemi
…ve beyazlığı kaldı içimde
Uzaktan sevişmek böyledir
Çaresiz, tatsız bir yorgunluk bırakır bize
Çünkü ben;
Kime merhem dediysem
Devadan bîhaberdi
Sonra sen çıkıp geldin Berfila
Ellerinden derman akıyordu
Dudaklarımıza bak
Kullanılmamaktan unutulmuş sevda sözleri yatıyor
Sesimizde kanamalı bir hasta iniltisi varken
Vuslatı geciktirip umutlarımızı tüketmeyelim
Kapat gözlerini…
İlk birlikteliğimiz geceleri aylar süren bir yerde olsun
İnanırsan eğer
Ellerimizin koşan atlar gibi olacağı gecelerimiz bitmeyecektir
Yürekten dudağa akacak olan
İki kelimeden başka söz etme
Çünkü ben;
Kime şiir dediysem
Duygudan bîhaberdi
Sonra sen çıkıp geldin Berfila
Suskunluğun sözcükleri terbiye ediyordu
Bir buğday sapı kadar gevrek
Kapatılamayan bir çeşme kadar asi
Zalim bir bahaneye sığınmadan
Bir şiire yazılmaya çalışılan öpücüğün
En arzulu yerinde yarım bırakılan
Alnıma dokunan ıslak rüzgar misali
Yırtabileceğimiz bir hatıramız olmasa bile
Kimseye yazılmamış şiir yoksulluğunda
Birbirimizi gördüğümüz an boğulacağız
Ey aklımın gurbeti
Ben tebessümü terk edeli çok mevsimler geçmişti
Çünkü ben:
Kime bahar dediysem
Çiçekten bîhaberdi
Sonra sen çıkıp geldin Berfila
Eteklerinden bahar dökülüyordu
(Berfila geceleri benden ayrı yatan yanım)
Bekir K. Ahıskalı
Temmuz 01 2008
Utangaç Bir Mutluluk Berfila-5
Telaşsa sende kapalı gişe
Gündüzleri ısrarcı yapıp kendine
Geceleri yorgun düşürme
Öfkeyi bekletme içinde
İnceliğini her bakana giyinme
Gözlerin herkese gülmesin
Nemlerini yalnız bana bağışla
Uçur beni mutluluğun koynunda
Dağılan bir mürekkep lezzeti gibi
Narin rüzgar soluklarına salıver
Çünkü ben;
Kime imdat dediysem
İnayetten bîhaberdi
Sonra sen çıkıp geldin Berfila
Şifalı su gibiydi solukların
Bana rüyalarını yorumlatma
Geceye kan bulaştırdığın güne
Ve kırmızının intiharına aldırmadan
Önce “bana geliyorsun” derim
Sonra öpüştürürüm ikimizi
Seni başkasına yar edecekler bilirim
Yine de o uyku kalıntılarından
Çırılçıplak bir aşk çıkarırım
Bir sarhoşun bulanık düşlerinden çalar
Güneş görmemiş hayallerime konuk ederim seni
Çünkü ben;
Kime kandil dediysem
Ziyadan bîhaberdi
Sonra sen çıkıp geldin Berfila
Bakışlarında şimşekler çakıyordu
Azap ile haz arası bir iklimde
Tuttum sesi yaralı bir kadını sevdim
Zaten ben kimi sevecek olsam
Annesi daha doğurmadan evvel evlendirmiş
Söylemek için büyümesini bekliyor
Hala gözlerine bakma umudunu taşıyorum
Biliyorum
Bir gece çığlığıyla düşeceksin dudaklarımdan
Madem ki ıssız rüyalarımı hasta yatağından uyandırdın
Sen yine de aydınlıklarımdan beyazlığını çekme
Çünkü ben;
Kime milat dediysem
Doğumdan bîhaberdi
Sonra sen çıkıp geldin Berfila
Her tebessümün bir doğumdu
Ey uzaktaki sevgili!
Uzaklığını ezberledim
Birazda sen yaklaş
Nice takatlar tükettim dizlerimde
Bende unuttuğun yara
Aşkta adressiz bir mektubun gizemi
…ve beyazlığı kaldı içimde
Uzaktan sevişmek böyledir
Çaresiz, tatsız bir yorgunluk bırakır bize
Çünkü ben;
Kime merhem dediysem
Devadan bîhaberdi
Sonra sen çıkıp geldin Berfila
Ellerinden derman akıyordu
Dudaklarımıza bak
Kullanılmamaktan unutulmuş sevda sözleri yatıyor
Sesimizde kanamalı bir hasta iniltisi varken
Vuslatı geciktirip umutlarımızı tüketmeyelim
Kapat gözlerini…
İlk birlikteliğimiz geceleri aylar süren bir yerde olsun
İnanırsan eğer
Ellerimizin koşan atlar gibi olacağı gecelerimiz bitmeyecektir
Yürekten dudağa akacak olan
İki kelimeden başka söz etme
Çünkü ben;
Kime şiir dediysem
Duygudan bîhaberdi
Sonra sen çıkıp geldin Berfila
Suskunluğun sözcükleri terbiye ediyordu
Bir buğday sapı kadar gevrek
Kapatılamayan bir çeşme kadar asi
Zalim bir bahaneye sığınmadan
Bir şiire yazılmaya çalışılan öpücüğün
En arzulu yerinde yarım bırakılan
Alnıma dokunan ıslak rüzgar misali
Yırtabileceğimiz bir hatıramız olmasa bile
Kimseye yazılmamış şiir yoksulluğunda
Birbirimizi gördüğümüz an boğulacağız
Ey aklımın gurbeti
Ben tebessümü terk edeli çok mevsimler geçmişti
Çünkü ben:
Kime bahar dediysem
Çiçekten bîhaberdi
Sonra sen çıkıp geldin Berfila
Eteklerinden bahar dökülüyordu
(Berfila geceleri benden ayrı yatan yanım)
Bekir K. Ahıskalı
Temmuz 01 2008
Utangaç Bir Mutluluk Berfila-5
Etiketler:
Kime merhem dediysem devadan bîhaberdi
Geriye dönmemek için gemileri yaksak bile bizi kimse suçlayamaz...
/rüzgar…
Saçlarının arasından geçebilmek için kırka bölünüyor
Geride bıraktığın rüzgarlar ise
Utançlarından bu şehri terk ettiler
Yazık!
saçlarından geçemezse eğer bu rüzgarlar ölecek
/deniz…
Bir yandan kıyıyı dövüyor
Diğer yandan heybetini kaybetmiş
Dalgalarına ayaklarının ucunu öptürüyor
Sen kıyıya oturdun diye kıskanmaya başladı
/gökyüzü…
Bu günkü bekaretini
Kara bir buluta teslim etmeme çabasında
Çaktırmıyor ama
Çirkin çatlatan güzelliğini yukarıdan seyrediyor
Ah bu güzelliğin yok mu senin?
/sevda…
Daha dün akşam
Senin gözlerinden ağlamış mıydı?
Yine avuçlarımızı serinletmek istiyor
Bu sefer vuslatın heyecanına dayanamadı
Bırakalım istediği kadar aksın
/tını…
Kulaklarımıza çalınan yanık bir ses
“Şu Metris’in önü bir uzun alan
Bir tek seni sevdim gerisi yalan”
Ezgiler sadece gözlerini seyretmemi istiyorlar
Anla artık Berfila
Yalnız ben değilim ki ela gözlüm
Seni seven her şey/herkes kabıma sığamıyor bir türlü
/tını…
/şehir…
/rüzgar…
/deniz…
/gökyüzü…
...gittiğimizde hepsi oradaydılar
Biz sadece sevdamızı götürmüştük
Geriye dönmemek için gemileri yaksak bile
Bizi kimse suçlayamaz...
(Berfila, sen iyice sokul bana)
Bekir K. Ahıskalı
Temmuz 08 2008
Utangaç Bir Mutluluk Berfila-6
Saçlarının arasından geçebilmek için kırka bölünüyor
Geride bıraktığın rüzgarlar ise
Utançlarından bu şehri terk ettiler
Yazık!
saçlarından geçemezse eğer bu rüzgarlar ölecek
/deniz…
Bir yandan kıyıyı dövüyor
Diğer yandan heybetini kaybetmiş
Dalgalarına ayaklarının ucunu öptürüyor
Sen kıyıya oturdun diye kıskanmaya başladı
/gökyüzü…
Bu günkü bekaretini
Kara bir buluta teslim etmeme çabasında
Çaktırmıyor ama
Çirkin çatlatan güzelliğini yukarıdan seyrediyor
Ah bu güzelliğin yok mu senin?
/sevda…
Daha dün akşam
Senin gözlerinden ağlamış mıydı?
Yine avuçlarımızı serinletmek istiyor
Bu sefer vuslatın heyecanına dayanamadı
Bırakalım istediği kadar aksın
/tını…
Kulaklarımıza çalınan yanık bir ses
“Şu Metris’in önü bir uzun alan
Bir tek seni sevdim gerisi yalan”
Ezgiler sadece gözlerini seyretmemi istiyorlar
Anla artık Berfila
Yalnız ben değilim ki ela gözlüm
Seni seven her şey/herkes kabıma sığamıyor bir türlü
/tını…
/şehir…
/rüzgar…
/deniz…
/gökyüzü…
...gittiğimizde hepsi oradaydılar
Biz sadece sevdamızı götürmüştük
Geriye dönmemek için gemileri yaksak bile
Bizi kimse suçlayamaz...
(Berfila, sen iyice sokul bana)
Bekir K. Ahıskalı
Temmuz 08 2008
Utangaç Bir Mutluluk Berfila-6
Benimle kal Berfila. Dudaklarında daha göz değmemiş bakire bir tebessüm olurum
Benimle kal Berfila. Dudaklarında daha göz değmemiş bakire bir tebessüm olurum
Bütün şarkıların çalındığı sesli bir akşamdır şimdi
Beni işgal edişinin kaçıncı gündönümü
Beni sana taşımak için
Bu kaçıncı tökezleyişim hatırlamıyorum
Kokun her solukta başımı yeniden döndürüşünde
Güzelliğinle aklıma her düşüşünde
Tebessümlerin gözlerimi tutuşturup
Göz çukurlarım her acıdığında
Yangına tutulmuş türküler gibi
Dudağımdan kulaklara efil efil estiririm hasretini
Sen gidersen bu düşten
Gözlerimi bir daha uykuya yatıramam
…ağlarım,
…yanarım,
…viran olur uykularım
… iki soluk arası kadar uzağıma gitme sen
Ellerim alıp başını gidemez bilmediğim sıcaklıklara
Gözlerinin rengini silemem gözlerimden
Yaşanmış anıları silikleştiremem
Göğsümde küçültemem yalnızlıkları
İçimdeki varlığına tadına talan,
…varlığına yalan diyemem
Ellerime bıraktığın sıcaklığını,
Ellerin gibi uzaklaştıramam tenimden
Adressiz duraklarda bırakamam sen yanımı,
…yansız
… yönsüz kalamam
Seni bir göç gibi katar katar koparamam içimden
Umutlarım başını zamana dik tutabilir
…sabırla direnmeye çalışır yokluğuna
Acılarıma seni katıp,
Kahrolası hayata kahretmeden doğrulmaya çalışırım
Yenik düşemem vuslatın titreyen mumu gibi bir deli rüzgâra
Beklemeyi unutmam and olsun sana
…ağlarım
....titrerim
…hazan olur hayallerim
… iki soluk arası kadar uzağıma gitme sen
Dilimde söylendikçe kanar bu deli türkü
Daha fazla sessizleştiremem duygularımı
Damarlarımı parçalamaya çalıştıkça kanım
Genzimi yakar hasretinin kokusu
Yokluğunun acısını boyun büküp yutamam
Kokusunu yel,
Sıcaklığını el aldı diyemem
Senin içim kuruyorken cümlelerimi
Dağ başlarında sise gömemem seni anlatan tüm şiirlerimi
Yitiremem senden kalan ne varsa inan
Gün gelir avare kalırım susmaya çalıştırırlar anılarını dilimde dudağımda
Susturamam yemin olsun sana susturamam
…ağlarım,
…söylerim
…devrik olur cümlelerim
… iki soluk arası kadar uzağıma gitme sen
Başka hülyalara dalıp,
Rengini gözpınarlarımdan düşüremem
Ağlamaklı gözlerimde dalgın bulutların dolandığına bakma sen
Nemli kirpiklerime dolan gecelerde uyutamam sensizliğin sesini
Solan resimlerle darılan albümlerden düşer zamanla kıpırtıların,
Deldiremem göğsümde sana olan dokunulmazlık zırhını,
Bilinmez bir diyarın taze aşklarını da gezdiremem göğsümde
Bıraktığın yaralar katmer katmer tutar kabuğunu
Delice öpmeyi isterim kabuklaşan yaralarını gün olur
Gün olur yağan yağmurlar silmeye kalkarlar aynada kalan hüznümü
Eğreti gülüşlerim daha aralamadan kendi dudaklarımda
Senden kalma sızılarımı kendi ellerimle dağlarım
…ağlarım,
…kanarım
…kangren olur yaralarım
… iki soluk arası kadar uzağıma gitme sen
Yarım kalan hiçbir anı öpmez olur alnımdan
Bir hayal olamaz sevişin
Anlamsızlaşamaz zamana direnen sözlerimiz
…inandırmaz hiç bir yalan beni unuttuğuna
Gece örtse de yüzümü,
Seni düşünür,
…sana üzülürüm
Yıldız ışıltılarında gülüyormuş gibi dursa da durmadan yağan iki gözüm
Sevdiğimi sevildiğimi unutamam
Dünya dar gelir, bir yara gibi kanarsın kalemimin ucunda
Ne söz biter,
Ne ses diner,
Ne de toprak kokar sinemde büyüttüğüm aşk
…yapamam
…zirvelerime konaklayan yanını unutamam
…yalvarırım benimle kal Berfila
…dudaklarında daha göz değmemiş bakire bir tebessüm olurum
… iki soluk arası kadar uzağıma gitme sen
… gitme sen
( Bu masalda tek gerçek olan şey aşkımızdı. Onlar bizi hayal sanıyorlardı)
Bekir K. Ahıskalı
Temmuz 13 2008- Vakfıkebir
Utangaç Bir Mutluluk Berfila-7
Bütün şarkıların çalındığı sesli bir akşamdır şimdi
Beni işgal edişinin kaçıncı gündönümü
Beni sana taşımak için
Bu kaçıncı tökezleyişim hatırlamıyorum
Kokun her solukta başımı yeniden döndürüşünde
Güzelliğinle aklıma her düşüşünde
Tebessümlerin gözlerimi tutuşturup
Göz çukurlarım her acıdığında
Yangına tutulmuş türküler gibi
Dudağımdan kulaklara efil efil estiririm hasretini
Sen gidersen bu düşten
Gözlerimi bir daha uykuya yatıramam
…ağlarım,
…yanarım,
…viran olur uykularım
… iki soluk arası kadar uzağıma gitme sen
Ellerim alıp başını gidemez bilmediğim sıcaklıklara
Gözlerinin rengini silemem gözlerimden
Yaşanmış anıları silikleştiremem
Göğsümde küçültemem yalnızlıkları
İçimdeki varlığına tadına talan,
…varlığına yalan diyemem
Ellerime bıraktığın sıcaklığını,
Ellerin gibi uzaklaştıramam tenimden
Adressiz duraklarda bırakamam sen yanımı,
…yansız
… yönsüz kalamam
Seni bir göç gibi katar katar koparamam içimden
Umutlarım başını zamana dik tutabilir
…sabırla direnmeye çalışır yokluğuna
Acılarıma seni katıp,
Kahrolası hayata kahretmeden doğrulmaya çalışırım
Yenik düşemem vuslatın titreyen mumu gibi bir deli rüzgâra
Beklemeyi unutmam and olsun sana
…ağlarım
....titrerim
…hazan olur hayallerim
… iki soluk arası kadar uzağıma gitme sen
Dilimde söylendikçe kanar bu deli türkü
Daha fazla sessizleştiremem duygularımı
Damarlarımı parçalamaya çalıştıkça kanım
Genzimi yakar hasretinin kokusu
Yokluğunun acısını boyun büküp yutamam
Kokusunu yel,
Sıcaklığını el aldı diyemem
Senin içim kuruyorken cümlelerimi
Dağ başlarında sise gömemem seni anlatan tüm şiirlerimi
Yitiremem senden kalan ne varsa inan
Gün gelir avare kalırım susmaya çalıştırırlar anılarını dilimde dudağımda
Susturamam yemin olsun sana susturamam
…ağlarım,
…söylerim
…devrik olur cümlelerim
… iki soluk arası kadar uzağıma gitme sen
Başka hülyalara dalıp,
Rengini gözpınarlarımdan düşüremem
Ağlamaklı gözlerimde dalgın bulutların dolandığına bakma sen
Nemli kirpiklerime dolan gecelerde uyutamam sensizliğin sesini
Solan resimlerle darılan albümlerden düşer zamanla kıpırtıların,
Deldiremem göğsümde sana olan dokunulmazlık zırhını,
Bilinmez bir diyarın taze aşklarını da gezdiremem göğsümde
Bıraktığın yaralar katmer katmer tutar kabuğunu
Delice öpmeyi isterim kabuklaşan yaralarını gün olur
Gün olur yağan yağmurlar silmeye kalkarlar aynada kalan hüznümü
Eğreti gülüşlerim daha aralamadan kendi dudaklarımda
Senden kalma sızılarımı kendi ellerimle dağlarım
…ağlarım,
…kanarım
…kangren olur yaralarım
… iki soluk arası kadar uzağıma gitme sen
Yarım kalan hiçbir anı öpmez olur alnımdan
Bir hayal olamaz sevişin
Anlamsızlaşamaz zamana direnen sözlerimiz
…inandırmaz hiç bir yalan beni unuttuğuna
Gece örtse de yüzümü,
Seni düşünür,
…sana üzülürüm
Yıldız ışıltılarında gülüyormuş gibi dursa da durmadan yağan iki gözüm
Sevdiğimi sevildiğimi unutamam
Dünya dar gelir, bir yara gibi kanarsın kalemimin ucunda
Ne söz biter,
Ne ses diner,
Ne de toprak kokar sinemde büyüttüğüm aşk
…yapamam
…zirvelerime konaklayan yanını unutamam
…yalvarırım benimle kal Berfila
…dudaklarında daha göz değmemiş bakire bir tebessüm olurum
… iki soluk arası kadar uzağıma gitme sen
… gitme sen
( Bu masalda tek gerçek olan şey aşkımızdı. Onlar bizi hayal sanıyorlardı)
Bekir K. Ahıskalı
Temmuz 13 2008- Vakfıkebir
Utangaç Bir Mutluluk Berfila-7
Ey kaderin titremeyen eli! sen yazarken titrememişsen, ben yaşarken titrer miyim hiç
Ey kaderin titremeyen eli! sen yazarken titrememişsen, ben yaşarken titrer miyim hiç?
Dalından itelenen yaprak gibiyim
Bedenimi ruhumdan koparmışlar
Gözlerimi bir zelzele sonrası arkada bırakmışım
Kulaklarımda rüzgarın arsız kahkahası
Tenimde kurt gibi uluyan bir yalnızlık
Bir güzelin gözlerine dokunamadan
Havada kaybolmuş ayak izlerim
Aşkı yeterince yaşamadan daha
Silkelenmiş dalımdan düşürülmüşüm
…ve hiç yorumlanmamış rüya gibi
Bir başıma karma karışık olmuşum
Ey düğümümü çözecek gerçek!
Düğünümü mahşere mi bıraktın?
Bir tırtılın mevsimlik düşleri kadar
Düşlerim olamayacakmış
Tutunamayacakmışım bir dut dalına
Yarı yoldan dönecekmiş dudaklarım
Hep yarım bırakılacakmış buselerim
Dudakların adımı zikretmekten utanacakmış
Rüzgar, yağmur, kara gecelerde açılan düğmelerin
Benim için hiç açılmayacaklarmış
Benden fersah fersah kaçmak için gamzelerin
Yanaklarına saplanıp kalacaklarmış
…ve gidişin
bir tatil sonrası dönüşü kadar kolay olacakmış
Ey sevmeyi sevdirecek gerçek!
Bedelsiz sevdiğim ne zaman bilinecek?
Olsun be Berfila
Sevmeden kavuşan tenlere inatla
Sevdim de kavuşamadım….
Tatsız, tuzsuz ve isteksiz öpüşlere inatla
Buselerimi yarı yoldan çevirdim…
Yüzüme gülmeyen bir sinenin
Düğmelerini çözmedim….
…ve kasıklarımı yırtan acılarımı
yalancı bir düşle takas etmedim diyeceğim
Ey riyaya yenilen gerçek!
Senin hükmün hiç mi geçmeyecek?
Ya Rab!
Bana öteki alemde cenneti değil,
Bu alemde Berfila’yı vermeni istemiştim
Gelirken kendi cennetimizi getirirdik ki…
Yalancı vuslatlar bana göre değildi
Bu yüzden sevemedim uykularımı
Sevinçlerimi ertelememek için
Bu yüzdendir acılarımı yaşayarak tüketme isteğim
Ey kaderin titremeyen eli!
Sen yazarken titrememişsen
Ben yaşarken titrer miyim hiç?
Yaşadığım sevdamın gurbeti olsa bile…
(Berfila senin yarım bakışlarını tamamlamak için geldim)
Bekir K. Ahıskalı
Temmuz 15 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-8
Dalından itelenen yaprak gibiyim
Bedenimi ruhumdan koparmışlar
Gözlerimi bir zelzele sonrası arkada bırakmışım
Kulaklarımda rüzgarın arsız kahkahası
Tenimde kurt gibi uluyan bir yalnızlık
Bir güzelin gözlerine dokunamadan
Havada kaybolmuş ayak izlerim
Aşkı yeterince yaşamadan daha
Silkelenmiş dalımdan düşürülmüşüm
…ve hiç yorumlanmamış rüya gibi
Bir başıma karma karışık olmuşum
Ey düğümümü çözecek gerçek!
Düğünümü mahşere mi bıraktın?
Bir tırtılın mevsimlik düşleri kadar
Düşlerim olamayacakmış
Tutunamayacakmışım bir dut dalına
Yarı yoldan dönecekmiş dudaklarım
Hep yarım bırakılacakmış buselerim
Dudakların adımı zikretmekten utanacakmış
Rüzgar, yağmur, kara gecelerde açılan düğmelerin
Benim için hiç açılmayacaklarmış
Benden fersah fersah kaçmak için gamzelerin
Yanaklarına saplanıp kalacaklarmış
…ve gidişin
bir tatil sonrası dönüşü kadar kolay olacakmış
Ey sevmeyi sevdirecek gerçek!
Bedelsiz sevdiğim ne zaman bilinecek?
Olsun be Berfila
Sevmeden kavuşan tenlere inatla
Sevdim de kavuşamadım….
Tatsız, tuzsuz ve isteksiz öpüşlere inatla
Buselerimi yarı yoldan çevirdim…
Yüzüme gülmeyen bir sinenin
Düğmelerini çözmedim….
…ve kasıklarımı yırtan acılarımı
yalancı bir düşle takas etmedim diyeceğim
Ey riyaya yenilen gerçek!
Senin hükmün hiç mi geçmeyecek?
Ya Rab!
Bana öteki alemde cenneti değil,
Bu alemde Berfila’yı vermeni istemiştim
Gelirken kendi cennetimizi getirirdik ki…
Yalancı vuslatlar bana göre değildi
Bu yüzden sevemedim uykularımı
Sevinçlerimi ertelememek için
Bu yüzdendir acılarımı yaşayarak tüketme isteğim
Ey kaderin titremeyen eli!
Sen yazarken titrememişsen
Ben yaşarken titrer miyim hiç?
Yaşadığım sevdamın gurbeti olsa bile…
(Berfila senin yarım bakışlarını tamamlamak için geldim)
Bekir K. Ahıskalı
Temmuz 15 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-8
Berfila! Biz içinde çiçekler açacak olan bir yangınız
Kalıcı bir anı gibi
gülüşlerini içime seriyorum
Solmayacak bir şafak rengine
boyuyorum kendimi
Yanaklarımda
kırmızı gelincik tarlaları açıyor
Dudaklarımda
ceylanları ürkütmeyen ıslıklar var
Adını her anışımda
burnumun ucu kızılcıklanıyor
Bir rüzgarca savrulup
Tökezlenmekten korkuyorum
Ben düşersem…
...ve sen gidersen…
Peşin sıra susarım
Kasem olsun ki susarım Berfila
Ne olur ellerimi bırakmaktan sakın…
Adını zikreden dudaklarım lal olur sonra
Susturulmaya çalışılan umutlarımın neresine sarılsam
Sıtmalı bir beden gibi
her yanım titremeye başlıyor
Hüzünlerini yeniden mayalarlar diye
Seni bildik yakınlıklarına terk edemiyorum bir türlü
Her seferinde bir kuşku dövüyor aklımın sınırlarını
Göz kapaklarım kapansın diye
Geçmişimizden balyozlar indiriliyor yüreğime
Yine de ben
kanayan bir gelinciğin ağıtı olamam
Ben kanarsam…
…ve sen gidersen…
Peşin sıra ağlarım
Kasem olsun ki ağlarım Berfila
Ne olur ellerimi bırakmaktan sakın…
Güzelliğini gören gözlerim kör olur sonra
Senle başlanan günlerimizde acı olmaz
Göz perdelerimiz aralanırken utanırdı
Hiç görememiştik çıplak tenlerimizi
Utangaçtı bizim mutluluklarımız
Gecenin öteki yüzünde
Bizi neyin beklediğini bilmeden
Meltemlerle örterdik yüzümüzü
Yaşanmadık bir şeyler kalmasın diye geriye
Ömrümüzden onca eksileni
Bir gecede yerine koymaya çalışırdık
Biliyorum kıştan çıktı dalların,
…kar yorgunusun ama
Seni tamamlayamazsan…
…ve sen gidersen…
Peşin sıra eserim
Kasem olsun ki eserim Berfila
Ne olur ellerimi bırakmaktan sakın…
Saçlarını savuran rüzgar ar olur sonra
Yazgılarımıza tutunup
Benden kaçırdığın bakışlarını arıyorum
Ayaküstü gönül almalarla yürek yatışmıyor
Gözlerindeki sevgiye sığınmak istiyorum
Geçmişimiz kelepçeyle bağlı ayaklarımıza
Geleceğimiz yemlenen kuş ürkekliğinde
Hep gecikilen yerde başlar ya pişmanlıklar
Karamsarlığımızı onamasın geçmiş yanımız
Biz içinde çiçekler açacak olan bir yangınız
Ben tutuşursam…
…ve sen gidersen
Peşin sıra yanarım
Kasem olsun ki yanarım Berfila
Ne olur ellerimi bırakmaktan sakın…
Güller açan bahçemiz har olur sonra
Sen sevmenin ben hayatın yabancısıyız
Gözlerinde üşüttüğün
Bana söyleyemediğin ne varsa
İmgeler giydirmeden söyle
Bir sensizlik daha çoğalmasın içimde
Külleri göğsümde uçuşan yangınlar bırakma
Yüzünde tebessüm eksik olmasın
Sabahın tehir edildiği zamanlardan
Ödünsüz bir yaşam getiremezsek birbirimize
Üzerimize daha güneş doğmadan
…ve sen gidersen…
Peşin sıra gülemem…
Kasem olsun ki ölürüm Berfila
Ne olur ellerimi bırakmaktan sakın…
Bir daha kavuşmamız zor olur sonra
(Berfila Bir tebessümün için ömrümü takas ederim)
Bekir K. Ahıskalı
Temmuz 17 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-9
gülüşlerini içime seriyorum
Solmayacak bir şafak rengine
boyuyorum kendimi
Yanaklarımda
kırmızı gelincik tarlaları açıyor
Dudaklarımda
ceylanları ürkütmeyen ıslıklar var
Adını her anışımda
burnumun ucu kızılcıklanıyor
Bir rüzgarca savrulup
Tökezlenmekten korkuyorum
Ben düşersem…
...ve sen gidersen…
Peşin sıra susarım
Kasem olsun ki susarım Berfila
Ne olur ellerimi bırakmaktan sakın…
Adını zikreden dudaklarım lal olur sonra
Susturulmaya çalışılan umutlarımın neresine sarılsam
Sıtmalı bir beden gibi
her yanım titremeye başlıyor
Hüzünlerini yeniden mayalarlar diye
Seni bildik yakınlıklarına terk edemiyorum bir türlü
Her seferinde bir kuşku dövüyor aklımın sınırlarını
Göz kapaklarım kapansın diye
Geçmişimizden balyozlar indiriliyor yüreğime
Yine de ben
kanayan bir gelinciğin ağıtı olamam
Ben kanarsam…
…ve sen gidersen…
Peşin sıra ağlarım
Kasem olsun ki ağlarım Berfila
Ne olur ellerimi bırakmaktan sakın…
Güzelliğini gören gözlerim kör olur sonra
Senle başlanan günlerimizde acı olmaz
Göz perdelerimiz aralanırken utanırdı
Hiç görememiştik çıplak tenlerimizi
Utangaçtı bizim mutluluklarımız
Gecenin öteki yüzünde
Bizi neyin beklediğini bilmeden
Meltemlerle örterdik yüzümüzü
Yaşanmadık bir şeyler kalmasın diye geriye
Ömrümüzden onca eksileni
Bir gecede yerine koymaya çalışırdık
Biliyorum kıştan çıktı dalların,
…kar yorgunusun ama
Seni tamamlayamazsan…
…ve sen gidersen…
Peşin sıra eserim
Kasem olsun ki eserim Berfila
Ne olur ellerimi bırakmaktan sakın…
Saçlarını savuran rüzgar ar olur sonra
Yazgılarımıza tutunup
Benden kaçırdığın bakışlarını arıyorum
Ayaküstü gönül almalarla yürek yatışmıyor
Gözlerindeki sevgiye sığınmak istiyorum
Geçmişimiz kelepçeyle bağlı ayaklarımıza
Geleceğimiz yemlenen kuş ürkekliğinde
Hep gecikilen yerde başlar ya pişmanlıklar
Karamsarlığımızı onamasın geçmiş yanımız
Biz içinde çiçekler açacak olan bir yangınız
Ben tutuşursam…
…ve sen gidersen
Peşin sıra yanarım
Kasem olsun ki yanarım Berfila
Ne olur ellerimi bırakmaktan sakın…
Güller açan bahçemiz har olur sonra
Sen sevmenin ben hayatın yabancısıyız
Gözlerinde üşüttüğün
Bana söyleyemediğin ne varsa
İmgeler giydirmeden söyle
Bir sensizlik daha çoğalmasın içimde
Külleri göğsümde uçuşan yangınlar bırakma
Yüzünde tebessüm eksik olmasın
Sabahın tehir edildiği zamanlardan
Ödünsüz bir yaşam getiremezsek birbirimize
Üzerimize daha güneş doğmadan
…ve sen gidersen…
Peşin sıra gülemem…
Kasem olsun ki ölürüm Berfila
Ne olur ellerimi bırakmaktan sakın…
Bir daha kavuşmamız zor olur sonra
(Berfila Bir tebessümün için ömrümü takas ederim)
Bekir K. Ahıskalı
Temmuz 17 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-9
Artık kısa tebessümlerle avunamam Berfila
Gözlerimin yağmursuz bir günüydü
Bahar günleri geleceğini müjdeliyordu
Kara bir gecede nabızlarından sarsılmış
Ela gözlü bir ceylan çıktı yolumun üstüne
Sabah çisesi gibi, gözlerinde nem vardı
Düğmeleri kur yapan elbiseler giyiniyordu
Bahar kokan saçlarında kendimi buldum
Hem öpmek istiyordu beni, hem utanıyordu
Gündüzlerin firarisiydim geceleri yaşıyordum
Geliş sancıları vardı aç susuz kalıyordum
Yine de kollarında uyanıyordum düşlerimden
Artık kısa tebessümlerle avunamam Berfila
Hadi çöz dudaklarımızdaki kilitleri
Sen bu şehirde yoksun bir çıkar yolu kalmadı
Yürüdüğüm sokaklar çıkmaz olmaya başladılar
Oysa ne çok isterdim o şehirde simitçi olabilmeyi
Gözlerinin buğusunda
Ten sıcaklığında simitlere dokunabilmeyi
Pencerelerinde güneşi karşılayabileceğim
Göz bebeklerimizde arzular,
Dudaklarımızda nem taşıyabilmeyi
Gittiğin topraklardan muştularla gel Berfila
Hadi yumuk elli yavrularımızı getir
Ela gözlü ceylanım
Düşlerimden korkma,
benim düşlerimde kan yoktur
Kayan yıldızlar bile kaybolmazlar düşlerimden
Bildik duygulara esir etmeden bedenlerimizi
Zamansız hazlarla kirletmeden tenlerimizi
Hadi ellerini uzat Berfila
Hadi aşkımızı helalleştir...
(Berfila bakışları ebemkuşağı güzel)
Bekir K. Ahıskalı
Temmuz 22 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-10
Bahar günleri geleceğini müjdeliyordu
Kara bir gecede nabızlarından sarsılmış
Ela gözlü bir ceylan çıktı yolumun üstüne
Sabah çisesi gibi, gözlerinde nem vardı
Düğmeleri kur yapan elbiseler giyiniyordu
Bahar kokan saçlarında kendimi buldum
Hem öpmek istiyordu beni, hem utanıyordu
Gündüzlerin firarisiydim geceleri yaşıyordum
Geliş sancıları vardı aç susuz kalıyordum
Yine de kollarında uyanıyordum düşlerimden
Artık kısa tebessümlerle avunamam Berfila
Hadi çöz dudaklarımızdaki kilitleri
Sen bu şehirde yoksun bir çıkar yolu kalmadı
Yürüdüğüm sokaklar çıkmaz olmaya başladılar
Oysa ne çok isterdim o şehirde simitçi olabilmeyi
Gözlerinin buğusunda
Ten sıcaklığında simitlere dokunabilmeyi
Pencerelerinde güneşi karşılayabileceğim
Göz bebeklerimizde arzular,
Dudaklarımızda nem taşıyabilmeyi
Gittiğin topraklardan muştularla gel Berfila
Hadi yumuk elli yavrularımızı getir
Ela gözlü ceylanım
Düşlerimden korkma,
benim düşlerimde kan yoktur
Kayan yıldızlar bile kaybolmazlar düşlerimden
Bildik duygulara esir etmeden bedenlerimizi
Zamansız hazlarla kirletmeden tenlerimizi
Hadi ellerini uzat Berfila
Hadi aşkımızı helalleştir...
(Berfila bakışları ebemkuşağı güzel)
Bekir K. Ahıskalı
Temmuz 22 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-10
Etiketler:
Artık kısa tebessümlerle avunamam Berfila
Dualarımda utangaç bakan gözleriyle anneni dilerdim…(Oğluma vasiyetimdir)
Senden gizlice nabızlarımı sayıyorum
Biliyorum birisi sonuncu olacak yavrum
Toka takılmamış saç gibi ele avuca sığmıyorsun
Her bakışın bir işgal, her ağlayışın bir emir senin
Şimdi oyununu da bırakıp beni dinlemezsin ya
Kucağıma gel
Seninle konuşmak istiyorum
Bir kadını sevmiştim yavrum
Dudakları bal çiçeği, gözlerinde yas çiçeği yaşıyordu
Sineleri süt çiçeği, bedeni hor koklanmış bir gül gibiydi
Yüzü yaratılırken bana sorulmamıştı ama
Görünce sevmekten başka şey gelmedi elimden
Ellerinin mahareti düşmüşse tencerenin üzerine yemekler lezzetlenir,
Avuçlarının ısısı dokunmuşsa başlarına
Saçları rüzgarda uçuşurdu yetim çocukların
Hayatı o kadının gözlerinde okumaya çalıştım
Saçlarına rüzgar sürdüm, soluduğu göğü soludum
Öyle içten bir öpüşü olmadı ama
Ağzının tüm koylarını ezberletti bana
Bahar kokuluydu teni ama
Kağıdı kırıştırılmış eksik okunmuş şiiri gibiydi her şey
Bana her şeyi yaptıran bir şeydi annen
Sevişmenin şekli belliydi belki
Acı mı? Tatlı mı? tadını bilmiyorduk
…ve biz bunu hiç öğrenemedik/öğrenemeyeceğiz yavrum
Her canlı sevişebiliyordu belki
Aşk mı ? Dürtü mü? adını soruyorduk
…ve biz sadece bakışlarımızla uzaktan sevişiyorduk yavrum
Hayat bizim için
Düğün gecesi sonrası ışıkları gibi değildi
Bakışlardan daha solgun gözükmek istemedi bize
Acılarımızı istifa ettiğimiz makam gibi söküp atamadık
Çift taraftan dikişli çorap gibi gözüküyordu bizim sevdamız
Ne yanını giyecek olsak ters görünüyordu birilerine
Ailelerimiz için kirli bir gölgeden farksızdık gayri
Bana gelirken makyajsızdı, bakışlarıyla sevdi beni
Giyinik ölülerimizi, çıplaklığımızla düşünüyorduk
Her geçen dakika bir yanımız eksiliyordu
Yalnız yaşamımız kaybolmuyor düşlerimizde küçülüyordu aslında
Biz hakkımızda hayırlısı diyorduk ama
Hakkımızda kararı verecek olanlar bizim hayrımızı değil
Kendi itibarlarını düşünüyorlardı
Biz yinede üzülmesinler diye karşı çıkmıyorduk yavrum
Bahar geçti yavrum
Annen yeterince sevemedi/sevilemedi
Bak toprak ananın doğurdukları meyveye durdu
Leylekler bu yılda bir kardeş getirmeyecek sana
Beyaz mendillerde kirlendi şimdi
Bilmem ki bu kavga bitsin diye
Ellerimizde neyi sallayacağız
Gözlerimizin beyazı da kirlendi
Gayri kestane ağaçları izin vermezler
Gölgelerinde öpüşelim diye
Her şeyin siyah olduğu bir diyardı dünya
…ve biz bu tuvalde iki beyaz leke olarak gözüküyorduk
Yıkık bir kentin kanayan yerleri gibiydi gönüllerimiz
Dallarımızda zamansız meyveler bırakmamak için
Aşkımızın helal olacağı günü bekledik yavrum
Yavrum bu iki kapılı handa
Yalnızca topuğunu görüp aşık olacaksın belki ama
Her gün aynı kızı aynı sabırla bekleyeceksin
Yanaklarında hasretin solukluğu olacak
Onu sevmeleri kimseye bırakmayacaksın
Altına yattığın ağaçları kutsal bileceksin
Hayatın yalnızca bir aşk için olduğunu unutmayacaksın
Dudağını, dilini, bir anlık bakışını unutman istendiğinde
O zaman beni hatırlayacaksın yavrum
Bir babam varmış
Berfila diyerek yıllarca annemin izini sürmüş diyeceksin
Sen beni düşünürken
Benim ellerimde içilmemiş sular terleyecek
Seninle senden uzak iklimlerde yaşıyor olacağım yavrum
Yavrum uzak, tanıdık yüzler düşlerine girecek
Sevdanı arkadan hançerlemeye çalışacaklar
Her gün aynı sabrı yeniden yaşayacaksın
Benim anneni severek acı çekmem gibi
Sende bu kadını severken acı çekeceksin
Bir acıyı çekeceksen eğer
En güzeli için en acıyı çekmelisin
Sevdiğim kadın çektiğim acıya değerdi
Gökler sevdiğinin tebessümüyle dolacak
Bir başka anın olacak ilk kez öptüğünde
Yitirdiğin her şey dönüp tutsak alacak seni
Hatalarını yaşamakla kapatamayacaksın
İzini sürecekler senin
Dinlediğiniz şarkılarda sarkıcıların sesleri kirlenecek
Duyduğun her ayrılık
Biraz daha acı verecek sana
…ve ellerin, ayakların karşılıksız çıkacak
taşımayacaklar seni birine tutunamayacaksın ama
…sen yine de ölmeyi düşünmemelisin
Ben anneni severken ölmeyi hiç düşünmedim
Ölmemek sevgiliye verilebilecek en güzel hediyedir
Göreceksin acılar kirlettiğiniz sular gibi akıp gidecek ömründen
Sevinç sana çok uzakta kalmış bir arkadaş gibi gözükecek
Tüm acıları göğsünden emeceksin
Acı verecek şarkılar sana
Kimdi bu şarkının afili kadını diyeceksin
Dünya topuğu düşmüş bir ayakkabı gibi dursa da ayağında
Sen sendelememek için hayata dişleriyle tutunan
Annenin ela gözlerini düşün
Bir bakışı bu dünyaya güzel demeye yetecek
O utangaç bakışlı anneni…
Ne zaman yalnız kalırsan, kafanda bir pazar sabahı beklet
Anneni ilk gördüğüm sahil şehrinde
Dışımızda kalabalık içimizde yalnız halimizle
Anneni ve beni düşün ki yavrum
Bizler nerede olursak olalım
Ellerimizi göğe kaldırmış
Sizin için dua ediyor olacağız
Attığın adıma dikkat et
Unutma yavrum
Berfila’ya eş olmakta kolay değildi
… evlat olmakta kolay olmayacaktır
Bin kere doğup, bin kere ölecek olsam
Dualarımda utangaç bakan gözleriyle anneni dilerdim…
(Berfila bu şiir oğluma vasiyetimdir)
Bekir K. Ahıskalı
Temmuz 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-11
Biliyorum birisi sonuncu olacak yavrum
Toka takılmamış saç gibi ele avuca sığmıyorsun
Her bakışın bir işgal, her ağlayışın bir emir senin
Şimdi oyununu da bırakıp beni dinlemezsin ya
Kucağıma gel
Seninle konuşmak istiyorum
Bir kadını sevmiştim yavrum
Dudakları bal çiçeği, gözlerinde yas çiçeği yaşıyordu
Sineleri süt çiçeği, bedeni hor koklanmış bir gül gibiydi
Yüzü yaratılırken bana sorulmamıştı ama
Görünce sevmekten başka şey gelmedi elimden
Ellerinin mahareti düşmüşse tencerenin üzerine yemekler lezzetlenir,
Avuçlarının ısısı dokunmuşsa başlarına
Saçları rüzgarda uçuşurdu yetim çocukların
Hayatı o kadının gözlerinde okumaya çalıştım
Saçlarına rüzgar sürdüm, soluduğu göğü soludum
Öyle içten bir öpüşü olmadı ama
Ağzının tüm koylarını ezberletti bana
Bahar kokuluydu teni ama
Kağıdı kırıştırılmış eksik okunmuş şiiri gibiydi her şey
Bana her şeyi yaptıran bir şeydi annen
Sevişmenin şekli belliydi belki
Acı mı? Tatlı mı? tadını bilmiyorduk
…ve biz bunu hiç öğrenemedik/öğrenemeyeceğiz yavrum
Her canlı sevişebiliyordu belki
Aşk mı ? Dürtü mü? adını soruyorduk
…ve biz sadece bakışlarımızla uzaktan sevişiyorduk yavrum
Hayat bizim için
Düğün gecesi sonrası ışıkları gibi değildi
Bakışlardan daha solgun gözükmek istemedi bize
Acılarımızı istifa ettiğimiz makam gibi söküp atamadık
Çift taraftan dikişli çorap gibi gözüküyordu bizim sevdamız
Ne yanını giyecek olsak ters görünüyordu birilerine
Ailelerimiz için kirli bir gölgeden farksızdık gayri
Bana gelirken makyajsızdı, bakışlarıyla sevdi beni
Giyinik ölülerimizi, çıplaklığımızla düşünüyorduk
Her geçen dakika bir yanımız eksiliyordu
Yalnız yaşamımız kaybolmuyor düşlerimizde küçülüyordu aslında
Biz hakkımızda hayırlısı diyorduk ama
Hakkımızda kararı verecek olanlar bizim hayrımızı değil
Kendi itibarlarını düşünüyorlardı
Biz yinede üzülmesinler diye karşı çıkmıyorduk yavrum
Bahar geçti yavrum
Annen yeterince sevemedi/sevilemedi
Bak toprak ananın doğurdukları meyveye durdu
Leylekler bu yılda bir kardeş getirmeyecek sana
Beyaz mendillerde kirlendi şimdi
Bilmem ki bu kavga bitsin diye
Ellerimizde neyi sallayacağız
Gözlerimizin beyazı da kirlendi
Gayri kestane ağaçları izin vermezler
Gölgelerinde öpüşelim diye
Her şeyin siyah olduğu bir diyardı dünya
…ve biz bu tuvalde iki beyaz leke olarak gözüküyorduk
Yıkık bir kentin kanayan yerleri gibiydi gönüllerimiz
Dallarımızda zamansız meyveler bırakmamak için
Aşkımızın helal olacağı günü bekledik yavrum
Yavrum bu iki kapılı handa
Yalnızca topuğunu görüp aşık olacaksın belki ama
Her gün aynı kızı aynı sabırla bekleyeceksin
Yanaklarında hasretin solukluğu olacak
Onu sevmeleri kimseye bırakmayacaksın
Altına yattığın ağaçları kutsal bileceksin
Hayatın yalnızca bir aşk için olduğunu unutmayacaksın
Dudağını, dilini, bir anlık bakışını unutman istendiğinde
O zaman beni hatırlayacaksın yavrum
Bir babam varmış
Berfila diyerek yıllarca annemin izini sürmüş diyeceksin
Sen beni düşünürken
Benim ellerimde içilmemiş sular terleyecek
Seninle senden uzak iklimlerde yaşıyor olacağım yavrum
Yavrum uzak, tanıdık yüzler düşlerine girecek
Sevdanı arkadan hançerlemeye çalışacaklar
Her gün aynı sabrı yeniden yaşayacaksın
Benim anneni severek acı çekmem gibi
Sende bu kadını severken acı çekeceksin
Bir acıyı çekeceksen eğer
En güzeli için en acıyı çekmelisin
Sevdiğim kadın çektiğim acıya değerdi
Gökler sevdiğinin tebessümüyle dolacak
Bir başka anın olacak ilk kez öptüğünde
Yitirdiğin her şey dönüp tutsak alacak seni
Hatalarını yaşamakla kapatamayacaksın
İzini sürecekler senin
Dinlediğiniz şarkılarda sarkıcıların sesleri kirlenecek
Duyduğun her ayrılık
Biraz daha acı verecek sana
…ve ellerin, ayakların karşılıksız çıkacak
taşımayacaklar seni birine tutunamayacaksın ama
…sen yine de ölmeyi düşünmemelisin
Ben anneni severken ölmeyi hiç düşünmedim
Ölmemek sevgiliye verilebilecek en güzel hediyedir
Göreceksin acılar kirlettiğiniz sular gibi akıp gidecek ömründen
Sevinç sana çok uzakta kalmış bir arkadaş gibi gözükecek
Tüm acıları göğsünden emeceksin
Acı verecek şarkılar sana
Kimdi bu şarkının afili kadını diyeceksin
Dünya topuğu düşmüş bir ayakkabı gibi dursa da ayağında
Sen sendelememek için hayata dişleriyle tutunan
Annenin ela gözlerini düşün
Bir bakışı bu dünyaya güzel demeye yetecek
O utangaç bakışlı anneni…
Ne zaman yalnız kalırsan, kafanda bir pazar sabahı beklet
Anneni ilk gördüğüm sahil şehrinde
Dışımızda kalabalık içimizde yalnız halimizle
Anneni ve beni düşün ki yavrum
Bizler nerede olursak olalım
Ellerimizi göğe kaldırmış
Sizin için dua ediyor olacağız
Attığın adıma dikkat et
Unutma yavrum
Berfila’ya eş olmakta kolay değildi
… evlat olmakta kolay olmayacaktır
Bin kere doğup, bin kere ölecek olsam
Dualarımda utangaç bakan gözleriyle anneni dilerdim…
(Berfila bu şiir oğluma vasiyetimdir)
Bekir K. Ahıskalı
Temmuz 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-11
Asi rüzgarlar bekletiyorum dağ başlarında…
Sendin göz perdelerimi çekerek
Beynime sakladığım
Tatmadığım duyguların
Kimselere söyleyemediğim
Söyleyemeyeceğim sözlerim vardı daha
Ağzından bal çalamadım
Saçlarında eğlenmedi parmaklarım
Yanan tenime düşen son buse değildin
Dudaklarının sıcaklığını hissetmeden daha
Kapımın eşiğine sabahları asılıyor
Gece bana hararet mi verdi ki
Kirli bir yağmur gibi
Sabah serinliğini gönderiyor
… yine de varlığınla
Tatmadığım duygularım kadar çok mutluyum
Seni sevip sevmediğimi soranlara
Yüzümü saçlarına gömüp
O enfes bahar kokuna
Utangaç ama sonsuz ufkuna
Bir buluta yapışır gibi sarılıp
‘Onu çok sevdim’ diyorum
Yoksul insanları gibi yurdumun
Gelip toprağıma basasın diye
Beklediğim ayakların sahibi
Tutunduğum son umut
Sığındığım son liman odur diyorum
Adı onunla konmamışsa bir şeyin
Biraz yitik
Biraz siliktir diyorum herkese…
Ah Berfila! şu geceler yok mu?
Bizi ayrı şehirlerde ele veren
Sen yitiğimdin Berfila
Ne zaman eğilsem sularına
Sende kabaran hüznümü görürdüm
Gözlerimi köreltircesine ağlardım
Ne zaman ki soluğunu yüzümde duydum
Anladım ki
O soylu duruşunun ardına gizlenen
…kadınlığın vardı
Külleri kaf dağına serpilmiş bir sevdaydın sen
Ne zaman aklıma düşsen
Sigara, çakmak arar gibi kendimi arardım
Bir sürek avcısı gibi izini süreyim derken
Yeter aldanışların arkasından koştuğum
Aradıklarımda aldandım
Yanılgıydı buldum diye attığım çığlıklar
Berfila şiirimin miracı !
Daha hiçbir kumsalı yıkamamış
Gözyaşları saklıyorum göz çukurlarımda
Bakışlarına kramp giren kartallar gibiyim
Kayalıklara çarpsa da soluklarım
İstediğime doğru süzülüyorum
Ah Berfila’m !
Zerdali dalım!
Ya bir kalem olursun sevdayı yazan
Ya bir darağacı olursun acıyı yaşatan
Gözleri yağmurlu gelinciğim
Koşuyorsam sana tüm yönleri bırakıp
…gözlerimdeki özlem
…dudaklarımdaki türkü olduğun içindir
Özlemini bir efkara hapsedip
Seni bir sigara dumanına verip
Dudaklarımdan uçuramam
Berfila’m!
Son ayak izlerini de silmek için
Asi rüzgarlar bekletiyorum dağ başlarında
Kimseler bilemeyecek geldiğini
Gel!
(Berfila; nefrettir insanı tüketen, severek çoğalır insan)
Bekir K. Ahıskalı
31 Temmuz 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-13
Beynime sakladığım
Tatmadığım duyguların
Kimselere söyleyemediğim
Söyleyemeyeceğim sözlerim vardı daha
Ağzından bal çalamadım
Saçlarında eğlenmedi parmaklarım
Yanan tenime düşen son buse değildin
Dudaklarının sıcaklığını hissetmeden daha
Kapımın eşiğine sabahları asılıyor
Gece bana hararet mi verdi ki
Kirli bir yağmur gibi
Sabah serinliğini gönderiyor
… yine de varlığınla
Tatmadığım duygularım kadar çok mutluyum
Seni sevip sevmediğimi soranlara
Yüzümü saçlarına gömüp
O enfes bahar kokuna
Utangaç ama sonsuz ufkuna
Bir buluta yapışır gibi sarılıp
‘Onu çok sevdim’ diyorum
Yoksul insanları gibi yurdumun
Gelip toprağıma basasın diye
Beklediğim ayakların sahibi
Tutunduğum son umut
Sığındığım son liman odur diyorum
Adı onunla konmamışsa bir şeyin
Biraz yitik
Biraz siliktir diyorum herkese…
Ah Berfila! şu geceler yok mu?
Bizi ayrı şehirlerde ele veren
Sen yitiğimdin Berfila
Ne zaman eğilsem sularına
Sende kabaran hüznümü görürdüm
Gözlerimi köreltircesine ağlardım
Ne zaman ki soluğunu yüzümde duydum
Anladım ki
O soylu duruşunun ardına gizlenen
…kadınlığın vardı
Külleri kaf dağına serpilmiş bir sevdaydın sen
Ne zaman aklıma düşsen
Sigara, çakmak arar gibi kendimi arardım
Bir sürek avcısı gibi izini süreyim derken
Yeter aldanışların arkasından koştuğum
Aradıklarımda aldandım
Yanılgıydı buldum diye attığım çığlıklar
Berfila şiirimin miracı !
Daha hiçbir kumsalı yıkamamış
Gözyaşları saklıyorum göz çukurlarımda
Bakışlarına kramp giren kartallar gibiyim
Kayalıklara çarpsa da soluklarım
İstediğime doğru süzülüyorum
Ah Berfila’m !
Zerdali dalım!
Ya bir kalem olursun sevdayı yazan
Ya bir darağacı olursun acıyı yaşatan
Gözleri yağmurlu gelinciğim
Koşuyorsam sana tüm yönleri bırakıp
…gözlerimdeki özlem
…dudaklarımdaki türkü olduğun içindir
Özlemini bir efkara hapsedip
Seni bir sigara dumanına verip
Dudaklarımdan uçuramam
Berfila’m!
Son ayak izlerini de silmek için
Asi rüzgarlar bekletiyorum dağ başlarında
Kimseler bilemeyecek geldiğini
Gel!
(Berfila; nefrettir insanı tüketen, severek çoğalır insan)
Bekir K. Ahıskalı
31 Temmuz 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-13
Etiketler:
Asi rüzgarlar bekletiyorum dağ başlarında…
Beyaz sayfaların günahı neydi
Hangi gün daha derindi takvimlerde
En acı günümüzü gösteren mi
Yoksa en altta kalan yaprak mı
…/anlayamadık
Dudaklarımızı önce ıslık
…sonra nem terk etti
Zürriyetsiz birinin
Fantezi küfürleri kadar
Rağbet göremedik
…/anlaşılamadık
Cinsellik
cebimizdeki kefen paramız gibiydi
Kullanacağımız günü bekler
… yerinde mi diye arada bakardık
…/yaşayamadık
Suçlayıcıydı sözler
Biz duydukça kamburlaşıyordu
Gözlerimizdeki yaşlar
Aşağıya doğru akıyordu
Faydası olmuyordu sisli başımıza
…/duydukça sakata çıktık
Tüm beyazlığımıza rağmen
Mayalanmayan sütler gibi
Bozulmaya terk edildik
Uzak yazılıydı bu aşk
Vuslatı yazamadık defterlerimize
…/beyaz sayfaların günahı neydi
(Berfila akşamdan kalma yağmurum)
Bekir K. Ahıskalı
03.ağustos 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-14
En acı günümüzü gösteren mi
Yoksa en altta kalan yaprak mı
…/anlayamadık
Dudaklarımızı önce ıslık
…sonra nem terk etti
Zürriyetsiz birinin
Fantezi küfürleri kadar
Rağbet göremedik
…/anlaşılamadık
Cinsellik
cebimizdeki kefen paramız gibiydi
Kullanacağımız günü bekler
… yerinde mi diye arada bakardık
…/yaşayamadık
Suçlayıcıydı sözler
Biz duydukça kamburlaşıyordu
Gözlerimizdeki yaşlar
Aşağıya doğru akıyordu
Faydası olmuyordu sisli başımıza
…/duydukça sakata çıktık
Tüm beyazlığımıza rağmen
Mayalanmayan sütler gibi
Bozulmaya terk edildik
Uzak yazılıydı bu aşk
Vuslatı yazamadık defterlerimize
…/beyaz sayfaların günahı neydi
(Berfila akşamdan kalma yağmurum)
Bekir K. Ahıskalı
03.ağustos 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-14
Dudaklarımı yaşadığın şehirde koyup geldim
Serin ırmakların billur suları gibi
Öyle ak ki
akışın akışıma karışsın
Sinesi sinemde çiçeklenen sevgili
Aydınlık yüzünü götürme benden
Sonumu sonsuzluğa bağlayan yolumun kavşağında
Öyle bak ki
bakışın bakışıma dokunsun
…bu sevdayı dilden dile diyen utansın
Zedelenmemiş karanfil kokulum
Seni toprağı eller gibi sevdim
Toprak ana yine mırıldanıyor
Yine aşeriyor olsa gerek
Bütün işte
Bu beden bir bütün
Yarısıyla özlenip, yarısıyla unutulmuyor
Bir başka derinleşmedi soluklarım
Dudaklarımda çıngırak sesi duyulmadı daha
Göğüslerime ateşten bir soluk değip
Çatlatmadı daha
Sen ki yaprağı yeşerince gülen
Sararınca ağlayan defnem
Benim harcım değildi
Gizli gizli yar sevmek
…bu sevdayı kulaktan kulağa duyan utansın
İstenmeyen düş gibiyim
Uyanınca düşerim yakandan
Sarhoş narası gibiyim
Son yudumdan sonra düşerim dudağından
Bilmediğim aşkların külleri karşılar beni
Yalan ve yanlışlardan sararıp solmuş
Tomurcukken sararan gülümün
Hazanına ağlıyorum
Geçmişi şaibeli sözcüklerle
İnadımın potinlerini giydiriyorum
…bu sevdaya hançer hançer kıyan utansın
Ergen cesaretiyle
Kendime isyan edip
Ben kendime gebeyken
Bir gerdek olarak yaşıyorum kendimi
Aklım ur harmanı
Adları yalan öyküler gibiyim
Utancımdan kızarıyorum
Sözcükleri namluya sürüp
Cehennemler büyütemem
Bağdaş kurup ölümlere oturamam
…bu sevdayı teneşirde yuyan utansın
Sesin sesimin içinde kalır
Tetiği çekilen ayrılıklara
Terk edilen gözlerimizin gözyaşlarına
Tanıklık edebilirim
Soğuk gölgeli geceler
Çıkış yolu olmayan bir yalnızlık
Mürekkep lekeli hüzünleri yaşarken
Yine gözlerim gözlerine hazırlıksız yakalanır
Ayrılığımıza cinayet süsü verilip
Kurşuna dizilirim
… bu sevdayı illegal sayan utansın
Gözlerime bak Berfila
İçimdeki sevimsiz duvarı yıktım
Tenimi kokla şair yanıklığı var
Derin bir secdesin bende
Sığ yerinde bırakamam seni
Sen ki
Boynumu öperken
Beni sarhoş eden sevgili
Gözlerime bak
İzi kaybolmayacak
Bakire bir küfür kadar taze
Kabuğu erken kaldırılmış yara gibiyim
Gözlerindeki yaşlar bütün renklerimi siliyor
Gövden, solgun yapraklarıyla duruyor aklımda
Çatlamaya namzet kısraklar geçiyor göz uçlarımdan
… bu sevdayı sonradan okuyan utansın
Bir kahkahayla kaynayan yüzün
Yüzünde gülüşünün yaygın beyazlığı
Sana çatlarcasına inanıp
Seni kaynarcasına özlüyorken
Sivil bir aşk büyütüyorum diye
Darbeci sevdalar sevmediler beni
Dudaklarımı yaşadığın şehirde koyup geldim
…yeter ki bu sevda onuruyla yaşansın
(Berfila bugün de sana gelemedim)
Bekir K. Ahıskalı
13 Ağustos 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-15
Öyle ak ki
akışın akışıma karışsın
Sinesi sinemde çiçeklenen sevgili
Aydınlık yüzünü götürme benden
Sonumu sonsuzluğa bağlayan yolumun kavşağında
Öyle bak ki
bakışın bakışıma dokunsun
…bu sevdayı dilden dile diyen utansın
Zedelenmemiş karanfil kokulum
Seni toprağı eller gibi sevdim
Toprak ana yine mırıldanıyor
Yine aşeriyor olsa gerek
Bütün işte
Bu beden bir bütün
Yarısıyla özlenip, yarısıyla unutulmuyor
Bir başka derinleşmedi soluklarım
Dudaklarımda çıngırak sesi duyulmadı daha
Göğüslerime ateşten bir soluk değip
Çatlatmadı daha
Sen ki yaprağı yeşerince gülen
Sararınca ağlayan defnem
Benim harcım değildi
Gizli gizli yar sevmek
…bu sevdayı kulaktan kulağa duyan utansın
İstenmeyen düş gibiyim
Uyanınca düşerim yakandan
Sarhoş narası gibiyim
Son yudumdan sonra düşerim dudağından
Bilmediğim aşkların külleri karşılar beni
Yalan ve yanlışlardan sararıp solmuş
Tomurcukken sararan gülümün
Hazanına ağlıyorum
Geçmişi şaibeli sözcüklerle
İnadımın potinlerini giydiriyorum
…bu sevdaya hançer hançer kıyan utansın
Ergen cesaretiyle
Kendime isyan edip
Ben kendime gebeyken
Bir gerdek olarak yaşıyorum kendimi
Aklım ur harmanı
Adları yalan öyküler gibiyim
Utancımdan kızarıyorum
Sözcükleri namluya sürüp
Cehennemler büyütemem
Bağdaş kurup ölümlere oturamam
…bu sevdayı teneşirde yuyan utansın
Sesin sesimin içinde kalır
Tetiği çekilen ayrılıklara
Terk edilen gözlerimizin gözyaşlarına
Tanıklık edebilirim
Soğuk gölgeli geceler
Çıkış yolu olmayan bir yalnızlık
Mürekkep lekeli hüzünleri yaşarken
Yine gözlerim gözlerine hazırlıksız yakalanır
Ayrılığımıza cinayet süsü verilip
Kurşuna dizilirim
… bu sevdayı illegal sayan utansın
Gözlerime bak Berfila
İçimdeki sevimsiz duvarı yıktım
Tenimi kokla şair yanıklığı var
Derin bir secdesin bende
Sığ yerinde bırakamam seni
Sen ki
Boynumu öperken
Beni sarhoş eden sevgili
Gözlerime bak
İzi kaybolmayacak
Bakire bir küfür kadar taze
Kabuğu erken kaldırılmış yara gibiyim
Gözlerindeki yaşlar bütün renklerimi siliyor
Gövden, solgun yapraklarıyla duruyor aklımda
Çatlamaya namzet kısraklar geçiyor göz uçlarımdan
… bu sevdayı sonradan okuyan utansın
Bir kahkahayla kaynayan yüzün
Yüzünde gülüşünün yaygın beyazlığı
Sana çatlarcasına inanıp
Seni kaynarcasına özlüyorken
Sivil bir aşk büyütüyorum diye
Darbeci sevdalar sevmediler beni
Dudaklarımı yaşadığın şehirde koyup geldim
…yeter ki bu sevda onuruyla yaşansın
(Berfila bugün de sana gelemedim)
Bekir K. Ahıskalı
13 Ağustos 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-15
Etiketler:
Dudaklarımı yaşadığın şehirde koyup geldim
Hadi! O sığınılası tebessümünü göster
......................Aslı Y....kardeşime
Gülüşlerin bir yıldız kayması
Güzelliğin sabah güneşi senin
Ellerini çek geçmişinden
Sen gölgesizde ayakta durabilirsin
Kapıların olmalı senin
Korkuya değil okyanusa açılan
Kuşların olmalı
Mevsimleri aşka çağıran
Güzel gülüşünü gözlerimize ser ki
Sabahların aklı sende kalsın
Alnında saçlarının gölgesini biriktirme
Ayakların korkusuzca çiçeklensin
Hadi!
O sığınılası tebessümünü göster
Bak güneş tapınmak için seni bekliyor
Bekir K. Ahıskalı
14 Ağustos 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-16
Gülüşlerin bir yıldız kayması
Güzelliğin sabah güneşi senin
Ellerini çek geçmişinden
Sen gölgesizde ayakta durabilirsin
Kapıların olmalı senin
Korkuya değil okyanusa açılan
Kuşların olmalı
Mevsimleri aşka çağıran
Güzel gülüşünü gözlerimize ser ki
Sabahların aklı sende kalsın
Alnında saçlarının gölgesini biriktirme
Ayakların korkusuzca çiçeklensin
Hadi!
O sığınılası tebessümünü göster
Bak güneş tapınmak için seni bekliyor
Bekir K. Ahıskalı
14 Ağustos 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-16
Etiketler:
Hadi O sığınılası tebessümünü göster
Bu sevdada yaşamaktan öte özrüm kalmadı
Solgun evler
Bir çok evin
Bir çok odası karanlıkken o gece
En çok aynalı olanı
Aydınlık gözükür
Şehvetinden midir?
Sehavetinden midir?
Aynalara düşer zevke boğarsın
Nisan ayı gibidir bedenin
Neresini koklasan gül kokar
Bilmem
Bilemem
Hangi aynadır elinden mülke boğulan
Gece yarılarından sonra
Birileri uyurken
Birileri uyumamışken
Gece bitmek üzereyken
Henüz aydınlık yokken
Bir yaz günü
Gün ortasında patlayan bulut gibi
Beni sen kıl
Hayatları bayındır gösteren bir yalan
Ne şehirdir
Ne şarap aynaları zevke boğan
Ten kaygısı olmayan bir sevda da
Tenimin ağırlığınca suçlanırım ben
Seni aynalarda düşündükçe kirlenir yüzüm
Engellerimizi düşündükçe
Kötü bir şey dokunur dudaklarıma sanki
Dilce susup
Bedence konuşurum
Yeter ki beni sen kıl
Ben daha acıları çekebilecek yaşa gelmeden
Hayat bana acıları ezberletmişti
Sanıyordum ki bir kadının saklı bir yerinden parlayacak hayat
Oysa hayat işte tam oradan patlak veriyordu
Yine de
Saçlarım hâlâ yorulmadı gençlik rüzgarlarından
İstersen sök canımın ilmeklerini
Gözlerinin mührünü kaptırmadan
Bakışlarımdaki dağınık şarkıları toparla
Beni sen kıl ey sevgili
Kefarete hazırım
Beni sen kıl
Sen şiirlere sığamayacak kadar büyüktün Berfila
Bütün müsveddelerimi yırttım
Bir ten sıcaklığım
Bir ten kokum kaldı
Bu sevdada yaşamaktan öte özrüm kalmadı
Bıçkı bakışlarından merhamet dilemem gayri
Nereden istersen oradan budanayım
Beni sen kıl ey sevgili
Yeter ki beni sen kıl
(Berfila Biz bu aşkı ne yaşamaktan ne de yazmaktan değil anlatmaktan sınıfta kaldık)
Bekir K. Ahıskalı
16 Ağustos 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-17
Bir çok evin
Bir çok odası karanlıkken o gece
En çok aynalı olanı
Aydınlık gözükür
Şehvetinden midir?
Sehavetinden midir?
Aynalara düşer zevke boğarsın
Nisan ayı gibidir bedenin
Neresini koklasan gül kokar
Bilmem
Bilemem
Hangi aynadır elinden mülke boğulan
Gece yarılarından sonra
Birileri uyurken
Birileri uyumamışken
Gece bitmek üzereyken
Henüz aydınlık yokken
Bir yaz günü
Gün ortasında patlayan bulut gibi
Beni sen kıl
Hayatları bayındır gösteren bir yalan
Ne şehirdir
Ne şarap aynaları zevke boğan
Ten kaygısı olmayan bir sevda da
Tenimin ağırlığınca suçlanırım ben
Seni aynalarda düşündükçe kirlenir yüzüm
Engellerimizi düşündükçe
Kötü bir şey dokunur dudaklarıma sanki
Dilce susup
Bedence konuşurum
Yeter ki beni sen kıl
Ben daha acıları çekebilecek yaşa gelmeden
Hayat bana acıları ezberletmişti
Sanıyordum ki bir kadının saklı bir yerinden parlayacak hayat
Oysa hayat işte tam oradan patlak veriyordu
Yine de
Saçlarım hâlâ yorulmadı gençlik rüzgarlarından
İstersen sök canımın ilmeklerini
Gözlerinin mührünü kaptırmadan
Bakışlarımdaki dağınık şarkıları toparla
Beni sen kıl ey sevgili
Kefarete hazırım
Beni sen kıl
Sen şiirlere sığamayacak kadar büyüktün Berfila
Bütün müsveddelerimi yırttım
Bir ten sıcaklığım
Bir ten kokum kaldı
Bu sevdada yaşamaktan öte özrüm kalmadı
Bıçkı bakışlarından merhamet dilemem gayri
Nereden istersen oradan budanayım
Beni sen kıl ey sevgili
Yeter ki beni sen kıl
(Berfila Biz bu aşkı ne yaşamaktan ne de yazmaktan değil anlatmaktan sınıfta kaldık)
Bekir K. Ahıskalı
16 Ağustos 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-17
Etiketler:
Bu sevdada yaşamaktan öte özrüm kalmadı
Bakalım bu çocuğun hatıraları konuşmaya başladığında
Dilsiz bir kitap
Kuytularda kalan eski bir oyuncak
Her şeyi altına saklamaktan yorulmuş beşik yastığı gibiyim.
Çekinmeden
Korkusuz ve çıkarsızca
Gözlerime bakabilecek
Masum bir çocuğun geçmişinde
Eski ve solgun bir anı olarak
Sarı bir öfkeye kurban edildim
Merdiven başı paspası kadar bir değerim olabilseydi
Yürüdüğüm yamaçları kazmalaya bilselerdi
Derinlere saldığım köklerimi göreceklerdi
Bakalım bir gün bu çocuğumuzun hatıraları konuşmaya başladığında
Onu kahrolası törenin hangi ucube yanıyla susturabileceğiz
Hangi yüzümüzün hangi başını dik tutabilerek
Boğazımıza düğümlenecek acı gerçeğe rağmen
Bizi bağışla diyebilecek miyiz?
Sonsuz suskunluklarım
Sonsuz özleyişlerim vardı
Gözü yolda bir babaydım ben
Bir yitiğimi arıyordum
Kolumdaki saatin kayışı
Ayaklarımdaki çorabın lastiği boğuyordu beni
Hangi anıya gözlerimi açmaya çalışsam
Genzimi yakan bir acıya bürünüyordu soluğum
Yaralarıma bakıyordum
Birçoğu yüzüme gülenlerin tenime bıraktığı izlerdi
Onları affetsem ne olur ki
Yaralandım bir kere
Ey masum!
Sen bilmiyorsun
Ben her gece düşlerimde
saçlarına mevsimler takıyorum
Kirpiklerinle bölüyorum yaz, kış diye
Gözlerinden yağmurlar yağdırıp
Dudaklarını çiçeklendiriyorum
Yanaklarındaki al gül öbekleri solmasın diye
Hazanları kucaklarıma hapsediyorum
Düşlerimde o masumun yüzünü öpüyorum
Seni düşlerimde çok yoruyorum
Bağışla beni
Ey masum!
Ceplere sığdırılamayan bir rüzgarmışım ben
Talan ettiğim söyleniyormuş
…yüzünü bile görmediğim bağları
Yalan ettiğim söyleniyormuş
…kapağını bile açamadığın bir sevdayı
Bir bel kasılmasıyla baba olmayı değil
Bin kalp kasılmasıyla insan olmayı seçtim diye
Yalan dünya kalbime “masum”, alnıma “suçlu” yazdırdı
Senin kadar masum değilmişim
Bağışla beni
Ey masum!
Canına yonga bile olmaya layık değilken
Bütün kabalığıma, liyakatsizliğime rağmen
Zerren olmayı isteyecek kadar haddini bilmez biriyim
Bağışla beni
Bekir K. Ahıskalı
25 Ağustos 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-20
Kuytularda kalan eski bir oyuncak
Her şeyi altına saklamaktan yorulmuş beşik yastığı gibiyim.
Çekinmeden
Korkusuz ve çıkarsızca
Gözlerime bakabilecek
Masum bir çocuğun geçmişinde
Eski ve solgun bir anı olarak
Sarı bir öfkeye kurban edildim
Merdiven başı paspası kadar bir değerim olabilseydi
Yürüdüğüm yamaçları kazmalaya bilselerdi
Derinlere saldığım köklerimi göreceklerdi
Bakalım bir gün bu çocuğumuzun hatıraları konuşmaya başladığında
Onu kahrolası törenin hangi ucube yanıyla susturabileceğiz
Hangi yüzümüzün hangi başını dik tutabilerek
Boğazımıza düğümlenecek acı gerçeğe rağmen
Bizi bağışla diyebilecek miyiz?
Sonsuz suskunluklarım
Sonsuz özleyişlerim vardı
Gözü yolda bir babaydım ben
Bir yitiğimi arıyordum
Kolumdaki saatin kayışı
Ayaklarımdaki çorabın lastiği boğuyordu beni
Hangi anıya gözlerimi açmaya çalışsam
Genzimi yakan bir acıya bürünüyordu soluğum
Yaralarıma bakıyordum
Birçoğu yüzüme gülenlerin tenime bıraktığı izlerdi
Onları affetsem ne olur ki
Yaralandım bir kere
Ey masum!
Sen bilmiyorsun
Ben her gece düşlerimde
saçlarına mevsimler takıyorum
Kirpiklerinle bölüyorum yaz, kış diye
Gözlerinden yağmurlar yağdırıp
Dudaklarını çiçeklendiriyorum
Yanaklarındaki al gül öbekleri solmasın diye
Hazanları kucaklarıma hapsediyorum
Düşlerimde o masumun yüzünü öpüyorum
Seni düşlerimde çok yoruyorum
Bağışla beni
Ey masum!
Ceplere sığdırılamayan bir rüzgarmışım ben
Talan ettiğim söyleniyormuş
…yüzünü bile görmediğim bağları
Yalan ettiğim söyleniyormuş
…kapağını bile açamadığın bir sevdayı
Bir bel kasılmasıyla baba olmayı değil
Bin kalp kasılmasıyla insan olmayı seçtim diye
Yalan dünya kalbime “masum”, alnıma “suçlu” yazdırdı
Senin kadar masum değilmişim
Bağışla beni
Ey masum!
Canına yonga bile olmaya layık değilken
Bütün kabalığıma, liyakatsizliğime rağmen
Zerren olmayı isteyecek kadar haddini bilmez biriyim
Bağışla beni
Bekir K. Ahıskalı
25 Ağustos 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-20
İçimde gözlerini kaçırmayan bir kadın oluverdin birden
Senin için ölmek mi?
/Ölürüm…
Çünkü ben sensiz yaşam olmayacağını bilirim.
Toprağına gömülmek mi?
/Gömülürüm
Çünkü sen çiğnedikçe ben değerlenirim
Her bahar bellediğin toprak olurum bahçende.
Çatlayan toprağında can arayan tohum olurum birden
Sen yine köklerimi sularsın gözlerinden
Çünkü ben yaşayamam gözlerinden emzirilmeden
Mevsimi gelince kokladığın gül olurum ellerinde
Bedenim kurur belki, kokumu sana bırakırım
Yine de dudağındaki türkünü yarım bırakmam Berfila
…/…
Kendimizi ifade edemediğimiz bakışlarımız
Yitirilmemiş bir arayış var içimizde
Yaşamsızlığın ifadesini saklıyoruz
Birbirimize bakamadığımız gözlerimizde
Bakışlarımızdaki çocuksuluğu yanlış anlıyorlar
Çünkü onlar gözbebeklerinde bir çocuğu konuk edemeyecek kadar yersizler
Bakışamayanların bir tarihi olsaydı eğer
Bizim adımızı en başa yazarlardı Berfila
Bu yüzden buruk yaşıyoruz her şeyi
…/…
Aldırma!
Vuslat olmasa bile aldırma
Farz et ki
Mülkiyet duygusunun olmadığı bir kenar mahalle mezarlığında
Bekçisi tarafından ateşe verilmiş bir namustuk
Bizim kirli günahlarımız yoktu
Dillerindeki kirli karadan sürüyorlardı yüzlerimize
Onlar bilmiyorlardı
Bizim akıttığımız yaşlar bile kırılgandı
Bizi bizim için
Yalnızca bizim anlayacağımız sevgisizliğe mahkum kılıp
Dillerinde zehir taşıyanlar
Acı verirler, acıları anlayamazlar Berfila
Aldırma!
Yeter ki iyi niyet yoksunu bir sevgisizliğe kurban etme kendini
Yeter ki acıları kendinle paylaşıp yalnızlıklarımızı çoğaltma
…/…
Kayısı çiçeği gözlü’m
Bir an vardı hiçbir şeyin olmadığı
Mevsimlerimiz tükendi derken
Tutuldum işte sana her yerinden
Bir deli gülümsemesi yayılırken geceye
İçimde gözlerini kaçırmayan bir kadın oluverdin birden
Heyecanlarını tenime sürdün
Yollarıma türküler serdin
Sana dolu dolu bakmaya alışmışken
Bu hayata boş bakışlarımı satamam
Hadi Berfila’m
Kayısı çiçeği gözlü’m
Güneşi utandır yine
Küçücük ağzınla kocaman gül gözlerime
Bekir K. Ahıskalı
28 Ağustos 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-21
/Ölürüm…
Çünkü ben sensiz yaşam olmayacağını bilirim.
Toprağına gömülmek mi?
/Gömülürüm
Çünkü sen çiğnedikçe ben değerlenirim
Her bahar bellediğin toprak olurum bahçende.
Çatlayan toprağında can arayan tohum olurum birden
Sen yine köklerimi sularsın gözlerinden
Çünkü ben yaşayamam gözlerinden emzirilmeden
Mevsimi gelince kokladığın gül olurum ellerinde
Bedenim kurur belki, kokumu sana bırakırım
Yine de dudağındaki türkünü yarım bırakmam Berfila
…/…
Kendimizi ifade edemediğimiz bakışlarımız
Yitirilmemiş bir arayış var içimizde
Yaşamsızlığın ifadesini saklıyoruz
Birbirimize bakamadığımız gözlerimizde
Bakışlarımızdaki çocuksuluğu yanlış anlıyorlar
Çünkü onlar gözbebeklerinde bir çocuğu konuk edemeyecek kadar yersizler
Bakışamayanların bir tarihi olsaydı eğer
Bizim adımızı en başa yazarlardı Berfila
Bu yüzden buruk yaşıyoruz her şeyi
…/…
Aldırma!
Vuslat olmasa bile aldırma
Farz et ki
Mülkiyet duygusunun olmadığı bir kenar mahalle mezarlığında
Bekçisi tarafından ateşe verilmiş bir namustuk
Bizim kirli günahlarımız yoktu
Dillerindeki kirli karadan sürüyorlardı yüzlerimize
Onlar bilmiyorlardı
Bizim akıttığımız yaşlar bile kırılgandı
Bizi bizim için
Yalnızca bizim anlayacağımız sevgisizliğe mahkum kılıp
Dillerinde zehir taşıyanlar
Acı verirler, acıları anlayamazlar Berfila
Aldırma!
Yeter ki iyi niyet yoksunu bir sevgisizliğe kurban etme kendini
Yeter ki acıları kendinle paylaşıp yalnızlıklarımızı çoğaltma
…/…
Kayısı çiçeği gözlü’m
Bir an vardı hiçbir şeyin olmadığı
Mevsimlerimiz tükendi derken
Tutuldum işte sana her yerinden
Bir deli gülümsemesi yayılırken geceye
İçimde gözlerini kaçırmayan bir kadın oluverdin birden
Heyecanlarını tenime sürdün
Yollarıma türküler serdin
Sana dolu dolu bakmaya alışmışken
Bu hayata boş bakışlarımı satamam
Hadi Berfila’m
Kayısı çiçeği gözlü’m
Güneşi utandır yine
Küçücük ağzınla kocaman gül gözlerime
Bekir K. Ahıskalı
28 Ağustos 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-21
Yudumladığın tüm sularda sevgilinin yüreği belirsin. Önce kokla ve öp...
Ben bu yaşam mahkemesini tanımıyorum
Mutluluk hakkımıza ihtiyat-i tedbiri kim koydurdu
Kim yazdırdı aşkımızın alnına “kavuşması imkansız” diye
Ya Rabbi
Sevgiliyi bana
Dudaklarında geç açan tebessümlerle
Utangaç bakışlarındaki cennet bahçeleriyle
Güzel sözcükler duymaya hasret kulaklarıyla
Gönderen sen değil misin?
Ben onu hep hoş bildim
Sahte değildi gülen gözleri
Ya Rabbi
Beni sevgiliye
Onun bir kere bile girilmemiş gözlerinde
Ateş yağmurları yakmam için yollayan
Bir kere tutunduğun dala vefasızlık etme diyen
Tutunduğun dal da, tuttuğun el de sahte olmasın diye
Yollayan sen değil misin?
O beni hep hoş bildi
Sahte değildi tutunduğu ellerim
.../...
Hayat bize nefret ederken gülümsemeyi öğrettiyse
Biz severken sevmiyormuş gibi yapmasını da bilirdik
İstediğimiz aşkın sıradan satırlarında yer almak değildi
Kirli ve acımasız bir günlüğe dönüştürmemek için aşkı
Başka başka uzak şehirlerden el salladık,
…yürek yaktık
Öpücükler yollanmayı utanç bildik,
…utanmayanlara inat
Gösterişsiz seviyoruz diye
Kimsenin bu aşkı küçük harflerle algılamaya hakkı yok
…ve kimsenin harcı olmayacak
dünyalara sığdıramadığımız bu sevdayı dünyaya gömmek
…/…
Büyü artık
Mızmızlanmaktan vazgeç çocuk
Arkadan da ak/pak bir sevda bırakmadan gitme
Yudumladığın tüm sularda
Sevgilinin yüreği belirsin
Önce kokla ve öp
Sonra yudumla aşkı
Berfila’m
Bu aşkı bana öyle bir sun ki
Bu aşkı sana öyle bir sunayım ki
Elimizi eteğimizi çektiğimizde bu dünyadan
Dünya kötürüm bir hasta olsun yokluğumuzda
(Sen bu satırları okurken ben uzaklarda olacağım
Berfila
Yani seni
Yani incimi
Yani sevgilimi
Yani meleğimi
Yani tek yâr’imi
Yani diğer yarımı
Yani oradaki beni
Yani en güzel düşümü
Dönünceye kadar önce Allah’a
Sonra sana emanet ediyorum…)
Bekir K. Ahıskalı
31 Ağustos 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-22
Mutluluk hakkımıza ihtiyat-i tedbiri kim koydurdu
Kim yazdırdı aşkımızın alnına “kavuşması imkansız” diye
Ya Rabbi
Sevgiliyi bana
Dudaklarında geç açan tebessümlerle
Utangaç bakışlarındaki cennet bahçeleriyle
Güzel sözcükler duymaya hasret kulaklarıyla
Gönderen sen değil misin?
Ben onu hep hoş bildim
Sahte değildi gülen gözleri
Ya Rabbi
Beni sevgiliye
Onun bir kere bile girilmemiş gözlerinde
Ateş yağmurları yakmam için yollayan
Bir kere tutunduğun dala vefasızlık etme diyen
Tutunduğun dal da, tuttuğun el de sahte olmasın diye
Yollayan sen değil misin?
O beni hep hoş bildi
Sahte değildi tutunduğu ellerim
.../...
Hayat bize nefret ederken gülümsemeyi öğrettiyse
Biz severken sevmiyormuş gibi yapmasını da bilirdik
İstediğimiz aşkın sıradan satırlarında yer almak değildi
Kirli ve acımasız bir günlüğe dönüştürmemek için aşkı
Başka başka uzak şehirlerden el salladık,
…yürek yaktık
Öpücükler yollanmayı utanç bildik,
…utanmayanlara inat
Gösterişsiz seviyoruz diye
Kimsenin bu aşkı küçük harflerle algılamaya hakkı yok
…ve kimsenin harcı olmayacak
dünyalara sığdıramadığımız bu sevdayı dünyaya gömmek
…/…
Büyü artık
Mızmızlanmaktan vazgeç çocuk
Arkadan da ak/pak bir sevda bırakmadan gitme
Yudumladığın tüm sularda
Sevgilinin yüreği belirsin
Önce kokla ve öp
Sonra yudumla aşkı
Berfila’m
Bu aşkı bana öyle bir sun ki
Bu aşkı sana öyle bir sunayım ki
Elimizi eteğimizi çektiğimizde bu dünyadan
Dünya kötürüm bir hasta olsun yokluğumuzda
(Sen bu satırları okurken ben uzaklarda olacağım
Berfila
Yani seni
Yani incimi
Yani sevgilimi
Yani meleğimi
Yani tek yâr’imi
Yani diğer yarımı
Yani oradaki beni
Yani en güzel düşümü
Dönünceye kadar önce Allah’a
Sonra sana emanet ediyorum…)
Bekir K. Ahıskalı
31 Ağustos 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-22
Sanki yanındaymışım gibi suçlarlardı ikimizide
Akşam olsun da
Sesin kulaklarıma dolsun diye beklerdim
Bilirdim ki yatağının öteki yarısı boştur
Karanlığı sırf bu sebepten severdim işte
Düşlerimin adresleri odana çıkacak olsa bile
Utanırdım yanına uzanmaya başında dikilirdim
Ben başka şehir sokaklarından severdim seni
Sanki yanındaymışım gibi suçlarlardı ikimizide
Hani sen ağlayacak olsan o şehirde
Ben bu şehirde sırılsıklam ıslanır
İliklerime kadar üşürdüm.
Dişlerim birbirine dokundukça
Ellerimi koynuna sokacak gibi olurdum
Yanaklarım kızarır ellerimi çekerdim birden
Ben başka şehrin yağmurlanırda ıslanırdım
Sanki yanındaymışım gibi suçlarlardı ikimizide
Utangaç severdik birbirimizi… uzaktan uzağa
Onlar dudak dudağa düşünürlerdi ikimizi
Oysa biz aşkın düşünü bile tene indirmezdik
Biraz uzaklara dalacak olsa birimizin gözleri
Diğeri kapıdan girecek diye korkardı insanlar
Hani bizi birbirimize yakıştırmıyor da değillerdi
Ben başka şehirdeki uykularımda öperdim seni
Sanki yanındaymışım gibi suçlarlardı ikimizide
Ne sen hataya meyilliydin nede ben günaha.
Ezan başlamadan duaya dururdu dudaklarımız.
Hakkımızda hayırlısını dilerdik Allah’tan.
Ben “gelinciğim” derdim dudaklarına baktıkça
Sen “karaböceğim” derdin tenime dokundukça
Seslerimizi duyduğumuz kadarına adaklar adardık
Biz başka başka şehirlerden söylerdik bunları
Sanki yanındaymışım gibi suçlarlardı ikimizide
Bekir K. Ahıskalı
1 Eylul 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-23
Sesin kulaklarıma dolsun diye beklerdim
Bilirdim ki yatağının öteki yarısı boştur
Karanlığı sırf bu sebepten severdim işte
Düşlerimin adresleri odana çıkacak olsa bile
Utanırdım yanına uzanmaya başında dikilirdim
Ben başka şehir sokaklarından severdim seni
Sanki yanındaymışım gibi suçlarlardı ikimizide
Hani sen ağlayacak olsan o şehirde
Ben bu şehirde sırılsıklam ıslanır
İliklerime kadar üşürdüm.
Dişlerim birbirine dokundukça
Ellerimi koynuna sokacak gibi olurdum
Yanaklarım kızarır ellerimi çekerdim birden
Ben başka şehrin yağmurlanırda ıslanırdım
Sanki yanındaymışım gibi suçlarlardı ikimizide
Utangaç severdik birbirimizi… uzaktan uzağa
Onlar dudak dudağa düşünürlerdi ikimizi
Oysa biz aşkın düşünü bile tene indirmezdik
Biraz uzaklara dalacak olsa birimizin gözleri
Diğeri kapıdan girecek diye korkardı insanlar
Hani bizi birbirimize yakıştırmıyor da değillerdi
Ben başka şehirdeki uykularımda öperdim seni
Sanki yanındaymışım gibi suçlarlardı ikimizide
Ne sen hataya meyilliydin nede ben günaha.
Ezan başlamadan duaya dururdu dudaklarımız.
Hakkımızda hayırlısını dilerdik Allah’tan.
Ben “gelinciğim” derdim dudaklarına baktıkça
Sen “karaböceğim” derdin tenime dokundukça
Seslerimizi duyduğumuz kadarına adaklar adardık
Biz başka başka şehirlerden söylerdik bunları
Sanki yanındaymışım gibi suçlarlardı ikimizide
Bekir K. Ahıskalı
1 Eylul 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-23
20 Temmuz 2010 Salı
Ben sevda yetimi miyim bu şehirde
Ben sevda yetimi miyim bu şehirde
I-
Azgın yelleri yoran solukların nerede
Uykularla barışmayan gözlerini düşünürken
Gökyüzünü soluğumla makaslıyorum
Berfila bu yollar sana uzuyor da...
Sana yine mi geç kaldım yoksa
Neden orada değil
Neden burada değilsin
Benim Ne/Yi m eksik
Ben kimin yolcusuyum bu yollarda...
II-
Burnumun direğini sarhoş eden o güzel kokun nerede
Gökyüzüne uçurduğun tebessümleri kim topluyor
Neden buseler yamanmıyor dudaklarıma
Berfila bahçeler sana uzanıyor da ...
Kokuna yine mi geç kaldım yoksa
Huzur orada
Hızır da orada
Benim Ne/Yi m eksik
Ben kimin bülbülüyüm bu bahçede...
III-
Bana açılacak bir çift kol yok mu?
Her yolun bir yolcusu
Her yolcunun gittiği bir yolu vardı
Nereye giderlerse gitsinler gidene sallanan eller
Nereden gelirlerse gelsinler kucak açıyorlar
Ne yolcu olabildim
Ne hancı olabildim
Benim Ne/Yi m eksik
Ben kimin misafiriyim bu handa...
IV-
İnsanoğlu neleri adlandırıyor değil mi?
Köylüm... Kasabalım diyerek kimlere alışıyor
Ne acılara tad katıyor
Kimlere katlanıyor ar'ını ad'ını bilmeden
Bana neden bir ad konulamıyor
Ar/sızı orada ağırlanıyor
Ad/sızı orada ağırlanıyor
Benim Ne/Yi m eksik
Ben kimin adsızıyım bu dünyada...
V-
Sahipsizler sana sığınıyor
Sana sığınanların bir sahibi oluyor
Bir el tutumu kadar sığınamıyorum sana
Sözde huzur bedeli ödenmiş bir otel odasında
Havayı soluğumla makaslıyorum
Sahipsizim
Sahiplenim yok
Benim Ne/Yi m eksik
Ben kimin misafiriyim bu şehirde
VI-
...ve ben de biliyorum
En güzel ikramlar gece yapılır
Gündüzler kadar helalin
Geceler kadar yabancın oluyorum bu şehirde
Nereden bakarsan bak
Ya kendime kahroluyorum
Ya da sana kahır oluyorum
Benim Ne/Yi m eksik
Ben sevda yetimi miyim bu şehirde
(Berfila hangi yağmur yıkar benim bu yetim yüreğimi)
Bekir K. Ahıskalı
20 Ağustos 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-18
I-
Azgın yelleri yoran solukların nerede
Uykularla barışmayan gözlerini düşünürken
Gökyüzünü soluğumla makaslıyorum
Berfila bu yollar sana uzuyor da...
Sana yine mi geç kaldım yoksa
Neden orada değil
Neden burada değilsin
Benim Ne/Yi m eksik
Ben kimin yolcusuyum bu yollarda...
II-
Burnumun direğini sarhoş eden o güzel kokun nerede
Gökyüzüne uçurduğun tebessümleri kim topluyor
Neden buseler yamanmıyor dudaklarıma
Berfila bahçeler sana uzanıyor da ...
Kokuna yine mi geç kaldım yoksa
Huzur orada
Hızır da orada
Benim Ne/Yi m eksik
Ben kimin bülbülüyüm bu bahçede...
III-
Bana açılacak bir çift kol yok mu?
Her yolun bir yolcusu
Her yolcunun gittiği bir yolu vardı
Nereye giderlerse gitsinler gidene sallanan eller
Nereden gelirlerse gelsinler kucak açıyorlar
Ne yolcu olabildim
Ne hancı olabildim
Benim Ne/Yi m eksik
Ben kimin misafiriyim bu handa...
IV-
İnsanoğlu neleri adlandırıyor değil mi?
Köylüm... Kasabalım diyerek kimlere alışıyor
Ne acılara tad katıyor
Kimlere katlanıyor ar'ını ad'ını bilmeden
Bana neden bir ad konulamıyor
Ar/sızı orada ağırlanıyor
Ad/sızı orada ağırlanıyor
Benim Ne/Yi m eksik
Ben kimin adsızıyım bu dünyada...
V-
Sahipsizler sana sığınıyor
Sana sığınanların bir sahibi oluyor
Bir el tutumu kadar sığınamıyorum sana
Sözde huzur bedeli ödenmiş bir otel odasında
Havayı soluğumla makaslıyorum
Sahipsizim
Sahiplenim yok
Benim Ne/Yi m eksik
Ben kimin misafiriyim bu şehirde
VI-
...ve ben de biliyorum
En güzel ikramlar gece yapılır
Gündüzler kadar helalin
Geceler kadar yabancın oluyorum bu şehirde
Nereden bakarsan bak
Ya kendime kahroluyorum
Ya da sana kahır oluyorum
Benim Ne/Yi m eksik
Ben sevda yetimi miyim bu şehirde
(Berfila hangi yağmur yıkar benim bu yetim yüreğimi)
Bekir K. Ahıskalı
20 Ağustos 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-18
Kiraz Çiçekleri (Kiraz çiçeğim ! Yokluğun bir fukaranın açlıkla imtihanı sanki)
Kiraz Çiçekleri (Kiraz çiçeğim ! Yokluğun bir fukaranın açlıkla imtihanı sanki)
Önce gündüzden getirdiğin sıcaklık
Sonra alıştığın sesler terk eder seni
Yıldızlar sadece uzaktan el sallarlar
Soluklar boğazında kör düğüm olur
Yutmak istersin ama yutamazsın
Koyu kara geceleri bitirmek zordur
Baykuş seslerine sığınamazsın…
Yeter felek, başka ağlatma
Yâr uğruna nemliyim işte…
Karanlık uzun nehirler gibi
Ne geldiği yeri bilirsin
Ne de gideceği yeri belli
Hayatla olan göbek bağını
Paslı makasıyla yeniden keser
Gözlerinde biriktirdiğin güzellik
Dizlerinden dökülüp gider
Başından sisleri dağıtmak zordur
Dermansız dertlere sarılamazsın…
Yeter felek, başka çağlatma
Yar uğruna deliyim işte
Kim çaktı bağrıma bu kıvılcımı
Unutmuştum sevmek tatlı mıydı acı mı
Ben bir aşktan bulmuşsam ilacımı
Sinemde hapis ederim göz yaşlarımı
Suyu neyleyim artık içimde sen varsan
Sevdan bağrımda pınar oldu, alnımda ter
Yeter ki ela gözlerinden bir bakış gönder
Güzel bir bakışı yakalamak zordur
Anlamsız bakışlara tutunamazsın…
Yeter felek, başka yandırma
Yar yoluna harlıyım işte
Dağlar duysun istiyorum, duysun taşlar
Böcekler bilsin, bilsin göçen eden kuşlar
Masumca duruşlar, hem işlenen suçlar
Başaklar eğilsin, toprağa fısıldasın
Denizler sevdamızı yelden öğrensin
Ela gözlüm
Sevmeyen bu hissi nereden bilsin
Koca sevdayı saklayamazsın…
Yeter felek, başka haykırtma
Yar yoluna tınılıyım işte…
Kiraz çiçeğim! Yokluğun…
Bir fukaranın açlıkla imtihanı sanki
Ya küçük sular gibi kalıyorum
Bir düzlüğün en çıkılası yerinde
Ya çok kurak topraklar gibi
Yağmur mevsiminde su dileniyorum
Pınar başında susuz kalmışım
Sen /de içmeden duramazsın
Yeter felek, başka söyletme
Ne/Yi’m kaldı bilmediğin
Yar yoluna gamlıyım işte
Bir güzelin kuluyum işte
Bekir K. Ahıskalı
Mayıs 29 2008
Utangaç bir mutluluk, Berfila-24
Önce gündüzden getirdiğin sıcaklık
Sonra alıştığın sesler terk eder seni
Yıldızlar sadece uzaktan el sallarlar
Soluklar boğazında kör düğüm olur
Yutmak istersin ama yutamazsın
Koyu kara geceleri bitirmek zordur
Baykuş seslerine sığınamazsın…
Yeter felek, başka ağlatma
Yâr uğruna nemliyim işte…
Karanlık uzun nehirler gibi
Ne geldiği yeri bilirsin
Ne de gideceği yeri belli
Hayatla olan göbek bağını
Paslı makasıyla yeniden keser
Gözlerinde biriktirdiğin güzellik
Dizlerinden dökülüp gider
Başından sisleri dağıtmak zordur
Dermansız dertlere sarılamazsın…
Yeter felek, başka çağlatma
Yar uğruna deliyim işte
Kim çaktı bağrıma bu kıvılcımı
Unutmuştum sevmek tatlı mıydı acı mı
Ben bir aşktan bulmuşsam ilacımı
Sinemde hapis ederim göz yaşlarımı
Suyu neyleyim artık içimde sen varsan
Sevdan bağrımda pınar oldu, alnımda ter
Yeter ki ela gözlerinden bir bakış gönder
Güzel bir bakışı yakalamak zordur
Anlamsız bakışlara tutunamazsın…
Yeter felek, başka yandırma
Yar yoluna harlıyım işte
Dağlar duysun istiyorum, duysun taşlar
Böcekler bilsin, bilsin göçen eden kuşlar
Masumca duruşlar, hem işlenen suçlar
Başaklar eğilsin, toprağa fısıldasın
Denizler sevdamızı yelden öğrensin
Ela gözlüm
Sevmeyen bu hissi nereden bilsin
Koca sevdayı saklayamazsın…
Yeter felek, başka haykırtma
Yar yoluna tınılıyım işte…
Kiraz çiçeğim! Yokluğun…
Bir fukaranın açlıkla imtihanı sanki
Ya küçük sular gibi kalıyorum
Bir düzlüğün en çıkılası yerinde
Ya çok kurak topraklar gibi
Yağmur mevsiminde su dileniyorum
Pınar başında susuz kalmışım
Sen /de içmeden duramazsın
Yeter felek, başka söyletme
Ne/Yi’m kaldı bilmediğin
Yar yoluna gamlıyım işte
Bir güzelin kuluyum işte
Bekir K. Ahıskalı
Mayıs 29 2008
Utangaç bir mutluluk, Berfila-24
Hâlâ Ne/Yi..m olduğunu sorma bana
Hâlâ Ne/Yi..m olduğunu sorma bana
Günlük yaşamı sırtından vuran
…huysuz bir hançer gibi
Kurallaşmış aptallıklarımız var
Bedenlerimizi gizledikçe
Ruhlarımızı daha çok ortaya döken
Bol sarhoşlu,
…kokulu karanlıklara teslim oluyoruz
Sesini duymasam da
…yokluğunu duyuyorum ya
Eski kokuları yeni kokularla karıştırıp
Sevdasal cesaretler geliştirmeli…
Unutma
Sen bedenini giyinmişsin
Ben kalbime ruhunun resmini çizmişim
Otuz yıldır ikimizde aynı kızı taşıyoruz
Bedenlerimizin nerede olduğunun ne önemi var
Bak ruhun kalbimde çırılçıplak dolaşıyor
Aynanın karşısına dikiliyor
Kendine kaş çatıp,
… yumruk sıkıyorsun
Sevdayla barışmak
Bir türlü aklına gelmiyor
Sadece senin sevdan değil ki
Her sevda kerpiç evler gibidir
Geçmişinde biraz çamur olur
Kendine diklendiğin her an
Kahrın daha bir kemirgen
Hüznün daha bir doğurgan oluyor
Oysa; ben seni,
Sayfalarının içinden mutlu öyküler geçen
öykü defteri gibi…
Dudaklarında,
Kalbimi sevdaya hamile bırakmaya hazır sözcükler
Üzerinde aynalara benim için düşmeye hazır gelinliğin
Başın göğsümde,
Kulakların nabzımı sayıyor
Rüzgar kapıları çarpıyor
Tırmandığım hiçbir zirve bu kadar akışkan değil
Merdivenler
…ayaklarımın altından akıp gidiyor
Ben soluklarını en yüksek perdeden duyuyorum
Gözlerin geçmişe ağlamaktan vazgeçmiş
Şimdiyi yakalamak üzereler diye düşlüyorum
Mendillere sarıp sarıp gizlediğimiz
Eski göz yaşlarımızı ,
Perdeleri titreten hıçkırıklarımızı
Ait oldukları zamana gömelim
…sessizliğimizi emiyorlar
Gülüşümüzü çerçevelere asmaya çalışma
Sen kabına sığmaz olunca
Bana koş!..
Havayla işbirliğine gir
Kokunu yay
Ben kokunla göz göze geleyim
İnsan buğusuyla cennetler kurmayı öğret bana
Bilek damarlarımızda tepinip duran
…yaşama gücümüzü ortaya çıkaralım
Konuşalım
Sessizlikler geçmişimizi çoğaltmasın
Hatıralarımızdan kopalım birden
Mırıltıları senfoni niyetine dinleyelim
Önce gözleri buluşuyor ya insanların
Bizde öyle olmasın işte
Gözlerin… saçların… dudakların
Neyin varsa hepsini al gel
Aşk…sevgi… ilgi… hiçbirini söyleme
Merak etme bizde her dilden sözcüklerin evi olacak
Nasıl olsa herkes aynı duyguları taşımaya başlayınca
Bu birlikteliğe bir ad verilecek
Yanı başımda duran sana
Bu kadar geç seslenişimi anlamaya çalışıyorum
Neden mi bu kadar geciktim?
Ruhunu içime geçirdiğim kız ile birlikte
Kabıma sığamaz olunca sana taştım
Hâlâ Ne/Yi..m olduğunu sorma bana
Sen gözlerimin en güzel ibadetisin
Bekir Kale Ahıskalı
Haziran 1 2008
Utangaç bir mutluluk, Berfila- 25
Günlük yaşamı sırtından vuran
…huysuz bir hançer gibi
Kurallaşmış aptallıklarımız var
Bedenlerimizi gizledikçe
Ruhlarımızı daha çok ortaya döken
Bol sarhoşlu,
…kokulu karanlıklara teslim oluyoruz
Sesini duymasam da
…yokluğunu duyuyorum ya
Eski kokuları yeni kokularla karıştırıp
Sevdasal cesaretler geliştirmeli…
Unutma
Sen bedenini giyinmişsin
Ben kalbime ruhunun resmini çizmişim
Otuz yıldır ikimizde aynı kızı taşıyoruz
Bedenlerimizin nerede olduğunun ne önemi var
Bak ruhun kalbimde çırılçıplak dolaşıyor
Aynanın karşısına dikiliyor
Kendine kaş çatıp,
… yumruk sıkıyorsun
Sevdayla barışmak
Bir türlü aklına gelmiyor
Sadece senin sevdan değil ki
Her sevda kerpiç evler gibidir
Geçmişinde biraz çamur olur
Kendine diklendiğin her an
Kahrın daha bir kemirgen
Hüznün daha bir doğurgan oluyor
Oysa; ben seni,
Sayfalarının içinden mutlu öyküler geçen
öykü defteri gibi…
Dudaklarında,
Kalbimi sevdaya hamile bırakmaya hazır sözcükler
Üzerinde aynalara benim için düşmeye hazır gelinliğin
Başın göğsümde,
Kulakların nabzımı sayıyor
Rüzgar kapıları çarpıyor
Tırmandığım hiçbir zirve bu kadar akışkan değil
Merdivenler
…ayaklarımın altından akıp gidiyor
Ben soluklarını en yüksek perdeden duyuyorum
Gözlerin geçmişe ağlamaktan vazgeçmiş
Şimdiyi yakalamak üzereler diye düşlüyorum
Mendillere sarıp sarıp gizlediğimiz
Eski göz yaşlarımızı ,
Perdeleri titreten hıçkırıklarımızı
Ait oldukları zamana gömelim
…sessizliğimizi emiyorlar
Gülüşümüzü çerçevelere asmaya çalışma
Sen kabına sığmaz olunca
Bana koş!..
Havayla işbirliğine gir
Kokunu yay
Ben kokunla göz göze geleyim
İnsan buğusuyla cennetler kurmayı öğret bana
Bilek damarlarımızda tepinip duran
…yaşama gücümüzü ortaya çıkaralım
Konuşalım
Sessizlikler geçmişimizi çoğaltmasın
Hatıralarımızdan kopalım birden
Mırıltıları senfoni niyetine dinleyelim
Önce gözleri buluşuyor ya insanların
Bizde öyle olmasın işte
Gözlerin… saçların… dudakların
Neyin varsa hepsini al gel
Aşk…sevgi… ilgi… hiçbirini söyleme
Merak etme bizde her dilden sözcüklerin evi olacak
Nasıl olsa herkes aynı duyguları taşımaya başlayınca
Bu birlikteliğe bir ad verilecek
Yanı başımda duran sana
Bu kadar geç seslenişimi anlamaya çalışıyorum
Neden mi bu kadar geciktim?
Ruhunu içime geçirdiğim kız ile birlikte
Kabıma sığamaz olunca sana taştım
Hâlâ Ne/Yi..m olduğunu sorma bana
Sen gözlerimin en güzel ibadetisin
Bekir Kale Ahıskalı
Haziran 1 2008
Utangaç bir mutluluk, Berfila- 25
Toprakta yağmur kokusu vardı belli ki o gece sen /de ağlıyordun*
Toprakta yağmur kokusu vardı belli ki o gece sen /de ağlıyordun*
Toprakta yağmur kokusu vardı
Belli ki o gece sen /de ağlıyordun
Yetimler eviydi benim yüreğim
Dudağımda
sevgiliye beyaz gelinlik giydirmek sözcüğü vardı
Yıllar önce öldürmüşlerdi,
en çok sevdiğim hayalimin babasını
Beyaz gelinliği veremeyen hayat
başka ne verebilir ki diyerek
Kendi ellerimle enkaza gömmüştüm ümitlerimin anasını
Düşlerim uykularım çalınınca bir başka yetim kalmışlardı
Sonra sen avuçlarında yüreğinle çıkıp gelmiştin
Cevapları tam bilemeyen öğrenci gibiydi bakışların
Toprakta yağmur kokusu vardı
Belli ki sen /de ağlıyordun
Ömrümden bir yaprağı daha koparken felek
Erken aydınladı karanlık gecem
Ağaçlar giyinmiş, raks ediyordu yaprak
Küçüktü tomurcuk, yavruydu düğmeler
Rüzgara baş eğerken sarı tomurcuk
Bülbülün bağrına firak düşerdi
Şafağa düştükçe sıcak soluğun
Çoban kavalında bir ninni melerdi
Söylenen ninniye inat
Dudağımda taze bir tebessüm açardı
Güneşte bir başka yakıcılık vardı
Belli ki sen /de gülümsüyordun
Zamanı, zulmetten savururken rüzgar
Yaprakları dinle! Her uğultu binlerce ninni söyler
Aşkın bir başka bestesi rüzgardaki her ses
Alnıma dökülen saç bir masaldan firar etmiş olurdu
Alın yazım erkenden uykuya yatardı
Belli ki sen /de sayıklıyordun
Yüreğim çarpıyor bu dar kafeste
Gözlerim dallarda, kulağım seste
Susturma rüzgarı, bağlatma dilimi
Kamus ağlar şairin dili her bağladığında
Sözcükler yanar tutuşur, şairler ağladığında
Ben her derin soluk aldığımda
Göğsüm kabarır omuzlarım kalkardı
Belli ki sen /de hıçkırıyordun
Şairin evinde düzen bozulsun,
Masanın üstünde gözlük ve kalem
Duvarda asılı resmin yan dursun
Sözcükler bir bir kırsın kirişi
Firar etsin semboller gözlerimden
Öksürük sallasın ciğerlerimi
Gün akşam olmasın ölümden konuşmayalım
Çay çiçeği kokusu sinmiş saçlarına
Dokunayım… koklayayım…
Sen ol toy düğünümün bezeği
Sevda beynime ağını bırakırdı
Belli ki sen /de bağlanıyordun
Kırıldı yüreğim, camdan yansıdı
Seni gören gözüm, beni yadsıdı
Buruktu sevdam, öksüzdü sensiz
Öksüzler herkesten daha yalnızdı
Yetimler eviyken benim yüreğim
Bir mayıs akşamıydı
Toprakta yağmur kokusu vardı
Ben; sana sevdalanıyordum
Sen; sevme diye yalvarıyordun
Güvencin gibi ürkek yüreğin vardı
Belli ki sen /de korkuyordun
Ben; bir sevda ok’uydum, yayından fırlatılan
Sen; bir sevda hedefiydin, ok’un önüne konulan
Toprakta yağmur kokusu vardı
Bir güç beni sana yolluyordu
Belli ki sen /de bekliyordun
(Ömrüme sen geldin N...)
Bekir Kale Ahıskalı
Mayıs 27 2008
Utangaç bir mutluluk, Berfila 23
Toprakta yağmur kokusu vardı
Belli ki o gece sen /de ağlıyordun
Yetimler eviydi benim yüreğim
Dudağımda
sevgiliye beyaz gelinlik giydirmek sözcüğü vardı
Yıllar önce öldürmüşlerdi,
en çok sevdiğim hayalimin babasını
Beyaz gelinliği veremeyen hayat
başka ne verebilir ki diyerek
Kendi ellerimle enkaza gömmüştüm ümitlerimin anasını
Düşlerim uykularım çalınınca bir başka yetim kalmışlardı
Sonra sen avuçlarında yüreğinle çıkıp gelmiştin
Cevapları tam bilemeyen öğrenci gibiydi bakışların
Toprakta yağmur kokusu vardı
Belli ki sen /de ağlıyordun
Ömrümden bir yaprağı daha koparken felek
Erken aydınladı karanlık gecem
Ağaçlar giyinmiş, raks ediyordu yaprak
Küçüktü tomurcuk, yavruydu düğmeler
Rüzgara baş eğerken sarı tomurcuk
Bülbülün bağrına firak düşerdi
Şafağa düştükçe sıcak soluğun
Çoban kavalında bir ninni melerdi
Söylenen ninniye inat
Dudağımda taze bir tebessüm açardı
Güneşte bir başka yakıcılık vardı
Belli ki sen /de gülümsüyordun
Zamanı, zulmetten savururken rüzgar
Yaprakları dinle! Her uğultu binlerce ninni söyler
Aşkın bir başka bestesi rüzgardaki her ses
Alnıma dökülen saç bir masaldan firar etmiş olurdu
Alın yazım erkenden uykuya yatardı
Belli ki sen /de sayıklıyordun
Yüreğim çarpıyor bu dar kafeste
Gözlerim dallarda, kulağım seste
Susturma rüzgarı, bağlatma dilimi
Kamus ağlar şairin dili her bağladığında
Sözcükler yanar tutuşur, şairler ağladığında
Ben her derin soluk aldığımda
Göğsüm kabarır omuzlarım kalkardı
Belli ki sen /de hıçkırıyordun
Şairin evinde düzen bozulsun,
Masanın üstünde gözlük ve kalem
Duvarda asılı resmin yan dursun
Sözcükler bir bir kırsın kirişi
Firar etsin semboller gözlerimden
Öksürük sallasın ciğerlerimi
Gün akşam olmasın ölümden konuşmayalım
Çay çiçeği kokusu sinmiş saçlarına
Dokunayım… koklayayım…
Sen ol toy düğünümün bezeği
Sevda beynime ağını bırakırdı
Belli ki sen /de bağlanıyordun
Kırıldı yüreğim, camdan yansıdı
Seni gören gözüm, beni yadsıdı
Buruktu sevdam, öksüzdü sensiz
Öksüzler herkesten daha yalnızdı
Yetimler eviyken benim yüreğim
Bir mayıs akşamıydı
Toprakta yağmur kokusu vardı
Ben; sana sevdalanıyordum
Sen; sevme diye yalvarıyordun
Güvencin gibi ürkek yüreğin vardı
Belli ki sen /de korkuyordun
Ben; bir sevda ok’uydum, yayından fırlatılan
Sen; bir sevda hedefiydin, ok’un önüne konulan
Toprakta yağmur kokusu vardı
Bir güç beni sana yolluyordu
Belli ki sen /de bekliyordun
(Ömrüme sen geldin N...)
Bekir Kale Ahıskalı
Mayıs 27 2008
Utangaç bir mutluluk, Berfila 23
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila
I
Nedensiz değildir hiçbir endişe
Alnına gökten bir damla düşse
Coşar yanağından aşağı seller
Bir taşın tenine nemler sarılsa
Gözlerin yosun yeşiline döner
Nedensiz değildir hiçbir endişe
En güzel şarkıyı gözlerin söyler
Aldanmam dudaktan akan ezgiye
Dudağımla tadar gözlerimle görür
Yüreğimle yalvarırım “gel” diye
Sen gülünce içime bir ateş yürür
En güzel şarkıyı gözlerin söyler
Saatleri bırak çocuklar kursun
Çıngırak istedikleri zamanı vursun
Efe’ler, Aslı’lar mutluysa bu oyunda
Benim gibi sende mutlu olursun
Gülen çocuğa bak gençliğinde soyunda
Saatleri bırak çocuklar kursun
II
Lisan yetmez her şeyi anlatmaya
Bazen parmak uçlarıyla yalvarır
Avuçlarıyla gözyaşı döker insan
Bilinmez hangi hesap nasıl kurtarır
Pınar başında susuz kaldıysan
Lisan yetmez her şeyi anlatmaya
İçinden sevmeyi yeniden keşfet
Beklenen yağmur göklerden gelsin
Bırak! hiç işmar etme ne de el salla
Teninin ısısı güneşte gölgelensin
Sevdiğin güzeli düşlerinde ağırla
İçinden sevmeyi yeniden keşfet
Hayır, kıvılcımlarla oyalayamazsın beni
Şimdi gözlerinden bir yıldırım yuttum
Nerede kaldı neşter beni kim durduracak
Nice dertler gördüm, yüreğimde uyuttum
Bendeki aşk yarası… kesilirse iyileşecek
Hayır, kıvılcımlarla oyalayamazsın beni
Ah! O şarkı bendim Ferhat’a dağı deldiren
Çaresiz bir çocuk ağlıyordu, halay içinde
Bilirdi ki umudunu yitirenler yarı ölüdür
Yetime kulak kesil onun ki başka biçimde
Her aşkın bestesi, türküsü türlü türlüdür
Ah! O şarkı bendim Ferhat’a dağı deldiren
Nedensiz değildir bendeki bu bekleyiş
Aklıma düşünce yalın ayak hallerin
Yüreğindeki sızıyı gözlerime dizerim
Bir yolun bağrına düşse ayak izlerin
Bana çıkar mı diye yollarını gözlerim
Nedensiz değildir bendeki bu bekleyiş
III
Bülbüller gülistanda feryat ettikçe
Dikenlerin nöbeti hiç bitmeyecek
Boş kovanlar korkutacak serçeyi
Kartalların gökteki hükmü sürecek
Yarasalar mesken tutacaklar geceyi
Bülbüller gülistanda feryat ettikçe
Ağlama artık!... sevdaya geç değiliz
Leyla’yı seyret/ki gelinliği yapraktan
Havayı yalayınca dudaktaki derin “ah”
Şirin’e bir bak boğulacak mutluluktan
Yüzüne tebessüm düşür utansın sabah
Ağlama artık!... sevdaya geç değiliz
(Berfila ellerimi karanlıktan kurtaran kadın)
Bekir Kale Ahıskalı
Haziran 9 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-1
I
Nedensiz değildir hiçbir endişe
Alnına gökten bir damla düşse
Coşar yanağından aşağı seller
Bir taşın tenine nemler sarılsa
Gözlerin yosun yeşiline döner
Nedensiz değildir hiçbir endişe
En güzel şarkıyı gözlerin söyler
Aldanmam dudaktan akan ezgiye
Dudağımla tadar gözlerimle görür
Yüreğimle yalvarırım “gel” diye
Sen gülünce içime bir ateş yürür
En güzel şarkıyı gözlerin söyler
Saatleri bırak çocuklar kursun
Çıngırak istedikleri zamanı vursun
Efe’ler, Aslı’lar mutluysa bu oyunda
Benim gibi sende mutlu olursun
Gülen çocuğa bak gençliğinde soyunda
Saatleri bırak çocuklar kursun
II
Lisan yetmez her şeyi anlatmaya
Bazen parmak uçlarıyla yalvarır
Avuçlarıyla gözyaşı döker insan
Bilinmez hangi hesap nasıl kurtarır
Pınar başında susuz kaldıysan
Lisan yetmez her şeyi anlatmaya
İçinden sevmeyi yeniden keşfet
Beklenen yağmur göklerden gelsin
Bırak! hiç işmar etme ne de el salla
Teninin ısısı güneşte gölgelensin
Sevdiğin güzeli düşlerinde ağırla
İçinden sevmeyi yeniden keşfet
Hayır, kıvılcımlarla oyalayamazsın beni
Şimdi gözlerinden bir yıldırım yuttum
Nerede kaldı neşter beni kim durduracak
Nice dertler gördüm, yüreğimde uyuttum
Bendeki aşk yarası… kesilirse iyileşecek
Hayır, kıvılcımlarla oyalayamazsın beni
Ah! O şarkı bendim Ferhat’a dağı deldiren
Çaresiz bir çocuk ağlıyordu, halay içinde
Bilirdi ki umudunu yitirenler yarı ölüdür
Yetime kulak kesil onun ki başka biçimde
Her aşkın bestesi, türküsü türlü türlüdür
Ah! O şarkı bendim Ferhat’a dağı deldiren
Nedensiz değildir bendeki bu bekleyiş
Aklıma düşünce yalın ayak hallerin
Yüreğindeki sızıyı gözlerime dizerim
Bir yolun bağrına düşse ayak izlerin
Bana çıkar mı diye yollarını gözlerim
Nedensiz değildir bendeki bu bekleyiş
III
Bülbüller gülistanda feryat ettikçe
Dikenlerin nöbeti hiç bitmeyecek
Boş kovanlar korkutacak serçeyi
Kartalların gökteki hükmü sürecek
Yarasalar mesken tutacaklar geceyi
Bülbüller gülistanda feryat ettikçe
Ağlama artık!... sevdaya geç değiliz
Leyla’yı seyret/ki gelinliği yapraktan
Havayı yalayınca dudaktaki derin “ah”
Şirin’e bir bak boğulacak mutluluktan
Yüzüne tebessüm düşür utansın sabah
Ağlama artık!... sevdaya geç değiliz
(Berfila ellerimi karanlıktan kurtaran kadın)
Bekir Kale Ahıskalı
Haziran 9 2008
Utangaç Bir Mutluluk, Berfila-1
Ben hırçın bir çığlığım Berfila (10)
Ben hırçın bir çığlığım
Ayrılık anını takvimlerden koparan
Kaba ve kırıcı sessizliği katleden
Bende yalçın kayalar gibiyim
Kıyılarımı süpüren
Dalgalara boyun eğmem/ eğemem Berfila,
Ben arsız bir sevdayım
Gözleri silik bir lehçe olsa da kullandığım dilin
Yağmurlardan daha çok konuşmalıyım
Bende yüce dağlar gibiyim
İçimdeki yalnızlık bedenimi yırtıyor diye
Gölgeden dağları sevmem/sevemem Berfila,
Ben sevdadan müteşekkilim
Bana insanlık veren
Ne kalemimdir ne de kelamım
Bende çekilen sevdalar gibiyim
Darıdan bir lokmayla kandırılıp
Pazar tezgahlarında satılmam/satılamam Berfila,
Ben sevda çölünde bedeviyim
Ateştendir bastığım topraklar
Kimsenin uğramadığı çeşmelerim yoktur
Kumlara düşen gölgemin bile teni alev alevdir
Bende evladı sürgüne giden analar gibiyim
Yüreğimden kum fırtınaları akıtırım lakin
Göz pınarlarımda çölleşmem/çölleşemem Berfila
Ben bu dalın bülbülüyüm
Saçına yel değmesin diye
Tüm rüzgarları içime çekerim
Mesken edinmişimdir açtığın dalı
Nöbet tutar, emir bekler secde ederim
Bende sevdasına sevdalı Mecnun gibiyim
Bir başka gül ile elleşmem/elleşemem Berfila
Anla artık Berfila
Bir sana pervaneyim
Yalnız sana divaneyim
Bende sadık bir buse gibiyim
Başka dudaklara düşmem/düşemem Berfila
Bekir Kale Ahıskalı
Mart 10, 2008
Utangaç bir mutluluk, Berfila-10
Ayrılık anını takvimlerden koparan
Kaba ve kırıcı sessizliği katleden
Bende yalçın kayalar gibiyim
Kıyılarımı süpüren
Dalgalara boyun eğmem/ eğemem Berfila,
Ben arsız bir sevdayım
Gözleri silik bir lehçe olsa da kullandığım dilin
Yağmurlardan daha çok konuşmalıyım
Bende yüce dağlar gibiyim
İçimdeki yalnızlık bedenimi yırtıyor diye
Gölgeden dağları sevmem/sevemem Berfila,
Ben sevdadan müteşekkilim
Bana insanlık veren
Ne kalemimdir ne de kelamım
Bende çekilen sevdalar gibiyim
Darıdan bir lokmayla kandırılıp
Pazar tezgahlarında satılmam/satılamam Berfila,
Ben sevda çölünde bedeviyim
Ateştendir bastığım topraklar
Kimsenin uğramadığı çeşmelerim yoktur
Kumlara düşen gölgemin bile teni alev alevdir
Bende evladı sürgüne giden analar gibiyim
Yüreğimden kum fırtınaları akıtırım lakin
Göz pınarlarımda çölleşmem/çölleşemem Berfila
Ben bu dalın bülbülüyüm
Saçına yel değmesin diye
Tüm rüzgarları içime çekerim
Mesken edinmişimdir açtığın dalı
Nöbet tutar, emir bekler secde ederim
Bende sevdasına sevdalı Mecnun gibiyim
Bir başka gül ile elleşmem/elleşemem Berfila
Anla artık Berfila
Bir sana pervaneyim
Yalnız sana divaneyim
Bende sadık bir buse gibiyim
Başka dudaklara düşmem/düşemem Berfila
Bekir Kale Ahıskalı
Mart 10, 2008
Utangaç bir mutluluk, Berfila-10
Etiketler:
Ben hırçın bir çığlığım Berfila (10)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)